İzlanda'da bugün yapılan referandumda, halk Avrupa Birliği (AB) ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağı konusunda oy kullandı. Başbakan Kristrún Frostadóttir, sabah saatlerinde başkent Reykjavik'te oyunu kullandı. Anketler, sonucun başa baş olduğunu gösteriyor. Bu anayasal referandum, İzlanda'nın AB ile ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olabilir. 2009'da başlayan ancak 2015'te dondurulan müzakerelerin akıbeti, yaklaşık 270 bin kayıtlı seçmenin kararına bağlı.
Gelişmenin arka planı
İzlanda, 2008'deki büyük mali krizin ardından AB üyeliği için başvuruda bulunmuş ve 2010'da müzakerelere başlamıştı. Ancak 2013'te iktidara gelen muhafazakar koalisyon hükümeti müzakereleri askıya aldı ve 2015'te resmen geri çekti. O dönemde hükümet, üyeliğin balıkçılık ve tarım sektörlerine zarar vereceğini, egemenliği kısıtlayacağını savunuyordu. Şimdi ise başta iklim değişikliği ve güvenlik endişeleri olmak üzere yeni dinamikler, konuyu yeniden gündeme getirdi.
Başbakan Frostadóttir, merkez sol Sosyal Demokratlar'ın lideri olarak geçen yıl yapılan erken seçimlerde iktidara geldi. Frostadóttir, AB üyeliğini ülkenin geleceği için stratejik bir adım olarak görüyor. Ancak koalisyon ortağı ve kamuoyundaki bölünmüşlük, referandumun sonucunu belirsiz kılıyor. Referandum danışma niteliği taşıyor; nihai kararı parlamento verecek. Yine de sonuç, siyasi iradenin şekillenmesinde belirleyici olacak.
Balıkçılık, İzlanda ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor. AB'nin ortak balıkçılık politikası, birçok İzlandalı tarafından egemenliğe müdahale olarak algılanıyor. Bu nedenle kırsal kesimlerde ve balıkçı limanlarında 'hayır' oylarının güçlü olması bekleniyor. Buna karşın genç nüfus ve kentli seçmenler, ekonomik istikrar ve uluslararası alanda daha güçlü bir konum için 'evet' diyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İzlanda'nın AB üyeliği, Avrupa Birliği'nin Kuzey Kutbu politikalarında ve Atlantik güvenliğinde önemli bir aktör olmasını sağlayabilir. İzlanda, NATO üyesi olmasına rağmen AB üyesi değil. AB üyeliği, ülkenin Rusya'nın artan askeri faaliyetlerine karşı daha koordineli bir savunma ve güvenlik işbirliği yürütmesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, iklim değişikliği nedeniyle eriyen buzullar ve açılan yeni deniz yolları, Kuzey Kutbu'nu jeopolitik açıdan daha önemli hale getiriyor. İzlanda'nın AB üyeliği, bu bölgedeki Avrupa etkisini güçlendirebilir.
Öte yandan, İzlanda'nın üyeliği AB'nin genişleme politikası açısından da sembolik bir anlam taşıyor. Balkanlar'daki aday ülkelerin yanında, Kuzey Avrupa'dan bir ülkenin katılımı, birliğin cazibesini gösterirken, mevcut üye ülkelerin iç siyasi dinamiklerinde de yeni tartışmalara yol açabilir. Özellikle Birleşik Krallık'ın ayrılmasının ardından AB, üye sayısını artırmak konusunda temkinli bir yaklaşım sergiliyor. İzlanda'nın AB üyeliği, hem ekonomik hem de siyasi açıdan birlik için yeni bir denge unsuru olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın AB üyelik referandumu, Türkiye'nin AB süreci açısından dolaylı bir önem taşıyor. İzlanda'nın üyelik müzakerelerine yeniden başlaması, AB'nin genişleme politikasında yeni bir irade olduğunu gösterir. Bu durum, Türkiye'nin uzun süredir askıda olan müzakerelerine ilişkin beklentilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak AB'nin öncelikleri arasında İzlanda gibi küçük ve uyumlu bir ülkenin üyeliği, Türkiye gibi büyük ve tartışmalı bir ülkeye kıyasla daha kolaydır. Türkiye açısından asıl ders, AB üyeliğinin sadece siyasi iradeye değil, aynı zamanda üye ülkelerin kamuoylarındaki desteğe de bağlı olduğudur. İzlanda'daki bölünmüşlük, bu zorluğun bir yansımasıdır.