Japonya, geçen ay Singapur'da düzenlenen Şanghay Diyaloğu'nda (Shangri-La Dialogue) Çin'in askeri yükselişine karşı daha net bir pozisyon alarak bölgesel güvenlik mimarisinde öne çıktı. Çin Savunma Bakanı Li Shangfu'nun üst üste ikinci kez katılmadığı forumda, Japon Başbakanı Kişida Fumio, Çin'in artan askeri faaliyetlerine karşı uyarılarda bulundu ve Hint-Pasifik bölgesinde savunma işbirliğinin genişletilmesi çağrısı yaptı. Ancak bu girişimler, Japonya'nın kendi iç siyasi engelleri ve bölgesel dinamikler nedeniyle beklenen ivmeyi kazanamıyor.
Japonya'nın Savunma Stratejisinde Dönüşüm
Japonya, 2022 yılında yayınladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesiyle, II. Dünya Savaşı sonrası benimsediği savunmacı duruştan önemli bir sapma gerçekleştirdi. Yeni strateji, Çin'in askeri modernizasyonu ve Tayvan çevresindeki gerilimler karşısında karşı saldırı kabiliyeti edinmeyi öngörüyor. Tokyo yönetimi, 2027 yılına kadar savunma harcamalarını GSYH'nin %2'sine çıkarmayı hedefliyor. Ancak bu dönüşüm, hem Japon kamuoyunda hem de bölge ülkelerinde endişeyle karşılanıyor. Güney Kore, Japonya'nın askeri genişlemesine temkinli yaklaşırken, Pasifik ada ülkeleri de Tokyo'nun bölgesel askeri varlığını artırmasına sıcak bakmıyor. Ayrıca, Japonya'nın yeni savunma politikaları, ABD'nin bölgedeki taahhütlerine bağımlılığı ve kendi silah ihracatı kısıtlamaları nedeniyle sınırlı kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya'nın çabaları, ABD, Avustralya ve Hindistan'ı içeren Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad) çerçevesinde daha geniş bir bağlama oturuyor. Ancak Çin'in ekonomik nüfuzu, bölge ülkelerinin Pekin'le ilişkilerini bozmaktan kaçınmasına yol açıyor. Filipinler ve Vietnam gibi ülkeler, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki iddialarına karşı koyarken, yine de Çin'le ticari bağlarını koruyor. Japonya'nın savunma atağı, aynı zamanda nükleer silahlanma ihtimalini gündeme getiriyor. Japonya'nın mevcut pasifist anayasası, nükleer silah geliştirmeyi yasaklıyor, ancak bazı Japon siyasetçiler bu konuda tartışma başlatmış durumda. Bölgesel istikrarsızlık ve Çin'in askeri yükselişi karşısında Japonya'nın bu yasakları gözden geçirmesi, Asya-Pasifik güvenlik mimarisini kökten değiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya-Çin eksenindeki bu gerilim, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, küresel güç dengeleri açısından önem taşıyor. Türkiye, Asya-Pasifik'te Çin ile ekonomik işbirliğini sürdürürken, aynı zamanda NATO müttefiki olarak ABD ve Japonya ile savunma alanında yakın ilişkiler geliştiriyor. Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı potansiyeli açısından, Japonya'nın silah ambargolarını kaldırma ihtimali Ankara için yeni fırsatlar doğurabilir. Ancak Türkiye, iki blok arasında denge politikası izleyerek, ne Çin'i ne de ABD ve Japonya'yı tamamen karşısına almayan bir strateji benimsiyor. Bu gelişme, Türkiye'nin çok kutuplu dünyada manevra alanını koruma çabalarıyla uyumlu bir tablo çiziyor.