İtalya hükümeti, okullarda burka giyilmesini yasaklayan ve sınıf başına yabancı öğrenci sayısına üst sınır getiren yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdi. Yasağa uymayanlar 1.455,30 dolara (yaklaşık 1.350 avro) kadar para cezasıyla cezalandırılacak. Karar, ülkedeki göçmen ve Müslüman topluluklar üzerinde yeni bir baskı unsuru olarak değerlendiriliyor. Uygulama, İtalya'nın göç ve entegrasyon politikalarında sertleşmenin son halkası olarak öne çıkıyor.
Yasağın arka planı ve kapsamı
İtalya Eğitim Bakanlığı tarafından alınan karara göre, ilk ve orta dereceli okullarda yüzü tamamen kapatan burka ve peçe gibi giysilerin giyilmesi yasaklandı. Yasağın gerekçesi olarak "öğrenciler arasında eşitliğin sağlanması, iletişimin ve güvenliğin temini" gösterildi. Ayrıca, her sınıfta belirli bir oranın üzerinde yabancı uyruklu öğrenci bulunamayacağı belirtildi. Bu oranın yüzde 30 civarında olacağı ve okul yönetimlerinin bu kotayı aşamayacağı ifade ediliyor. Düzenleme, anaokulundan liseye kadar tüm kademeleri kapsıyor. Yasağa uymayan öğrencilere ve velilere para cezası kesilecek. Cezanın miktarı 1.455,30 dolar olarak açıklandı. Bu tutar, İtalya'da ortalama bir işçinin yaklaşık bir aylık maaşına denk geliyor.
Karar, İtalya'da uzun süredir tartışılan bir konuyu yeniden gündeme getirdi. Ülkede 2011 yılından bu yana bazı yerel yönetimler tarafından burka yasağı uygulanıyordu ancak ulusal düzeyde bağlayıcı bir düzenleme bulunmuyordu. Yeni kararla birlikte yasak ülke genelinde geçerli hale geldi. İtalya'da yaşayan Müslüman toplumun büyüklüğü yaklaşık 2,5 milyon kişi olarak tahmin ediliyor. Bu toplumun önemli bir kısmı Kuzey Afrika ve Balkanlar kökenli. Okullarda yabancı öğrenci oranının bazı bölgelerde yüzde 20'yi aştığı biliniyor. Özellikle Milano, Roma ve Torino gibi büyük şehirlerde bu oran daha yüksek. Hükümet, yeni düzenlemenin entegrasyonu hızlandıracağını savunuyor. Muhalefet ve sivil toplum kuruluşları ise kararın ayrımcı olduğunu ve eğitim hakkını kısıtladığını belirtiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, kararı "endişe verici" olarak nitelendirdi ve geri çekilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa ve küresel boyut
İtalya'nın bu kararı, Avrupa'da yükselen sağ popülizmin bir yansıması olarak görülüyor. Son yıllarda Fransa, Belçika, Danimarka ve Avusturya gibi ülkelerde de benzer yasaklar gündeme gelmişti. Fransa, 2010 yılında kamusal alanda yüzü tamamen kapatan giysileri yasaklayan ilk Avrupa ülkesi olmuştu. Belçika ise 2011'de burka yasağını uygulamaya koydu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2014 yılında Fransa'nın yasağını onaylamıştı. Ancak her ülkenin uygulaması farklılık gösteriyor. İtalya'nın kararı, okullarla sınırlı olması bakımından diğerlerinden ayrılıyor. Ayrıca sınıf kotası gibi eğitim politikasına doğrudan müdahale içeren bir unsur da taşıyor. Bu yönüyle karar, sadece dini sembollerle değil, aynı zamanda göçmen entegrasyonuyla da ilgili. Avrupa Birliği, konuyla ilgili olarak üye ülkelere bağlayıcı bir düzenleme getirmiyor; her ülke kendi iç hukukuna göre karar alıyor. Ancak AB Temel Haklar Şartı, ayrımcılık yasağını ve eğitim hakkını güvence altına alıyor. İtalya'nın kararının bu ilkelerle çelişip çelişmediği tartışma konusu.
Küresel ölçekte bakıldığında, İtalya'nın adımı, göçmen karşıtı politikaların eğitim alanına yansıması olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), daha önce benzer yasakların çocukların eğitime erişimini kısıtlayabileceği uyarısında bulunmuştu. İtalya'da öğretmen sendikaları da karara tepkili. Sendikalar, yasağın uygulanmasının pratikte zorluklar yaratacağını ve bazı öğrencilerin okuldan uzaklaşmasına neden olabileceğini belirtiyor. Hükümet ise kararın arkasında duruyor ve "laik eğitim ilkelerine bağlılık" vurgusu yapıyor. Başbakan Giorgia Meloni, geçmişte yaptığı açıklamalarda İtalya'nın kültürel kimliğini koruma konusunda kararlı olduğunu söylemişti. Bu karar, Meloni hükümetinin göç ve entegrasyon politikalarının bir parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İtalya'nın okullarda burka yasağı ve yabancı öğrenci kotası, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü göç diyaloğu ve vize serbestisi müzakereleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Avrupa'da yükselen İslamofobik ve göçmen karşıtı politikalar, Türkiye'nin AB'den beklentilerini zorlaştırıyor. Türkiye, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının hakları konusunda hassasiyetini sürdürüyor. Benzer yasakların zamanla diğer ülkelere yayılması, Türk diasporasını da etkileyebilir. Ayrıca İtalya ile ikili ilişkilerde göç yönetimi ve eğitim iş birlikleri gündemde. Türkiye, bu tür uygulamaları yakından takip ederek gerektiğinde diplomatik kanalları kullanmalı.