Japonya'ya yönelik gelen turizm, mayıs ayında da düşüşünü sürdürdü. Ülkeye gelen yabancı ziyaretçi sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12 azalarak 1,2 milyon kişi oldu. Bu düşüşte, uluslararası uçuş ağlarındaki daralma ve özellikle Çin'den gelen turist sayısındaki uzun süreli gerileme başlıca etkenler olarak öne çıkıyor. Japonya Ulusal Turizm Örgütü (JNTO) verilerine göre, mayıs ayında ülkeye gelen yabancı sayısı, pandemi öncesi 2019 yılının aynı dönemine göre ise yüzde 30 daha düşük seyretti.
Uçuş kapasitesindeki azalma turizmi vurdu
Japonya'ya yönelik uluslararası uçuş sayılarındaki azalma, turizmdeki toparlanmayı baltalamaya devam ediyor. Özellikle Çin, Güney Kore ve Tayvan gibi kısa mesafeli pazarlardan gelen uçuşların sayısı, pandemi öncesi seviyelerin oldukça altında. Japonya Sivil Havacılık Bürosu verilerine göre, mayıs ayında ülkeye yönelik toplam uluslararası uçuş kapasitesi, 2019'a kıyasla yüzde 25 daha düşük. Bu durum, özellikle Çin pazarından gelen talebi karşılamada yetersiz kalıyor. Çin'den Japonya'ya haftalık uçuş sayısı, pandemi öncesine göre yüzde 40 azalmış durumda. Bununla birlikte, Japonya'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar nedeniyle Rus hava sahasını kullanamayan havayolları, rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Bu da uçuş sürelerini ve maliyetleri artırarak talep üzerinde baskı oluşturuyor.
Ayrıca, Japonya'nın sıkı vize politikaları ve zayıflayan yenin turistler için cazibe yaratmasına karşın, yüksek konaklama ve yemek fiyatları özellikle bütçe bilincine sahip gezginleri caydırıyor. Tokyo ve Osaka gibi büyük şehirlerdeki otel doluluk oranları, mayıs ayında yüzde 70'e kadar gerilerken, bu oran 2019'da yüzde 85'ti. Turizm gelirleri de ocak-mayıs döneminde yıllık bazda yüzde 8 azalarak 1,5 trilyon yene (yaklaşık 10 milyar dolar) geriledi.
Çin pazarındaki zayıflık Japonya turizminin kırılganlığını gösteriyor
Çin, pandemi öncesinde Japonya'nın en büyük turist kaynağı konumundaydı. 2019'da Japonya'yı ziyaret eden 9,6 milyon Çinli turist, toplam yabancı ziyaretçilerin yüzde 30'unu oluşturuyordu. Ancak Çin hükümetinin grup turlarına yönelik kısıtlamalarını kaldırmasına karşın, bireysel seyahatler henüz beklenen canlılığa ulaşmadı. Mayıs ayında Japonya'ya gelen Çinli turist sayısı, 2019'a göre yüzde 35 azaldı. Çin'in ekonomik yavaşlaması ve harcamalardaki ihtiyat, seyahat talebini baskılıyor. Öte yandan, Güneş Çiçeği ve Yıldız gibi diğer Asya pazarlarında da toparlanma yavaş seyrediyor. Güney Kore'den gelen turist sayısı mayısta 2019'un yüzde 20 altında kalırken, Tayvan'dan gelenler yüzde 15 daha az.
Küresel ölçekte ise Japonya'nın turizm sektörü, Asya-Pasifik bölgesindeki diğer destinasyonlara kıyasla daha yavaş toparlanıyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'ne göre, Asya-Pasifik bölgesi genelinde uluslararası turist girişleri 2019 seviyelerinin yüzde 15 altında seyrederken, Japonya bu ortalamanın oldukça gerisinde. Uzmanlar, Japonya'nın turizm sektörünün Çin pazarına aşırı bağımlılığının, bu kırılganlığı derinleştirdiğini belirtiyor. Ayrıca, ülkenin işgücü kıtlığı ve yaşlanan nüfusu, turizm hizmetlerinin kalitesini ve kapasiteyi etkiliyor. Japonya hükümeti, turizmi canlandırmak için vize kolaylıkları ve dijital pazarlama kampanyaları gibi tedbirler uygulasa da, sektörün pandemi öncesi seviyelere dönmesinin en az iki yıl alabileceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın turizmdeki durağanlığı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu küresel turizm pazarındaki rekabeti dolaylı olarak etkiliyor. Japonya'ya alternatif arayan Asyalı turistlerin, özellikle Çinli ziyaretçilerin, rotalarını Türkiye gibi daha uygun maliyetli destinasyonlara yöneltmesi olası. Zayıflayan TL, Türkiye'yi fiyat avantajı sunan bir seçenek haline getirebilir. Ayrıca, Japonya'nın turizm gelirlerindeki düşüş, küresel seyahat harcamalarının daraldığına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'nin özellikle uzak doğu pazarlarına yönelik tanıtım stratejilerini güçlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bölgesel olarak, Japonya'daki turizm zayıflığı, Asya içi seyahat akışının yeniden şekillenmesine neden olabilir. Türkiye, bu fırsatı değerlendirerek, Asya pazarındaki payını artırmak için hedefli kampanyalar düzenleyebilir.