Jamaika, Kral III. Charles'a sunulmak üzere kölelik tazminatı talebini içeren bir dilekçe hazırlıyor. Dilekçe, İngiliz hukuku kapsamında köleliğin yasallığını ve Birleşik Krallık'ın tazminat sorumluluğunu sorguluyor. Jamaika hükümeti, İngiltere ziyareti sırasında bu talebi resmen iletecek. Tazminat hareketi, Atlantik köle ticaretinin yol açtığı tarihsel adaletsizliklerin telafi edilmesi çağrılarını yeniden gündeme getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Jamaika'nın tazminat talebi, yıllardır süren bir aktivizmin sonucu. Ülke, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren İngiliz sömürge yönetimi döneminde şeker kamışı plantasyonlarında köleleştirilen yüz binlerce Afrikalının acılarını hatırlıyor. 1834'te kölelik kaldırıldığında, İngiliz hükümeti köle sahiplerine 20 milyon sterlin tazminat ödemiş, ancak köleleştirilen insanlara veya onların torunlarına herhangi bir ödeme yapılmamıştı. Bu mali miras, Jamaika'nın ekonomik kalkınmasını olumsuz etkiledi.
Jamaika Ulusal Tazminat Konseyi, 2021'de Kraliyet ailesinden resmi bir özür ve tazminat talep etmişti. Konsey, dilekçede İngiliz hukukunun köleliği yasal bir kurum olarak tanımasının, Birleşik Krallık'ın bu suçtan doğrudan sorumlu olduğunu gösterdiğini savunuyor. Ayrıca, Kraliyet ailesinin köle ticaretinden elde edilen gelirlerden faydalandığı belgelerle ortaya konmuş durumda. Kral III. Charles, henüz resmi bir özür dilemedi, ancak geçmişte kölelikten duyduğu üzüntüyü ifade etmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Jamaika'nın girişimi, Karayipler ve Afrika'daki tazminat hareketleriyle paralellik gösteriyor. Barbados, Guyana ve diğer Karayip ülkeleri de benzer taleplerde bulunmuş, bazıları İngiliz kurumlarına karşı yasal süreç başlatmıştı. Afrika Birliği, sömürgecilik ve kölelik için tazminatı resmen destekliyor. Birleşmiş Milletler, 2014'te kölelikten kurtulanların onuruna bir anma yılı ilan etmişti ancak bağlayıcı bir tazminat mekanizması oluşturulmadı.
İngiltere'de hükümet, tazminat ödemeye sıcak bakmıyor. Başbakan Rishi Sunak, geçmişte kölelik için özür dilemeyi reddetmiş, bunun yerine mevcut eşitsizliklerle mücadeleye odaklanılması gerektiğini söylemişti. Ancak kamuoyu baskısı artıyor; bazı İngiliz kurumları, örneğin Church of England ve bazı üniversiteler, kölelikten elde ettikleri gelirleri araştırıp tazminat fonları oluşturdu. Uluslararası alanda ise Karayip ülkeleri, eski sömürgeci güçlere karşı ortak bir tazminat komisyonu kurulması çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğrudan kölelik tazminatı tartışmalarının tarafı değil; ancak bu gelişme, küresel Güney'in sömürgecilik sonrası adalet arayışının bir parçası olarak okunmalı. Türkiye, Afrika ve Karayipler ile ilişkilerini güçlendirme politikası izliyor. Tazminat hareketinin yükselişi, Batılı güçlerin tarihsel sorumlulukları konusunda uluslararası baskıyı artırabilir. Bu durum, Türkiye'nin çok kutuplu dünya vizyonuna uygun bir zemin yaratabilir ve Türkiye'nin bölgesel aktörlerle dayanışma mesajları vermesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, benzer taleplerin Osmanlı mirası üzerinden Türkiye'ye yönelik olası yansımaları dikkatle izlenmeli.