Bank of Japan (BoJ), artan piyasa baskılarına rağmen parasal normalleşme sürecini kararlılıkla sürdürecek. Merkez bankasının Temmuz ayı toplantısına ilişkin Financial Times'ın Para Politikası Radarı ekibi tarafından hazırlanan son tahminler, Japon ekonomisindeki enflasyonist baskıların devam ettiğini ve politika faizinin kademeli olarak artırılacağını öngörüyor. Bu gelişme, küresel para politikalarında eşi benzeri görülmemiş bir dönüşümün parçası olarak dikkat çekiyor.
Normalleşme sürecinin arka planı
BoJ, dünyanın en büyük merkez bankaları arasında negatif faiz politikasını en son terk eden kurum olarak Mart 2024'te tarihi bir adım atmıştı. Ancak bu adım, Japonya'nın onlarca yıldır süren deflasyonla mücadelesinin ardından geldiği için oldukça temkinli bir şekilde atıldı. Banka, faiz oranlarını aşamalı olarak yükseltme ve varlık alım programlarını daraltma konusunda net bir sinyal veriyor. Uzmanlar, bu sürecin önümüzdeki aylarda da devam edeceğini, ancak küresel piyasalardaki oynaklığın ve jeopolitik risklerin, bankanın adımlarını dikkatli bir şekilde kalibre etmesini gerektirdiğini belirtiyor.
FT'nin Para Politikası Radarı raporuna göre, BoJ'un Temmuz toplantısında faiz oranlarını 15 baz puan artırması bekleniyor. Bu artış, enflasyonun hedef olan %2'nin üzerinde seyretmeye devam etmesi ve ücret artışlarının geniş tabana yayılmasıyla destekleniyor. Raporda, yenin zayıf seyretmesinin ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu beslediği vurgulanıyor. Bu durum, BoJ'un para politikasını normalleştirme konusundaki kararlılığını pekiştiren bir faktör olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya'nın para politikasındaki normalleşme, yalnızca iç piyasaları değil, küresel finansal sistem üzerinde de önemli etkiler yaratıyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki diğer ekonomiler, Japonya'nın faiz artırımlarının sermaye akımları üzerindeki etkisini yakından izliyor. Yenin güçlenmesi, Japonya'nın ihracat rekabet gücünü azaltabilirken, diğer Asya ülkeleri için deflasyonist bir etki yaratabilir. Ayrıca, Japon tahvil getirilerindeki yükseliş, küresel tahvil piyasalarında da dalgalanmalara neden oluyor.
Küresel ölçekte, Fed ve Avrupa Merkez Bankası gibi büyük merkez bankalarının faiz indirimlerine hazırlandığı bir dönemde BoJ'un aksi yönde hareket etmesi, piyasa dinamiklerini değiştiriyor. Bu durum, 'para politikası ayrışması' olarak adlandırılan bir olguyu gündeme getiriyor. Yatırımcılar, yen cinsinden varlıklara yönelerek getiri arayışına girebilir ve bu da diğer gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarına yol açabilir. Bu nedenle BoJ'un adımları, küresel risk iştahı üzerinde belirleyici bir rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Japonya ile ticaret hacmi açısından sınırlı bir bağa sahip olsa da, BoJ'un para politikası kararları dolaylı etkiler yaratabilir. Yenin güçlenmesi, Türkiye'nin Japonya'dan yaptığı ithalatı ucuzlatabilirken, Japon yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara olan ilgisi azalabilir. Ayrıca, küresel faiz oranlarındaki bu ayrışma, Türkiye'nin dış finansman koşullarını etkileyebilir. Genel olarak, BoJ'un normalleşme süreci, Türkiye için doğrudan bir risk oluşturmamakla birlikte, küresel piyasalardaki oynaklığın artması, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratabilir.