ABD Yüksek Mahkemesi'nde Salı günü alınan doğumda vatandaşlık kararına ilişkin muhalefet şerhi, Yargıç Ketanji Brown Jackson'ın sert eleştirilerine hedef oldu. Jackson, 20 sayfalık mutabık görüşünde, meslektaşı Clarence Thomas'ın 14. Anayasa Değişikliği'ni "dar bir vizyonla" yorumladığını belirtti. Mahkeme çoğunluğu, Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan herkesin otomatik olarak vatandaşlık kazanmasını öngören düzenlemeyi onaylarken, Thomas bu karara karşı çıkan azınlık arasında yer aldı.
Gelişmenin Arka Planı
Doğumda vatandaşlık hakkı, ABD Anayasası'nın 14. Değişikliği'nin 1868'de kabul edilmesinden bu yana tartışmalı bir konu olmuştur. Değişikliğin ilk bölümü, "Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan veya vatandaşlığa kabul edilen ve bu ülkenin yargı yetkisine tabi olan herkes, Amerika Birleşik Devletleri'nin ve ikamet ettikleri eyaletin vatandaşıdır" hükmünü içeriyor. Bu ifade, tarihsel olarak göçmen çocuklarının vatandaşlık kazanmasını sağlamıştır. Ancak muhafazakar çevreler, özellikle belgesiz göçmenlerin çocuklarının bu haktan yararlanmasının Anayasa'nın ruhuna aykırı olduğunu savunuyor.
Yargıç Thomas, karşı oy yazısında, 14. Değişiklik'in asıl amacının eski köleleri ve onların çocuklarını vatandaş yapmak olduğunu, ancak bugünkü uygulamanın bu sınırın çok ötesine geçtiğini öne sürdü. Jackson ise buna karşılık, Değişiklik'in metninin ve tarihsel bağlamının, doğumda vatandaşlığın evrensel bir hak olarak kabul edilmesini gerektirdiğini vurguladı. Jackson'ın görüşü, Mahkeme içindeki ideolojik ayrışmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, yalnızca Amerikan hukuku açısından değil, küresel göç ve vatandaşlık politikaları bağlamında da önem taşıyor. Dünyada doğumda vatandaşlık hakkı tanıyan ülkeler arasında Kanada, Meksika, Brezilya ve bazı Avrupa ülkeleri bulunuyor. ABD'nin bu konudaki tutumu, diğer ülkelerin göçmen entegrasyonu politikalarını da etkileyebilir. Özellikle Avrupa'da artan göçmen karşıtı söylemler ve vatandaşlık yasalarında yapılan daraltıcı değişiklikler, ABD'deki bu tartışmanın uluslararası yansımalarını daha da önemli kılıyor.
Mahkeme kararı, Başkan Joe Biden yönetiminin göçmenlik politikaları açısından da bir zafer olarak görülüyor. Biden, göreve geldiğinden bu yana doğumda vatandaşlık hakkını savunmuş ve selefi Donald Trump'ın bu hakkı kaldırma girişimlerini tersine çevirmişti. Trump döneminde doğumda vatandaşlık hakkının kaldırılmasına yönelik yürütme emirleri mahkemeler tarafından engellenmişti. Şimdi ise Yüksek Mahkeme'nin onayı, bu hakkın gelecekteki olası tehditlere karşı daha güvende olduğu anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki doğumda vatandaşlık tartışması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir konu olmasa da, küresel göç politikaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve vatandaşlık politikaları sıkça tartışılıyor. ABD'de vatandaşlık hakkının geniş yorumlanması, diğer ülkelerde de benzer uygulamaların savunulmasına gerekçe oluşturabilir. Öte yandan, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde göçmen politikaları ve vize konuları zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu karar, iki ülke arasındaki hukuki ve diplomatik diyalogda referans olarak kullanılabilir.