İtalya, Cuma günü yaptığı açıklamayla Avrupa Birliği'nin sınır tanımayan Schengen düzenlemelerini İspanya'ya karşı askıya aldığını duyurdu. Bu karar, Fas'tan komşu İspanyol yerleşim bölgesi Ceuta'ya kitlesel göçmen akınına bir yanıt olarak alındı. İtalya'nın İspanya ile kara sınırı bulunmamasına rağmen alınan bu önlem, Madrid'de öfkeye yol açacağa benziyor ve Avrupa Birliği'nin göç politikalarındaki derin çatlakları bir kez daha gözler önüne seriyor.
Kararın Arka Planı ve Gerekçeleri
İtalya hükümeti, Schengen Anlaşması'nın 25. maddesi uyarınca, kamu düzeni veya iç güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit oluşması halinde üye ülkelerin sınır kontrollerini geçici olarak yeniden tesis edebileceğini belirtti. Roma yönetimi, İspanya'nın Ceuta'daki durumu kontrol altına almaması nedeniyle bu maddeyi uyguladığını ve İtalya'ya yönelik potansiyel göç dalgalarına karşı önlem aldığını ifade etti. İtalyan İçişleri Bakanı Luciana Lamorgese, yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu karar, Avrupa'nın güney sınırlarının korunması ve ortak göç politikasının etkinliğinin artırılması için bir uyarı niteliğindedir' dedi.
Ceuta'ya geçen hafta yaklaşık 8.000 göçmenin yasa dışı yollarla girmesiyle başlayan kriz, İspanya ile Fas arasında diplomatik gerilimi tırmandırmıştı. Fas'ın, Batı Sahra sorunu nedeniyle İspanya ile yaşadığı anlaşmazlık sonrası sınır kontrolünü gevşettiği ve göçmenleri Ceuta'ya yönlendirdiği belirtiliyor. İspanya hükümeti, Fas'ı bu tutumuyla insan kaçakçılığını teşvik etmekle suçlarken, Fas hükümeti ise sınırı geçişlere izin vermediğini öne sürüyor.
Avrupa Birliği'nde Göç Politikalarının Çıkmazı
İtalya'nın bu kararı, Avrupa Birliği ülkeleri arasında göçmen yükünün paylaşılması konusundaki mevcut anlaşmazlığı daha da derinleştirdi. İtalya, uzun süredir Akdeniz üzerinden gelen göçmenlerle mücadelede yalnız bırakıldığını savunuyor ve diğer AB üyelerinin dayanışmasının yetersiz olduğunu vurguluyor. Özellikle 2015'teki Suriyeli göçmen krizinden bu yana, İtalya ve Yunanistan gibi sınır ülkeleri, göçmenlerin ilk giriş noktaları olarak orantısız bir yük üstleniyor. Bu durum, AB'nin ortak sığınma sisteminin adil bir şekilde işlemediği eleştirilerine yol açıyor.
Son yıllarda, göçmen karşıtı popülist partilerin yükselişi, birçok AB ülkesinde sınır kontrollerinin yeniden tesis edilmesine neden olmuştu. Almanya, Fransa ve Avusturya gibi ülkeler, terör tehdidi ve göçmen akını gerekçesiyle Schengen'in bazı hükümlerini geçici olarak askıya almışlardı. Ancak İtalya'nın, aralarında doğrudan kara bağlantısı bulunmayan bir ülkeye karşı bu adımı atması, Schengen'in ruhuna aykırı bulunuyor ve kuralların kötüye kullanıldığı yorumlarına neden oluyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, kararın 'tek taraflı ve haksız' olduğunu belirterek, AB Komisyonu'na bu konuda resmi şikayette bulunacaklarını açıkladı.
Avrupa Komisyonu ise, üye ülkeleri diyaloğa çağırırken, göç meselesinin ortak çözüm gerektirdiğini vurguladı. Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, yaptığı açıklamada, 'Schengen, Avrupa entegrasyonunun en önemli kazanımlarından biridir. Bu nedenle üye ülkelerin, aralarındaki sorunları tek taraflı önlemlerle değil, ortak bir çerçevede çözmeleri gerekmektedir' ifadelerini kullandı. Ancak bu açıklamalar, sahadaki gerilimi yatıştırmaya yetmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İtalya'nın İspanya ile Schengen'i askıya alması, Avrupa Birliği'nin göç politikasındaki kırılganlığı bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, uzun yıllardır dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan bir ülke olarak, Avrupa'nın göç krizlerine yaklaşımını yakından izliyor. Bu gelişme, AB'nin göç yükünü paylaşma konusundaki isteksizliğini göstermesi açısından Ankara için önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, 2016'daki göç anlaşması kapsamında AB'den beklediği mali desteği tam olarak alamadığını sık sık dile getiriyor. Ayrıca, İtalya'nın bu adımı, AB'nin iç sınır kontrollerini artırması durumunda, Türkiye'den Yunanistan üzerinden Avrupa'ya giden göçmenlerin durumunu da etkileyebilir. Bu nedenle, Türk diplomatlarının, AB'nin göç politikalarındaki bu tür gelişmelere karşı hazırlıklı olması ve olası senaryolara karşı proaktif bir tutum izlemesi büyük önem taşıyor.