Japonya Başbakanı Kişida Fumio'nun Manila ziyareti, Tokyo'nun güncellenmiş 'Özgür ve Açık Hint-Pasifik' (FOIP) stratejisinin Güneydoğu Asya'daki en somut yansıması oldu. Filipinler'deki temaslarında, iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik işbirliğini derinleştiren mutabakatlar imzalanırken, kişida aynı zamanda ASEAN ülkeleriyle deniz güvenliği, altyapı ve dijital bağlantı alanlarında yeni projeler başlattı. Bu girişimler, Japonya'nın Hint-Pasifik vizyonunu yalnızca bir söylem olmaktan çıkarıp, Pasifik Adaları'na uzanan somut bir ağa dönüştürme çabasının parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: FOIP'in evrimi
Japonya'nın FOIP konsepti ilk olarak 2016 yılında eski Başbakan Abe Şinzo tarafından ortaya atılmıştı. O tarihten bu yana strateji, Hint Okyanusu'ndan Pasifik'e uzanan geniş bir coğrafyada deniz güvenliği, ekonomik kalkınma ve hukukun üstünlüğü ilkelerini merkeze alan bir vizyon olarak şekillendi. Ancak son dönemde Tokyo, bu vizyonu güncelleyerek daha kapsayıcı ve uygulanabilir bir çerçeveye kavuşturdu. Kişida'nın 2023'te açıkladığı 'Yeni FOIP Planı', özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmekte olan ülkelerle işbirliğini artırmayı, altyapı yatırımlarını hızlandırmayı ve deniz güvenliği alanındaki ortaklıkları güçlendirmeyi hedefliyor.
Manila ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar, bu yeni planın ilk somut adımları olarak öne çıkıyor. Filipinler ile yapılan görüşmelerde, Güney Çin Denizi'ndeki farkındalık artırıcı faaliyetlerin derinleştirilmesi ve kıyı devriye gemileri tedariki konusunda mutabakat sağlandı. Ayrıca, dijital altyapı ve enerji geçişi alanlarında da yeni projeler hayata geçirilecek. Bu hamleler, Japonya'nın bölgedeki varlığını yalnızca askeri bir boyutta değil, kalkınma işbirliği çerçevesinde de güçlendirme isteğini ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ASEAN'ın merkeziliği ve Pasifik Adaları
Japonya'nın FOIP stratejisinin en kritik unsuru, ASEAN ülkelerinin merkezi rolünün vurgulanması. Kişida, Manila'daki temaslarında ASEAN'ın birlik ve merkeziliğinin korunmasının önemine dikkat çekerek, Japonya'nın bölgede taraf tutmadan, ancak ortak çıkarlar doğrultusunda işbirliğini artıracağını belirtti. Bu açıklama, Çin'in artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak yorumlanıyor. Öte yandan, Pasifik Adaları'yla kurulan yeni bağlantı hatları, Tokyo'nun coğrafi olarak uzak ancak stratejik açıdan kritik bu bölgedeki nüfuzunu genişletme çabasının göstergesi. Özellikle iklim değişikliği ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi konularda Pasifik Adaları'nın ihtiyaçlarına odaklanan Japonya, burada Çin ile rekabet ediyor.
Bölgesel güvenlik dinamikleri açısından bakıldığında, Japonya'nın Filipinler'le yaptığı savunma anlaşmaları, Güney Çin Denizi'ndeki gerilimlerin arttığı bir döneme denk geldi. Filipinler'in Çin ile yaşadığı deniz ihtilafları, Tokyo'nun Manila'ya verdiği desteğin önemini artırıyor. Aynı zamanda ABD ile yürütülen müttefiklik ilişkileri çerçevesinde, Japonya'nın bölgedeki angajmanı, Washington'un Hint-Pasifik stratejisiyle de uyumlu bir görünüm sergiliyor. Kişida'nın ziyareti, böylece yalnızca ikili ilişkilerde değil, bölgesel güvenlik mimarisinin şekillenmesinde de kritik bir dönemeç olarak kayıtlara geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın Hint-Pasifik'teki bu aktif politikası, küresel güç dengelerindeki kaymaların bir parçası olarak Türkiye'yi de yakından ilgilendiren gelişmelerdir. Ankara, Asya-Pasifik bölgesine yönelik 'Asya'ya Yeniden Açılım' politikası kapsamında Japonya ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini çeşitlendirmektedir. Ayrıca Türkiye, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusunda uluslararası hukukun korunması gerektiğini savunurken, Japonya ile benzer bir pozisyonu paylaşmaktadır. Öte yandan, Pasifik Adaları ve Güneydoğu Asya'da artan Çin-Japonya rekabeti, Türkiye'nin bu bölgelerdeki ticari ve siyasi çıkarlarını etkileyebilir; Ankara'nın bu dinamikleri yakından takip etmesi, çok kutuplu dünya düzenine uyum sağlama çabası açısından önem arz etmektedir.