Dünya Bankası, küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında kaynaklarının yüzde 45'ini iklim projelerine ayırma hedefini terk etme kararı aldı. Banka yetkilileri, bu kararın müşteri ülkelerden gelen talebin azalmasından değil, tam tersine talebin güçlü olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Yeni strateji kapsamında, iklim dostu projelere verilen öncelik azalmayacak ancak belirli bir oran hedefi yerine esnek bir yaklaşım benimsenecek. Bu gelişme, gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanına erişimini nasıl etkileyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Dünya Bankası, 2019 yılında iklim değişikliğiyle mücadele için 2021-2025 döneminde kaynaklarının yüzde 35'ini iklim projelerine ayırma hedefi koymuş, 2023'te bu oranı yüzde 45'e çıkarmıştı. Ancak banka şimdi, bu katı oran hedefini esnek bir çerçeveye dönüştürüyor. Banka yetkilileri, müşteri ülkelerin iklim ko-benefits (iklimle bağlantılı faydalar) içeren projelere talebinin güçlü olduğunu, ancak her ülkenin ihtiyaçlarının farklı olduğunu vurguluyor. Yeni yaklaşımda, projelerin iklim etkisi daha bütüncül bir şekilde değerlendirilecek ve kaynaklar ülkelere özel olarak tahsis edilecek.
Karar, özellikle çevre örgütleri ve bazı gelişmekte olan ülkeler tarafından eleştirildi. The Guardian'ın haberine göre, iklim aktivistleri bu kararın iklim finansmanı taahhütlerinin zayıflamasına yol açabileceğini belirtiyor. Dünya Bankası ise amaçlarının aynı kaldığını, sadece yöntemin değiştiğini savunuyor. Bankanın yeni stratejisi, 2025 yılında yürürlüğe girecek ve önümüzdeki aylarda detaylandırılacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Dünya Bankası'nın bu hamlesi, küresel iklim finansmanı tartışmalarının hararetli olduğu bir dönemde geliyor. Gelişmiş ülkelerin, 2009'da vaat ettikleri yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanını ancak 2022'de gerçekleştirebildiği biliniyor. Gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğine uyum ve yeşil dönüşüm için çok daha fazla kaynağa ihtiyaç duyuyor. Dünya Bankası'nın esnek yaklaşımı, bu kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayabileceği gibi, aynı zamanda iklim taahhütlerinin sulandırılması riskini de taşıyor. Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki birçok ülke, Dünya Bankası'nın iklim projelerini ana kredi portföyünün bir parçası haline getirmesini bekliyordu. Bu karar, özellikle iklim değişikliğinden en çok etkilenen yoksul ülkeler için belirsizlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Dünya Bankası'nın önemli müşteri ülkelerinden biri ve son dönemde yeşil dönüşüm için bankadan kredi sağlıyor. Dünya Bankası'nın iklim projelerine yönelik oran hedefini terk etmesi, Türkiye'nin iklim finansmanına erişimini doğrudan etkilemeyebilir. Ancak esnek yaklaşım, Türkiye gibi orta gelirli ülkelerin proje bazlı değerlendirilmesi anlamına geliyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve iklim değişikliğine uyum projeleri için Dünya Bankası kredilerine bağımlılığı göz önüne alındığında, bankanın yeni stratejisinin Türkiye'nin yeşil dönüşüm hedeflerine etkisi yakından izlenmelidir. Ayrıca Türkiye, gelişmekte olan ülkeler adına iklim finansmanı müzakerelerinde aktif rol oynadığı için bu kararın küresel müzakerelere yansıması da önem taşıyor.