Japonya Başbakanı Takaichi Sanae, selefi ve akıl hocası Abe Shinzo'nun ekonomi politikalarını anımsatan agresif bir mali genişleme paketini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Ancak uzmanlar, bu teşvik programının zamanlamasının son derece riskli olduğunu ve ülkenin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları çözmek yerine derinleştirebileceğini belirtiyor. Takaichi, kampanya vaatlerinde de öne çıkan, kamu harcamalarını artırma ve merkez bankası üzerindeki baskıyı yoğunlaştırma sözü vermişti. Ancak bu politikaların, Japonya'nın devasa kamu borcu ve yaşlanan nüfusu göz önüne alındığında sürdürülemez olduğu ifade ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Takaichi Sanae, 2024 yılında Liberal Demokrat Parti (LDP) liderliğine seçilerek başbakanlık koltuğuna oturdu. Siyasi kariyeri boyunca, özellikle Şintarō Abe'nin yakın çalışma arkadaşı olarak bilinen Takaichi, ekonomide ‘Abenomics' olarak adlandırılan politikaların daha da radikal bir versiyonunu savunuyor. Abenomics; agresif parasal genişleme, mali teşvikler ve yapısal reformların üçlü sacayağına dayanıyordu. Ancak Takaichi'nin önerdiği paket, bu politikalardan yapısal reformları çıkararak yalnızca mali ve parasal genişlemeye odaklanıyor. Bu durum, ekonomistler tarafından ‘Abenomics'in iskeleti olmadan etinden yararlanmaya çalışmak' olarak yorumlanıyor.
Japonya ekonomisi, son yıllarda düşük büyüme, deflasyonist baskılar ve artan yaşlı nüfus nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyor. Takaichi, seçim vaatlerinde aile desteklerini artırmayı, enerji fiyatlarını sübvanse etmeyi ve altyapı yatırımlarını hızlandırmayı öne çıkardı. Ancak bu harcamaların finansmanı için gereken kaynakların nasıl sağlanacağı belirsizliğini koruyor. Ülkenin kamu borcu, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 260'ına ulaşmış durumda. Bu oran, dünya genelindeki gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek seviyelerden birine işaret ediyor. Ekonomistler, bu borç yüküne rağmen yeni teşviklerin, faiz oranlarını artırabileceği ve Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) elini zayıflatabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Japonya'nın mali politikalarındaki bu yönelim, küresel ekonomi açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle, Japonya'nın dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olması nedeniyle, alınacak kararlar Asya-Pasifik bölgesindeki ticaret dengelerini etkileyebilir. Ayrıca, BOJ'un faiz oranlarını düşük tutma politikasını sürdürmesi, küresel likidite koşullarını etkileyebilir ve gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını hızlandırabilir. Ancak bu durum, enflasyonist baskıları artırarak gelişmekte olan ülkeler için yeni riskler oluşturabilir.
Uzmanlar, Takaichi'nin politikalarının Çin ile rekabette Japonya'nın elini güçlendireceğini savunanlar da var. Özellikle teknoloji ve yeşil enerji alanlarındaki yatırımlar, Japonya'nın uzun vadede rekabet gücünü artırabilir. Ancak kısa vadede bu harcamaların finansmanı, jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde savunma harcamalarını da artırmak zorunda kalan Tokyo yönetimini zor durumda bırakabilir. Japonya, savunma bütçesini 2027 yılına kadar GSYİH'nin yüzde 2'sine çıkarma hedefiyle hareket ediyor. Bu hedefle birlikte, mali teşviklerin yükü daha da ağırlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'daki bu ekonomik gelişme, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel ekonomik dengeler üzerinden dolaylı etkileri olabilir. Japonya'nın mali genişlemesi, küresel enflasyonist baskıları artırabilir ve bu da gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının faiz kararlarını etkileyebilir. Türkiye, yüksek enflasyonla mücadele ettiği bir dönemde, küresel faiz oranlarındaki olası bir artıştan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Japonya'nın Asya'daki ekonomik politikaları, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesiyle olan ticaretini etkileyebilir. Türkiye'nin, Japonya ile olan ekonomik ilişkilerini çeşitlendirme stratejisi açısından, bu sürecin yakından takip edilmesi önem taşıyor.