Almanya'nın devlet demiryolu şirketi Deutsche Bahn (DB), uzun yıllardır yüksek fiyatlar, gecikmeler ve altyapı sorunlarıyla eleştiriliyor. Ancak bu tekelin sonu görünüyor: İtalyan devlet demiryolu şirketi Trenitalia, Almanya iç hatlarında hızlı tren seferleri başlatmak için hazırlıklarını sürdürüyor. Şirket, Berlin-Frankfurt, Hamburg-Köln gibi yoğun hatlarda 2026 yılına kadar seferlere başlamayı planlıyor. Bu girişim, Avrupa Birliği'nin (AB) demiryolu sektöründe rekabeti artırma hedefleriyle örtüşüyor. Trenitalia'nın Almanya pazarına girmesi, Deutsche Bahn'ın tekelini kırarak fiyatların düşmesine ve hizmet kalitesinin artmasına yol açabilir. Ancak bu kolay olmayacak: DB, yıllardır süren yatırımlarla güçlü bir altyapıya sahip ve siyasi bağlantıları da cabası.
Gelişmenin arka planı: AB'nin demiryolu reformları
AB, 2016'da kabul edilen Dördüncü Demiryolu Paketi ile üye ülkelerdeki demiryolu piyasalarını rekabete açmayı hedeflemişti. Bu kapsamda, ülkelerin ulusal demiryolu şirketlerinin tekelini kırması ve özel ya da yabancı firmaların hatlara erişimini kolaylaştırması gerekiyor. Almanya, bu reformu uygulamakta en geri kalan ülkelerden biri. Deutsche Bahn, hâlâ şehirlerarası ana hatların yüzde 70'inden fazlasını kontrol ediyor. Trenitalia'nın Almanya'ya girişi, bu reformun en somut adımı olabilir. İtalyan şirket, daha önce İspanya ve Fransa'da da benzer girişimlerde bulundu; Fransa'da Paris-Lyon hattında faaliyete başladı. Şirketin CEO'su Giovanni Sâr, "Almanya büyük ve kârlı bir pazar. DB, fiyatları yüksek tutarak tüketicileri mağdur ediyor. Biz daha uygun fiyatlarla kaliteli hizmet sunabileceğimizi düşünüyoruz," dedi.
Trenitalia, Almanya'da kullanmak üzere yeni jenerasyon hızlı trenler sipariş etti. Bu trenlerin saatte 300 kilometre hıza ulaşması bekleniyor. Ancak şirketin önünde ciddi engeller var: Deutsche Bahn'a ait olan hat altyapısını kullanmak için yüksek erişim ücretleri ödemek zorunda. Ayrıca, DB'nin sahip olduğu istasyonlarda peron ve bekleme alanı tahsisi de sorunlu. Alman hükümeti, rekabeti artırmak için yeni bir düzenleyici kurum oluşturmayı planlıyor ancak bu süreç yıllar alabilir. Uzmanlar, Trenitalia'nın ilk etapta sadece birkaç hatta hizmet verebileceğini, tam anlamıyla rekabetin ise en az 5-6 yıl süreceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa demiryolu pazarında yeni denge
Trenitalia'nın Almanya'ya girişi, Avrupa demiryolu sektöründe bir domino etkisi yaratabilir. Fransa'nın SNCF'si, İspanya'nın Renfe'si ve diğer ulusal şirketler de kendi pazarlarını korumak için daha agresif stratejiler izleyebilir. Bu durum, tüketicilere daha düşük fiyatlar ve daha iyi hizmet olarak yansıyabilir. Öte yandan, Deutsche Bahn'ın tekelini kaybetmesi, şirketin mali yapısını zora sokabilir; DB'nin 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 30 milyar avro borcu bulunuyor. Bu borcun büyük kısmı, hükümetin altyapı yatırımları için sağladığı kredilere dayanıyor. Rekabet karşısında gelirleri düşen bir DB, hükümetten daha fazla sübvansiyon talep edebilir. Alman ulaştırma bakanı Volker Wissing, "Biz rekabetten yanayız ancak DB'nin iflas etmesine de izin vermeyiz," diyerek denge politikası izleneceğinin sinyalini verdi.
Küresel ölçekte ise bu gelişme, demiryolu sektöründe özelleştirme ve serbestleşme eğilimini yansıtıyor. Asya'da Japonya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerde devlet demiryolu şirketleri hâlâ baskın. Trenitalia'nın Almanya'daki başarısı, diğer bölgelerde de benzer girişimlere ilham verebilir. Ancak ABD'de demiryolu taşımacılığı daha çok yük odaklı olduğu için bu örnek doğrudan uygulanabilir değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de demiryolu sektörü, TCDD'nin tekelinde olup özel sektör katılımı sınırlıdır. Avrupa'da artan rekabet, Türkiye'nin AB ile demiryolu taşımacılığında entegrasyonunu hızlandırabilir. Özellikle Türkiye'nin, Avrupa'ya ihracatında demiryolu kullanımı artırmak istemesi, altyapı ve hizmet kalitesinde iyileştirme gerektiriyor. Trenitalia'nın Alman pazarına girişi gibi örnekler, Türkiye'de de demiryolu sektörünün serbestleşmesi yönünde bir baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin coğrafi konumu ve mevcut jeopolitik gerilimler, demiryolu taşımacılığının güvenlik boyutunu da öne çıkarıyor. Dolayısıyla, Alman örneğindeki gibi bir serbestleşme, Türkiye'de daha kontrollü ve aşamalı olarak uygulanabilir.