Japonya'nın en büyük iki menkul kıymet şirketi Nomura ve Daiwa'nın üst yöneticileri, ülke borsasındaki yükselişin 2027'ye kadar devam etmesini beklediklerini ancak yapay zeka yatırımlarında yaşanabilecek bir tersine dönüşün bu ralliyi durdurabilecek en önemli risk olduğunu açıkladı. Açıklamalar, küresel piyasaların yapay zeka kaynaklı bir balon endişesiyle dalgalandığı bir dönemde geldi.
Japon Borsalarında Rekor Beklentisi
Nomura ve Daiwa yöneticileri, Japonya hisse senedi piyasasının önümüzdeki yıllarda da yükselişini sürdüreceği öngörüsünde bulundu. Bu iyimserlik, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) yıllardır süren ultra gevşek para politikasından kademeli çıkış sinyalleri vermesine ve şirket kârlılığındaki toparlanmaya dayanıyor. Japonya borsası, özellikle teknoloji ve otomotiv sektörlerindeki güçlü performansla son dönemde dikkat çekici bir yükseliş kaydetti. Uzmanlar, kurumsal yönetişim reformları ve hisse geri alımlarının da bu ralliyi desteklediğini belirtiyor.
Ancak iki dev kurumun yöneticileri, bu iyimser senaryonun en büyük tehdidinin yapay zeka yatırımlarındaki olası bir yavaşlama olduğunu vurguluyor. Yapay zeka teknolojilerine yapılan devasa yatırımlar, son iki yıldır küresel hisse senedi piyasalarının itici gücü konumunda. Özellikle ABD'deki teknoloji devlerinin yapay zeka altyapısına yönelik harcamaları, tedarik zincirindeki birçok şirketin hisselerini rekor seviyelere taşıdı. Japonya da bu dalgadan payını aldı; yarı iletken üretim ekipmanları ve elektronik bileşen üreticileri borsanın yıldızları arasına girdi.
Nomura CEO'su, yapay zeka yatırımlarının şu an "makul" seviyelerde olduğunu ancak bu alandaki harcamaların aniden kesilmesi durumunda piyasalarda sert bir düzeltme yaşanabileceği uyarısında bulundu. Daiwa CEO'su ise yapay zeka kaynaklı iyimserliğin fiyatlamalara fazlasıyla yansımış olabileceğine işaret ederek, yatırımcıların çeşitlendirme yapması gerektiğini söyledi.
Küresel Piyasalar İçin Kritik Eşik
Yapay zeka balonu endişesi sadece Japonya ile sınırlı değil; küresel ölçekte yatırımcıların gündeminde. ABD'de Nvidia, Microsoft, Alphabet gibi şirketlerin piyasa değerleri, yapay zeka beklentileriyle tarihi zirvelere ulaştı. Ancak bu şirketlerin yapay zeka yatırımlarından elde ettiği somut kârlılık henüz beklentileri karşılamış değil. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar, yapay zeka odaklı hisse senedi fiyatlamalarının aşırı olduğu uyarısını yapıyor.
Japonya özelinde ise yapısal faktörler ralliyi destekliyor. Şirketlerin nakit birikimlerini hissedarlara dağıtması, kadın ve yabancı iş gücünün artan katılımı, deflasyondan çıkış umudu gibi etkenler, Japon borsasına olan ilgiyi canlı tutuyor. Ayrıca Warren Buffett'ın Japon ticaret şirketlerine yaptığı yatırımlar, küresel yatırımcıların Japonya'ya bakışını olumlu etkiledi.
Ancak jeopolitik riskler de göz ardı edilmiyor. ABD-Çin arasındaki teknoloji savaşı, Tayvan çevresindeki gerilim ve Orta Doğu'daki çatışmalar, küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını tehdit ediyor. Japonya, bu risklere karşı hem savunma hem de ekonomik güvenlik politikalarını sıkılaştırıyor. Yarı iletken üretimini kendi topraklarına çekmek için devlet destekli teşvikler devreye alındı.
Piyasa analistleri, yapay zeka yatırımlarındaki olası bir yavaşlamanın önce ABD teknoloji hisselerini, ardından Asya ve Avrupa piyasalarını olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Japonya'nın ihracat odaklı ekonomisi, küresel talepteki dalgalanmalara karşı hassas. Bu nedenle Nomura ve Daiwa'nın uyarısı, sadece Japonya için değil, dünya genelinde yatırımcılar için bir sinyal niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'daki bu gelişme, Türkiye ekonomisi ve piyasaları açısından dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel risk iştahı, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarını belirliyor. Yapay zeka kaynaklı bir balon patlaması, küresel piyasalarda riskten kaçışı tetikleyerek Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkelerden sermaye çıkışına yol açabilir. Ayrıca Japonya, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri; Japon yatırımları ve ticaret hacmi, küresel ekonomik yavaşlamadan olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talep daralması, ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle Türk yatırımcı ve politika yapıcılarının, Japonya'daki gelişmeleri ve yapay zeka yatırımlarındaki trendi yakından izlemesi gerekiyor.