Japon yeni (JPY), ABD doları (USD) karşısında 40 yılın en düşük seviyesine gerilerken, Japonya Maliye Bakanı Katsunobu Kato Pazartesi günü yaptığı açıklamada hükümetin döviz piyasalarına müdahale etmeye hazır olduğunu bildirdi. Kato, son dönemdeki yen hareketlerinin "hızlı ve tek taraflı" olduğunu belirterek, aşırı oynaklığa karşı gerekli adımları atacaklarını söyledi. Bu açıklama, yenin 160 seviyesini test etmesinin ardından geldi. Analistler, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) faiz artırımına gitmemesi ve ABD faizlerinin yüksek kalmasının yen üzerindeki baskıyı artırdığını vurguluyor.
Yenin düşüşünün arka planı: Faiz farkı ve spekülasyon
Japon yeni, 2024 yılı boyunca ABD doları karşısında istikrarlı bir şekilde değer kaybetti. Bunun temel nedeni, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faizleri yüksek tutmasına karşın BOJ'un ultra gevşek para politikasını sürdürmesi. Faiz farkı, yatırımcıları düşük faizli yenden borçlanıp yüksek faizli dolara yatırım yapmaya (carry trade) yöneltti. Eylül ayında yen 161 seviyesini görerek 1986'dan bu yana en düşük düzeye ulaştı. BOJ, Temmuz ayında faizi %0,25'e çıkarsa da bu artırımın yetersiz kaldığı düşünülüyor. Maliye Bakanı Kato, "Spekülatif hareketlere karşı tüm seçenekleri masada tutuyoruz" dedi.
Japonya hükümeti, Temmuz ve Ağustos aylarında toplam 9,8 trilyon yen (yaklaşık 62 milyar dolar) harcayarak piyasaya müdahale etmişti. Ancak bu müdahalelerin kalıcı etkisi sınırlı kaldı. Ekonomistler, BOJ'un faiz artırımına gitmemesi halinde yenin 170 seviyelerine kadar gerileyebileceğini öngörüyor. Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba da geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada "aşırı döviz oynaklığının istenmeyen bir durum olduğunu" belirterek müdahale sinyali verdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya piyasaları ve ticaret savaşları
Yenin zayıflaması, Asya'nın diğer ihracatçı ekonomileri üzerinde baskı yaratıyor. Güney Kore wonu ve Çin yuanı da benzer baskılarla karşı karşıya. Özellikle Çin, ihracat rekabetçiliğini korumak için yuanı zayıf tutma eğiliminde. Ancak Japonya'nın müdahalesi, bölgesel bir kur savaşını tetikleyebilir. ABD Hazine Bakanlığı, Japonya'nın müdahalelerini yakından izliyor; ancak şu ana kadar herhangi bir uyarı yapılmadı. Küresel ticaret dengeleri açısından, zayıf yen Japon ihracatçılarına avantaj sağlarken, ithalat maliyetlerini artırarak iç talebi baskılıyor.
Bu durum, özellikle enerji ve gıda ithalatına bağımlı Japonya'da enflasyonu yukarı çekiyor. Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi halinde faizleri daha da artırabileceğini sinyallemişti. Ancak piyasalar, BOJ'un sıkılaşma adımlarının yavaş olacağını fiyatlıyor. Bu belirsizlik, küresel yatırımcıların risk iştahını da etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yenin düşüşü, Türkiye ekonomisini doğrudan değil, dolaylı yollardan etkileyebilir. Doların yen karşısında güçlenmesi, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de baskı yaratabilir. Türk lirası, benzer şekilde yüksek faiz farkına rağmen değer kaybı yaşıyor. Ayrıca, Japonya'nın Türkiye'ye yönelik doğrudan yatırımları ve ticareti (otomotiv, elektronik) zayıf yen sayesinde Japon ihracatçılar için daha cazip hale gelebilir. Ancak, küresel risk iştahının azalması ve doların güçlenmesi, Türkiye gibi kırılgan ekonomiler için sermaye çıkışı riskini artırabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin döviz rezervlerini güçlendirme ve enflasyonla mücadele politikalarını sıkı tutması önemini koruyor.