Bloomberg News tarafından yapılan bir ankete göre, Japon şirketleri, bir neslin en dik borçlanma maliyetleriyle başa çıkmak için araç yelpazesini genişletiyor ve stratejik hissedarlıkların ve diğer varlıkların satışını değerlendiriyor. Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) uzun süren negatif faiz politikasını sona erdirmesi ve faiz oranlarını kademeli olarak artırmasıyla birlikte, şirketler artan borçlanma maliyetlerinin etkisini dengelemek için varlık satışları da dahil olmak üzere çeşitli önlemler üzerinde duruyor.
Gelişmenin Arka Planı
Japonya Merkez Bankası, Mart 2024'te negatif faiz oranlarını sona erdirdi ve ardından Temmuz ayında kısa vadeli politika faizini %0,25'e yükseltti. Bu, Japonya'da 2008'den bu yana en yüksek borçlanma maliyetlerine işaret ediyor. Banka, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi ve ücret artışlarının devam etmesi nedeniyle daha fazla sıkılaştırma sinyali veriyor.
Bloomberg'in anketine katılan şirketlerin yaklaşık üçte biri, artan faiz maliyetlerini dengelemek için stratejik hisselerini veya diğer varlıklarını satmayı düşündüklerini belirtti. Bu, özellikle çapraz hissedarlık uygulamalarının yaygın olduğu Japon kurumsal kültüründe önemli bir değişime işaret ediyor. Şirketler, bankalar ve sigortacılar arasındaki karşılıklı hisse sahipliği, uzun süredir iş ilişkilerini pekiştirmenin bir yolu olarak görülüyor; ancak artan maliyetler bu uygulamayı yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor.
Ankete göre, şirketlerin yaklaşık yüzde 40'ı, borçlanma maliyetlerindeki artışın işletme kârları üzerinde olumsuz etki yaratacağını öngörüyor. Bu nedenle, nakit akışlarını güçlendirmek ve bilançolarını sağlamlaştırmak için varlık satışları gündeme geliyor. Stratejik hisse satışlarının yanı sıra gayrimenkul, yan kuruluş ve iştirak satışları da değerlendiriliyor.
Japonya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (JCCI) temmuz ayında yaptığı ayrı bir anket, şirketlerin yaklaşık %14'ünün faiz oranlarındaki artıştan 'ciddi şekilde etkilendiğini' ya da 'etkilenebileceğini' söylediğini ortaya koydu. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) finansman maliyetlerinin arttığına işaret ediyor.
Japonya'nın büyük bankaları, ülkenin en büyük şirketlerinin hisselerinde önemli paylara sahip. Örneğin, Sumitomo Mitsui Financial Group ve Mitsubishi UFJ Financial Group, birçok büyük firmanın en büyük hissedarları arasında yer alıyor. Bu çapraz hissedarlık uygulaması, Japonya'da onlarca yıldır kurumsal yönetişimin bir parçası olmuş durumda. Ancak, Tokyo Borsası'nın ve kurumsal yatırımcıların baskısıyla şirketler, sermaye verimliliğini artırmak için bu hisseleri elden çıkarmaya teşvik ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya'nın para politikası normalleşmesi, küresel piyasalarda yakından takip ediliyor. BOJ'un faiz artırımları, yenin değer kazanmasına neden olabilir ve bu da Japon ihracatçılarının rekabet gücünü etkileyebilir. Ayrıca, Japonya'nın dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olması nedeniyle, buradaki gelişmeler Asya ve küresel tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkiye sahip.
Öte yandan, Japon şirketlerinin varlık satışları, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde birleşme ve satın alma (M&A) faaliyetlerini artırabilir. Satışa çıkarılan hisseler ve iştirakler, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için fırsatlar sunabilir. Bu durum, özellikle özel sermaye fonları ve yabancı şirketler için çekici olabilir. Ancak, satışların kapsamı ve hızı, piyasa koşullarına ve şirketlerin finansal durumuna bağlı olacak.
Uzmanlar, bu varlık satışlarının kurumsal yönetişim reformları açısından olumlu bir gelişme olduğunu ancak aynı zamanda Japon şirketlerinin faiz artışlarına ne kadar hazırlıklı olduklarını da gözler önüne serdiğini belirtiyor. Barclays'in Japonya baş ekonomisti Tetsufumi Yamakawa, "Şirketler artık pasif değil, aktif bir şekilde bilançolarını yönetiyorlar. Bu, Japonya'da kurumsal kültürün değiştiğinin bir göstergesi" diyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Japonya ile benzer bir ekonomik yapıya sahip olmasa da, bu gelişme küresel faiz ortamına dair önemli sinyaller veriyor. Japonya'nın faiz artırımları, gelişmekte olan ülkeler için daha sıkı finansal koşullar anlamına gelebilir. Yen'in değer kazanması, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışlarına yol açabilir. Ayrıca, Japon şirketlerinin varlık satışları, doğrudan yabancı yatırımlar açısından Türkiye için fırsatlar yaratabilir. Japon firmaları, otomotiv ve elektronik sektörlerinde Türkiye'de faaliyet gösteriyor; bu satışlardan bazılarının Türkiye'deki iştirakleri veya yan kuruluşları kapsaması halinde, yerel satın almalar veya ortaklıklar gündeme gelebilir. Genel olarak, küresel faiz artışı dalgası, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını ve kur istikrarını etkileyebilecek bir faktör olarak izlenmeli.