Tokyo'nun hemen doğusunda yer alan Chiba prefektörlüğüne bağlı Ichikawa kenti, yaklaşık 30 yıldır bir parkta düzenlenen açık hava Cuma namazına izin vermeyerek Japonya'da çokkültürlü bir arada yaşama konusunda tartışma başlattı. Kent yönetiminin kararı, caminin park kullanım iznini iptal etmesiyle başlayan süreçte, yerel Müslüman topluluğunun tepkisine yol açarken, yetkililerin kararı hangi gerekçelere dayandırdığı da soru işareti yarattı.
Gelişmenin arka planı
Ichikawa İslam Kültür Merkezi'ne bağlı cami, 1990'lı yıllardan bu yana her Cuma günü, yaklaşık 200-300 kişinin katılımıyla Satomi Parkı'nda açık hava namazı düzenliyordu. Ancak Mayıs 2024'te kent yönetimi, parkın kullanım amacına uygun olmadığı gerekçesiyle caminin başvurusunu reddetti. Yetkililer, parkın dini törenler için tahsis edilmediğini ve diğer ziyaretçilerin rahatsız olduğu yönünde şikayetler aldıklarını belirtti.
Cami yönetimi ise kararın ayrımcı olduğunu savunuyor. Cami yetkililerine göre, 30 yıldır sorunsuz yürüyen uygulama, Müslüman nüfusun artışıyla birlikte hedef haline geldi. Ichikawa'da yaşayan yabancıların sayısı son 10 yılda iki katına çıkarak 17 bini aştı; bunun yaklaşık 5 binini Müslümanlar oluşturuyor. Parkı kullanan diğer grupların da (yoga, konser gibi) etkinlikler için izin alabildiğini belirten cami, bu kararın din özgürlüğü ihlali olduğunu ifade ediyor.
Japonya'da nüfusun %99'dan fazlasını oluşturan Japonların sadece küçük bir kısmı Müslüman; ancak son yıllarda Pakistan, Bangladeş, Endonezya gibi ülkelerden gelen işçi sayısındaki artış, küçük camilerin ve açık hava namazı uygulamalarının yaygınlaşmasına neden oldu. Ülkede cami sayısı 100'ün üzerinde olmasına rağmen, birçok kentte merkezi cami bulunmuyor; bu nedenle parklar önemli bir alternatif oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olay, Japonya'nın geleneksel homojen yapısıyla artan göçmen nüfusu arasındaki gerilimi yansıtıyor. Japonya Başbakanı Fumio Kishida hükümeti, işgücü açığını kapatmak için göçmen politikalarını kısmen gevşetmiş olsa da, toplumsal uyum konusunda hâlâ büyük zorluklar yaşanıyor. Özellikle kırsal kesimde Müslümanlara yönelik önyargılar ve helal gıda gibi taleplerin karşılanması tartışma konusu. Ichikawa'da son yıllarda aşırı sağ grupların cami karşıtı protestolar düzenlediği biliniyor; kent yönetiminin kararının bu baskılar altında alınmış olabileceği düşünülüyor.
Uluslararası düzeyde ise bu karar, Japonya'nın Müslüman ülkelerle ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Japonya, Endonezya ve Malezya gibi büyük Müslüman nüfusa sahip ülkelerle ticari ve diplomatik bağlarını güçlendirmeye çalışırken, iç politikada alınan bu tür kararlar imaj zedelenmesine yol açabilir. Ayrıca, 2025 Dünya Fuarı'nı düzenleyecek olan Japonya'nın çokkültürlülük mesajına gölge düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'da yaşayan Türk toplumu da benzer sorunlarla karşılaşmaktadır. Türkiye'nin Japonya ile ikili ilişkileri güçlü olmakla birlikte, bu tür sınırlayıcı politikalar Türk vatandaşlarının dini özgürlüklerini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İslam dünyasında artan yumuşak gücü göz önüne alındığında, Japonya'daki Müslüman karşıtı eğilimler Türk-Japon ilişkilerinde hassas bir konu haline gelebilir. Türkiye, Japonya'nın göçmen ve çokkültürlülük politikalarına yönelik bu tür örnekleri izleyerek, kendi iç politikasında benzer durumlar için kıyaslama yapabilir.