Japonya hükümeti, 2023 yılının Nisan-Haziran dönemine ait gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) büyüme verisini yukarı yönlü revize etti. Ülkenin Kabine Ofisi tarafından açıklanan nihai verilere göre, ekonomi yıllıklandırılmış bazda %1,4 oranında büyüdü. Bu rakam, geçtiğimiz ay açıklanan %1,0'lik öncü tahminin üzerinde gerçekleşti. Revizyonun arkasında, işletmelerin sermaye harcamalarındaki güçlü artış ve stoklardaki birikim etkili oldu. Böylece dünyanın üçüncü büyük ekonomisi, Kovid-19 sonrası toparlanma sürecinde beklenenden daha dirençli bir tablo çizdi.
Büyümenin arka planı: Sermaye harcamaları ve stoklar itici güç oldu
Kabine Ofisi'nin açıkladığı ayrıntılı verilere göre, ikinci çeyrekte GSYH bir önceki çeyreğe kıyasla %0,4 arttı. Bu, öncü tahminde öngörülen %0,3'lük artışın hafif üzerinde bir performansa işaret ediyor. Yıllıklandırılmış bazdaki %1,4'lük büyüme ise ilk tahmin olan %1,0'i geride bıraktı.
Revizyonun en önemli nedeni, şirketlerin sermaye harcamalarındaki (capex) yukarı yönlü düzeltme oldu. Öncü verilerde sermaye harcamaları çeyreklik bazda %0,3 artış gösterirken, nihai verilerde bu artış %0,6'ya yükseldi. Bu, işletmelerin ekonomik belirsizliklere rağmen yatırımlarını sürdürdüğünü gösteriyor. Ayrıca özel stoklardaki artış da büyümeye pozitif katkı sağladı; öncü verilerde stokların büyümeye katkısı sınırlıyken, revizyonla birlikte bu kalem daha belirgin hale geldi.
Öte yandan, özel tüketim harcamaları çeyreklik bazda %0,1 artışla önceki tahminle uyumlu kaldı. Ancak bu oran, Kovid-19 öncesi dönemdeki ortalama tüketim artışlarının oldukça altında. Hanehalkı harcamaları, artan enflasyon ve reel ücretlerdeki düşüş nedeniyle baskı altında. Net ihracat ise büyümeye negatif katkı yapmaya devam etti; ihracat hacmi çeyreklik bazda %0,2 azalırken, ithalat %0,3 arttı. Bu da dış talebin iç talebe kıyasla daha zayıf seyrettiğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya ekonomileri için karışık sinyaller
Japonya'nın büyüme verisi, Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik toparlanmanın seyrine dair önemli ipuçları veriyor. Çin'in beklenenden yavaş büyümesi ve emlak sektöründeki kriz, bölge ekonomileri üzerinde baskı oluştururken, Japonya'nın nispeten istikrarlı performansı dikkat çekiyor. Ancak Japonya'nın büyümesi de kırılgan; zira tüketim zayıf ve dış talep belirsiz.
Küresel ölçekte ise Japonya, ABD ve Avrupa'daki merkez bankalarının agresif faiz artırımlarının etkileriyle boğuşurken, kendi para politikasında farklı bir yol izliyor. Japonya Merkez Bankası (BOJ), uzun süredir devam eden ultra gevşek para politikasını sürdürüyor. Bu politika, yenin değer kaybetmesine neden olurken, ihracatçılar için avantaj sağlıyor ancak ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu körüklüyor. Son veriler, Japonya'da çekirdek enflasyonun %3'ün üzerinde seyrettiğini gösteriyor; bu, BOJ'un %2 hedefinin oldukça üzerinde.
Büyüme revizyonu, Japonya'nın potansiyel büyüme oranının hala düşük olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Nüfus yaşlanması ve azalan işgücü, uzun vadeli büyüme üzerinde ciddi bir sınırlama oluşturuyor. Hükümet, son dönemde çocuk bakımı ve kadın istihdamını artırmaya yönelik adımlar atsa da, bu politikaların etkileri kısa vadede sınırlı kalacak gibi görünüyor.
Öte yandan, Japonya'nın büyüme verisi küresel piyasalar tarafından yakından izleniyor. Özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası ve Çin'in ekonomik performansı, Japonya'nın ihracatı üzerinde belirleyici olacak. Japonya, otomobil ve elektronik gibi sektörlerde güçlü bir ihracatçı olsa da, küresel talep zayıflarsa büyüme aşağı yönlü baskılanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın büyüme verisi, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel ekonomi ve ticaret açısından dolaylı sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Japonya ile sınırlı düzeyde ticaret yapsa da, Japonya'nın Asya'daki ekonomik istikrarı, bölgesel tedarik zincirleri ve emtia fiyatları üzerinden Türkiye'ye yansıyabilir. Ayrıca Japonya'nın gevşek para politikası, küresel likidite koşullarını etkileyerek gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını etkiliyor. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler için Japonya'daki gelişmeler, küresel risk iştahı kanalıyla önem taşıyor. Öte yandan, Türkiye'nin Asya açılımı ve Japonya ile teknoloji işbirliği potansiyeli, uzun vadede stratejik bir boyut olarak öne çıkıyor.