Tokyo’nun banliyölerinden birinde, ev hanımı Maki Watanabe, derin yağda kızarttığı patlıcanlardan arta kalan yağı dikkatlice bir plastik şişeye dolduruyor. Bu küçük hareket, Japonya’nın çevre dostu jet yakıtı üretimini artırma hedefinin bir parçası. Watanabe’nin katkısı, evine yakın bir süpermarkette toplanan tonlarca atık yağ ile birleşiyor. Japonya, 2030 yılına kadar havacılık yakıtının yüzde 10’unu sürdürülebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. Bu hedef, ülkenin karbon nötr olma planlarının önemli bir ayağını oluşturuyor.
Mutfaklardan yakıt tanklarına: Atık yağın yolculuğu
Japonya’da her yıl yaklaşık 400 bin ton kullanılmış yemeklik yağ toplanıyor. Bunun büyük kısmı şimdiye kadar hayvan yemi veya sabun üretiminde kullanılıyordu. Ancak yeni nesil biyoyakıt teknolojileri, bu yağın sürdürülebilir havacılık yakıtına (SAF) dönüştürülmesini mümkün kılıyor. Ülke genelinde belediyeler ve perakendeciler, evlerden atık yağ toplama noktaları kuruyor. Tokyo’nun bazı semtlerinde, belediye çöp toplama araçları artık kullanılmış yağ şişelerini de alıyor. Toplanan yağ, rafinerilere gönderilerek hidrojenle işleniyor ve jet yakıtına dönüştürülüyor. Bu süreç, geleneksel fosil yakıtlara kıyasla karbon emisyonlarını yüzde 80’e kadar azaltabiliyor.
Japonya, SAF üretiminde Asya’da öncü olmayı hedefliyor. Ülkede şu anda ticari ölçekte SAF üreten tesis bulunmazken, 2024 yılı içinde ilk büyük rafinerinin faaliyete geçmesi bekleniyor. Cosmo Oil ve JGC Holdings gibi şirketler, yıllık 30 bin ton kapasiteli tesisler kuruyor. Hükümet ise 2030’a kadar yıllık 2 milyon ton SAF üretim kapasitesine ulaşmayı planlıyor. Bu miktar, Japonya’nın toplam jet yakıtı tüketiminin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.
Küresel yarışta Japonya’nın konumu
Sürdürülebilir havacılık yakıtı, küresel havacılık sektörünün karbon ayak izini azaltmak için kilit rol oynuyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), 2050’ye kadar karbon nötrlüğü hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için SAF kullanımının hızla artması gerekiyor. Avrupa Birliği, 2025’ten itibaren havacılık yakıtına SAF karıştırma zorunluluğu getiriyor. ABD de yeni teşviklerle SAF üretimini destekliyor. Japonya ise bu yarışta geç kalmamak için harekete geçti. Ülke, hem hammadde temini hem de teknoloji geliştirme açısından avantajlı. Evsel atık yağın yanı sıra, palmiye yağı ve alg bazlı biyoyakıtlar üzerinde de çalışılıyor. Ancak maliyetler hala yüksek: SAF, geleneksel jet yakıtından yaklaşık üç kat daha pahalı. Japonya hükümeti, maliyet farkını kapatmak için sübvansiyonlar ve vergi teşvikleri planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem coğrafi konumu hem de gelişen havacılık sektörüyle SAF üretimi için potansiyel bir merkez olabilir. Türkiye’de yılda yaklaşık 1.5 milyon ton bitkisel atık yağ toplanıyor, ancak büyük kısmı geri dönüştürülmüyor. Japonya modeli, evsel atık yağ toplama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve rafineri yatırımları için ilham verici. Türk Hava Yolları ve İstanbul Havalimanı gibi aktörler, karbon nötr hedefleri doğrultusunda SAF kullanımına yönelebilir. Ayrıca, Türkiye’nin AB ile ilişkileri bağlamında, SAF üretimi yeni bir işbirliği alanı olabilir. Enerji bağımlılığını azaltma ve yeşil dönüşüm hedefleriyle örtüşen bu alan, Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi olma vizyonuna da katkı sağlayabilir. Ancak gerekli yasal düzenlemeler ve teşvik mekanizmalarının henüz oluşturulmamış olması, Türkiye’nin bu fırsatı kaçırma riskini doğuruyor.