İtalya'da doğum sayısı 2025'te 355.772 olarak kaydedildi ve bu, ülkenin 1861'de birleşmesinden bu yana en düşük seviye oldu. İtalya İstatistik Kurumu (ISTAT) verilerine göre, bu düşüş eğiliminin 2026'da da devam etmesi ve doğumların rekor bir düşük seviyeye inmesi bekleniyor. Uzmanlar, ülkenin karşı karşıya olduğu demografik krizin giderek derinleştiğine dikkat çekiyor.
Doğum oranlarındaki düşüşün arka planı
İtalya, uzun süredir Avrupa'nın en düşük doğurganlık oranlarından birine sahip. 2025'teki 355.772 doğum, 2024'e göre yaklaşık 10 binlik bir azalma anlamına geliyor. Bu düşüş, ülkedeki genç nüfusun azalması, ekonomik belirsizlikler ve kadınların iş hayatına daha fazla katılması gibi faktörlerle açıklanıyor. Ayrıca, İtalya'da çocuk sahibi olma yaşı da giderek yükseliyor; ortalama ilk doğum yaşı 32'nin üzerine çıkmış durumda. Hükümet, ailelere yönelik teşvikleri artırsa da, bu politikaların doğum oranlarını kısa vadede tersine çevirmesi zor görünüyor.
ISTAT'ın önceki yıllara ait verileri, doğum sayısının 2008'den bu yana istikrarlı bir şekilde azaldığını gösteriyor. 2008'de 576 binin üzerinde doğum gerçekleşmişti. Son 15 yılda doğum sayısı neredeyse yarı yarıya düştü. Bu eğilim, İtalya'nın nüfus yapısını ciddi şekilde etkiliyor: yaşlı nüfus oranı artıyor, çalışma çağındaki nüfus azalıyor ve sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskı büyüyor.
Demografik uzmanlar, 2026'da doğum sayısının 350 binin altına inebileceğini öngörüyor. Bu, İtalya için yeni bir rekor düşüş anlamına geliyor. Ülke nüfusu da azalmaya devam ediyor; 2025 itibarıyla yaklaşık 58,8 milyon olan nüfusun, göçmen akışı olmadan daha da hızlı düşmesi bekleniyor. Ancak göç, tek başına bu açığı kapatmaya yetmiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İtalya'nın demografik krizi, Avrupa'nın genel bir sorununun parçası. Almanya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler de benzer düşük doğurganlık oranlarıyla mücadele ediyor. Avrupa Birliği, nüfus yaşlanmasının ekonomik büyüme, işgücü piyasası ve kamu maliyesi üzerindeki etkilerini yakından izliyor. İtalya özelinde, genç nüfusun azalması, ülkenin inovasyon kapasitesini ve rekabet gücünü de olumsuz etkiliyor.
Küresel olarak, düşük doğurganlık oranları birçok gelişmiş ülkede görülüyor; Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde durum daha da kritik. Ancak İtalya'nın durumu, yüksek kamu borcu ve yavaş büyüme ile birleşince, sorun daha da karmaşık hale geliyor. Hükümet, 2024'te ailelere yönelik vergi indirimleri ve çocuk yardımlarını artırmıştı, ancak bu önlemlerin etkisi sınırlı kaldı.
Öte yandan, İtalya'ya yönelik göçmen akışı, nüfus kaybını kısmen telafi ediyor. 2025'te net göçmen sayısı yaklaşık 250 bin olarak tahmin ediliyor. Ancak göçmenlerin entegrasyonu ve işgücü piyasasına katılımı, beraberinde yeni zorluklar getiriyor. Uzmanlar, kapsamlı bir nüfus politikası oluşturulmadan bu eğilimin tersine çevrilemeyeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İtalya'daki doğum oranlarındaki düşüş, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme olmasa da, Akdeniz havzasındaki demografik dengeler açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. İtalya'nın azalan genç nüfusu, uzun vadede ekonomik büyümesini ve AB içindeki ağırlığını sınırlayabilir; bu da Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni dinamikler yaratabilir. Ayrıca, her iki ülke de benzer demografik sorunlarla karşı karşıya: Türkiye'de de doğurganlık oranı düşüyor ve nüfus yaşlanıyor. İtalya'nın deneyimi, Türkiye için aile politikaları ve göç yönetimi konusunda dersler içerebilir. Ancak şu aşamada Türk dış politikası veya güvenliği üzerinde acil bir etkisi öngörülmüyor.