Japonya Merkez Bankası (BOJ), İran'daki askeri çatışmanın küresel enerji ve emtia fiyatlarında yarattığı enflasyonist baskılar nedeniyle politika faizini 31 yılın en yüksek seviyesi olan %1,75'e yükseltti. Bu hamle, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) geçen hafta faiz artırımına gitmesinin ardından geldi. Ancak ABD Merkez Bankası (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) bu hafta yapacakları toplantılarda faizleri sabit tutması bekleniyor. BOJ'un bu kararı, ülkede uzun süredir devam eden negatif faiz politikasının sona erdiği sinyalini veriyor ve yenin değer kazanmasına yol açıyor.
Kararın arka planı: İran savaşı ve enflasyon
Japonya, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak, İran'da devam eden savaşın petrol ve doğalgaz fiyatlarında yarattığı yükselişten doğrudan etkileniyor. Son altı ayda Brent petrol varil fiyatı 95 doların üzerine çıkarken, Japonya'da TÜFE enflasyonu %3,8'e ulaşarak BOJ'un %2 hedefinin oldukça üzerinde seyretti. BOJ Başkanı Ueda Kazuo, yaptığı açıklamada, "Enflasyon beklentilerimizdeki yukarı yönlü riskler ve yılbaşından bu yana güçlenen ücret artışları, para politikasında normalleşme adımını atmamızı gerektirdi" dedi. Karar, piyasalarda bekleniyor olmasına rağmen, faiz artırımının büyüklüğü (25 baz puan) sürpriz olarak değerlendirildi.
Japonya ekonomisi, 2024 yılının son çeyreğinde %0,4 daralarak teknik resesyona girmişti. Ancak BOJ, enflasyonla mücadelenin öncelikli olduğunu vurgulayarak, büyümedeki yavaşlamaya rağmen faiz artırımına gitti. Uzmanlar, bu kararın Japonya'nın uzun süredir devam eden düşük faiz rejiminde bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Nomura Securities başekonomistlerinden Takashi Miwa, "BOJ, artık enflasyonun geçici olmadığına ikna olmuş durumda. Bu, 1990'lardaki balonun patlamasından bu yana en agresif sıkılaştırma adımı" yorumunu yaptı.
Küresel merkez bankalarında ayrışma
BOJ'un kararı, küresel merkez bankalarının para politikalarında belirgin bir ayrışmayı ortaya koyuyor. ECB, Haziran ayında faizleri 25 baz puan indirerek gevşeme döngüsüne başlarken, BOJ ters yönde hareket ediyor. Fed'in ise bu hafta faizleri değiştirmemesi bekleniyor; ancak piyasalar, Fed Başkanı Powell'ın yıl sonuna kadar faiz indirimi sinyali verip vermeyeceğini yakından takip ediyor. İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) da enflasyonun %2 hedefine yaklaşmasına rağmen, hizmet enflasyonundaki katılık nedeniyle faizleri sabit tutması öngörülüyor.
Japonya'nın faiz artırımı, küresel tahvil piyasalarında dalgalanmaya neden oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,30'a yükselirken, Japon 10 yıllık tahvil faizi %1,25'e çıkarak 2011'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Yen, dolar karşısında 140 seviyesine kadar güçlenirken, Japon ihracatçıları için kısa vadede zorluk yaratabilir. Öte yandan, BOJ'un kararı Asya piyasalarında da etkili oldu; Çin ve Güney Kore borsaları günü düşüşle kapattı. Analistler, Japonya'nın faiz artırımının küresel sermaye akımlarını yeniden şekillendirebileceğini, özellikle Asya'da diğer merkez bankaları üzerinde baskı yaratabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya’nın faiz artırımı, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel enflasyon ve faiz ortamı üzerinden dolaylı sonuçlar doğurabilir. BOJ’un sıkılaşması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını azaltabilir ve gelişmiş ülke tahvillerine yönelimi artırabilir. Bu durum, Türkiye’nin dış finansman maliyetlerini yukarı çekebilir. Ayrıca, küresel enerji fiyatlarındaki yüksek seyir, Türkiye’nin cari açığı üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) mevcut sıkı duruşu, bu tür küresel gelişmelere karşı bir tampon işlevi görse de, enflasyonla mücadelede dışsal şokların dikkatle izlenmesi gerekiyor.