İtalyan savcılar, 2016 yılında Mısır'ın başkenti Kahire'de kaçırıldıktan sonra vahşice işkence görerek öldürülen İtalyan yüksek lisans öğrencisi Giulio Regeni davasında dört Mısırlı güvenlik görevlisi için ağır hapis cezaları talep etti. Roma'da 23 Haziran'da görülen duruşmada savcılar, bir Mısırlı güvenlik yetkilisi için ömür boyu hapis, diğer üç sanık için ise uzun süreli hapis cezaları istedi. Dava, Mısır-İtalya ilişkilerinde uzun süredir devam eden bir gerilimin odağında yer alıyor ve insan hakları örgütleri tarafından yakından takip ediliyor.
Giulio Regeni cinayeti ve soruşturma süreci
28 yaşındaki Cambridge Üniversitesi doktora öğrencisi Giulio Regeni, 2016 yılının Ocak ayında Kahire'de kaybolmuş ve cesedi dokuz gün sonra bir yol kenarında, ağır işkence izleri taşıyan bir halde bulunmuştu. Regeni, Mısır'daki bağımsız sendikalar üzerine araştırma yapıyordu. Mısırlı yetkililer başlangıçta olayı bir trafik kazası olarak nitelendirirken, daha sonra yapılan otopsi, gencin uzun süreli işkenceye maruz kaldığını ve vücudunda 50'den fazla kırık olduğunu ortaya koydu.
Soruşturma yıllarca sürüncemede kaldı. Mısır hükümeti, cinayetten sınır güvenliğiyle ilgisi olmayan dört kişiyi yargıladı ve onları suçlu buldu, ancak bu kişiler hiçbir zaman mahkemeye çıkarılmadı. İtalyan savcılar, cinayetin arkasında Mısır istihbaratının olduğunu iddia ederek, dört Mısırlı güvenlik görevlisini (bir albay, iki yüzbaşı ve bir astsubay) gıyaben yargılamaya başladı. Sanıklar, insan kaçırma, işkence ve cinayetle suçlanıyor.
Davanın bölgesel ve küresel boyutu
Regeni davası, Mısır'da insan hakları ihlallerini ve yargı bağımsızlığını uluslararası gündeme taşıyan sembolik bir dava haline geldi. İtalya, Mısır'ın soruşturmaya tam iş birliği yapmadığı gerekçesiyle büyükelçisini geri çekmiş ve Mısır'ı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne şikayet etmişti. Avrupa Birliği ve ABD de Mısır yönetimine baskı yapmış, ancak Sisi hükümeti suçlamaları reddetmişti.
Davanın diplomatik sonuçları ağır oldu. İtalya ile Mısır arasındaki ilişkiler yıllarca gergin kaldı. Mısır, İtalyan taleplerini egemenlik haklarına müdahale olarak nitelendirdi. İnsan hakları örgütleri ise, Mısır'da ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü konusunda ciddi endişeler olduğunu vurguluyor. 2020'de İtalya, Mısır'ın iş birliği yapmaması nedeniyle dört sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarmıştı.
Bu dava, uluslararası hukukta devletlerin yurttaşlarını koruma sorumluluğu ve diplomatik ilişkilerde adalet arayışının sınırlarını da test ediyor. Mısır, İtalyan yargılamasını tanımadığını ve sanıkları teslim etmeyeceğini açıkladı. Bu durum, uluslararası ceza adaleti mekanizmalarının zaaflarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Regeni davası, Mısır'daki insan hakları ihlalleri ve yargının bağımsızlığı konusunda uluslararası camiayı harekete geçirmiş bir dosya. Türkiye, Mısır ile son yıllarda normalleşme sürecine girmiş olsa da, bu dava Mısır güvenlik güçlerinin muhaliflere yönelik muamelesi konusunda somut bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin Kahire ile ilişkilerinde, bu tür insan hakları meselelerinin gündeme gelmesi muhtemel. Ayrıca, Türkiye'de de benzer şekilde kaybolan ve işkence gören şüphelilere ilişkin davalar bulunması, bu dosyayı Ankara açısından uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamında hassas kılıyor.