İzlanda, Şubat 2027'de balina avcılığını kalıcı olarak yasaklayabilecek bir yasa tasarısını meclise sunmaya hazırlanıyor. Bu adım, ticari balina avcılığına hâlâ izin veren üç ülkeden biri olan İzlanda'da hükümet üzerindeki baskının artmasıyla gündeme geldi. Tasarının kabul edilmesi hâlinde, Norveç ve Japonya dışındaki tüm ülkeler balina avcılığını yasaklamış olacak.
Balina avcılığının İzlanda'daki tarihsel ve ekonomik arka planı
İzlanda, yüzyıllardır süregelen balina avcılığı geleneğine sahip bir ülke. Ancak son yıllarda bu uygulama hem uluslararası alanda hem de ülke içinde artan tepkilerle karşılaşıyor. 1986'da Uluslararası Balina Avcılığı Komisyonu (IWC) ticari balina avcılığını yasakladı, ancak İzlanda 2006'da bu yasağı delerek ticari avcılığa yeniden başladı. O dönemden bu yana, her yıl belirli kotalarla avlanan balinalar, özellikle minke ve fin balinaları, ülkenin deniz kaynakları politikasının tartışmalı bir parçası oldu.
İzlanda'nın balina avcılığı ekonomisi, ülke GSYİH'sinin küçük bir bölümünü oluşturuyor; ancak kıyı bölgelerindeki bazı topluluklar için geleneksel bir geçim kaynağı. Buna karşın, balina eti tüketimi iç pazarda sınırlı ve ihracat pazarı da Japonya ile sınırlı kaldı. Son yıllarda, balina avcılığının turizm sektörüne zarar verdiği yönünde görüşler güçlendi. Balina izleme turları, İzlanda'nın önemli bir döviz kaynağı haline geldi ve birçok çevre örgütü, balina avcılığının bu sektörle çeliştiğini savunuyor.
Hükümet üzerindeki baskı, özellikle 2023'te balina avcılığı faaliyetlerinin geçici olarak askıya alınmasıyla arttı. O dönemde, hayvan refahı endişeleri ve avcılık yöntemlerinin acımasızlığı gerekçesiyle bazı av sezonları iptal edildi. Kamuoyu yoklamaları, İzlanda halkının çoğunluğunun balina avcılığına karşı olduğunu gösteriyor. Bu da siyasi iradeyi harekete geçiren önemli bir faktör.
Yasa tasarısının kapsamı ve olası etkileri
Şubat 2027'de sunulacak yasa tasarısı, İzlanda karasularında ticari balina avcılığını kalıcı olarak yasaklamayı hedefliyor. Tasarının detayları henüz açıklanmadı, ancak kapsamlı bir yasak öngörülüyor. Eğer meclisten geçerse, İzlanda'nın balina avcılığı filosu ve ilgili endüstrisi tamamen sona erecek. Bu, ülkenin uluslararası çevre politikalarındaki duruşunu da güçlendirecek.
Uluslararası kamuoyu, İzlanda'nın bu adımını memnuniyetle karşılayacak gibi görünüyor. Avrupa Birliği ve çevre örgütleri, uzun süredir İzlanda'ya balina avcılığını bırakma çağrısı yapıyordu. Ancak Norveç ve Japonya'nın hâlâ ticari avcılığa devam etmesi, küresel bir yasak için engel teşkil ediyor. İzlanda'nın yasak kararı, bu iki ülke üzerindeki baskıyı artırabilir ve uluslararası normların daha da güçlenmesine katkı sağlayabilir.
Öte yandan, balina avcılığı karşıtı hareket, iklim değişikliği ve okyanus koruma çabalarıyla da bağlantılı. Balinalar, deniz ekosisteminde kilit rol oynayan canlılar; besin zincirini düzenliyor ve karbon tutulmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle, balina avcılığının yasaklanması, deniz biyolojik çeşitliliğinin korunması açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın balina avcılığını yasaklama girişimi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel çevre politikaları ve deniz koruma çabaları açısından önemli bir gelişme. Türkiye, uluslararası balina avcılığı düzenlemelerine taraf olmasa da Akdeniz ve Karadeniz'deki deniz ekosistemini koruma yönünde adımlar atıyor. Bu tür yasaklar, Türkiye'nin de taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmaların ruhuna uygun. Ayrıca, balina avcılığı karşıtı küresel eğilim, Türkiye'nin çevre diplomasisinde olumlu bir imaj çizmesine katkı sağlayabilir. Norveç ve Japonya gibi ülkeler üzerindeki baskının artması, Türkiye'nin gelecekte benzer deniz koruma taahhütlerinde bulunmasını teşvik edebilir.