Japonya Merkez Bankası (BOJ) politika yapıcıları, bu hafta faiz oranını 1995'ten bu yana en yüksek seviyeye çıkarmalarının ardından, yıl sonuna kadar bir faiz artırımı daha yapmaya hazırlanıyor. Bloomberg tarafından yapılan bir ankete katılan ekonomistlerin yüzde 90'ı, BOJ'un Aralık ayına kadar faizleri tekrar yükselteceğini tahmin ediyor. Bu beklenti, Japonya'nın uzun süren deflasyon döneminden çıkış çabaları ve enflasyon hedeflemesi politikaları çerçevesinde şekilleniyor. Merkez Bankası, bu haftaki toplantısında kısa vadeli faiz oranını yüzde 0,25'e yükselterek, 17 yıl aradan sonra en yüksek seviyeye taşıdı. Karar, piyasalar tarafından bekleniyordu ancak BOJ Başkanı Kazuo Ueda'nın gelecekteki adımlara ilişkin yönlendirmeleri, yatırımcıların dikkatini çekti.
Gelişmenin arka planı
BOJ, Mart ayında negatif faiz politikasına son vererek, 2007'den bu yana ilk faiz artırımını gerçekleştirmişti. Bu haftaki 15 baz puanlık artışla birlikte politika faizi yüzde 0,25'e ulaştı. Ankete katılan 21 ekonomistten 19'u, BOJ'un bu yıl içinde bir faiz artırımı daha yapacağını belirtirken, çoğunluk Ekim ayını işaret etti. Ekonomistler, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi ve ücret artışlarının tüketimi canlandırması durumunda BOJ'un sıkılaşma döngüsüne devam edeceğini düşünüyor. Japonya'da çekirdek enflasyon, Nisan ayında yıllık yüzde 2,2 olarak gerçekleşti ve BOJ'un yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmaya devam ediyor. Ayrıca, büyük şirketlerin sendika talepleri doğrultusunda yüksek ücret zamları yapması, iç talebi destekleyerek enflasyon baskısını artırabilir. BOJ Başkanı Ueda, karar sonrası yaptığı açıklamada, enflasyon beklentilerinin yükselmesi durumunda faizleri artırmaya devam edeceklerini belirtti. Ancak Ueda, faiz artırımlarının hızı konusunda ihtiyatlı olunacağını ve verilere bağlı kalınacağını vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya'nın faiz artırım döngüsü, küresel piyasalarda yakından izleniyor. Uzun yıllar düşük faiz ortamında borçlanan yatırımcılar, BOJ'un sıkılaşma adımlarının carry trade işlemlerini olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor. Özellikle, Japonya'dan düşük maliyetle borçlanıp daha yüksek getirili varlıklara yatırım yapan fonlar, faiz artışlarına karşı kırılgan olabilir. Ayrıca, BOJ'un faiz artırması Japon yenini destekleyerek ABD ve Avrupa'daki ihracatçılar için rekabet avantajı yaratabilir. Asya bölgesinde ise diğer merkez bankaları da benzer sıkılaşma sinyalleri veriyor. Güney Kore Merkez Bankası ve Avustralya Merkez Bankası, enflasyonla mücadele için faiz oranlarını yüksek tutarken, Çin ise teşvik politikalarına devam ediyor. Küresel bazda, Japonya'nın normalleşmesi, özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne geçtiği bir dönemde, piyasalarda farklı bir dinamik oluşturuyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz indirim sinyalleri verirken, BOJ'un tam tersi yönde hareket etmesi, döviz kurlarında dalgalanmaya neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırımları, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel sermaye akımları üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Gelişmiş ülkelerde faizlerin yükselmesi, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açarak Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak BOJ'un adımlarının Fed ve ECB'nin politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Türkiye'nin ihracatında önemli bir paya sahip olan AB ve ABD pazarlarında, Japonya'nın rekabetçi kur politikası Türk ihracatçıları için zorluk yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Japonya ile ticari ilişkileri sınırlı olduğundan, doğrudan etki sınırlı kalacaktır. Yine de küresel faiz ortamının seyri, TCMB'nin para politikası kararlarını etkileyebilir.