İtalya ve İspanya, Ceuta'ya göçmen akını sonrasında karşılıklı olarak uygulamaya koydukları sınır kontrollerini kaldırma konusunda anlaştı. Roma İçişleri Bakanlığı'nın Cuma günü yaptığı açıklamaya göre, bu karar üç aylık bir anlaşmazlığı sona erdiriyor. İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Ceuta'ya Mayıs ayında yaşanan göçmen akını, iki ülke arasında diplomatik gerilime yol açmıştı. İtalya, akının ardından Schengen bölgesi içinde istisnai olarak sınır kontrollerini yeniden başlatmıştı. Anlaşma, iki ülke vatandaşlarının karşılıklı seyahatlerinde kontrol uygulanmasına son veriyor.
Gelişmenin arka planı
Ceuta, İspanya'nın Fas sınırındaki küçük bir özerk şehri. Mayıs ayında Faslı yetkililerin sınır kapılarını gevşetmesiyle binlerce göçmen Ceuta'ya geçmişti. Bu olay, İspanya ile Fas arasında diplomatik bir krize dönüşmüştü. İtalya, göçmenlerin Avrupa'ya yayılabileceği endişesiyle Haziran başında İspanya'dan gelen uçuşlara ve deniz yoluyla gelenlere yönelik sınır kontrollerini yeniden uygulamaya başlamıştı. İspanya ise bu kararı "orantısız" ve "Schengen ruhuna aykırı" olarak eleştirmişti. Üç ay süren müzakereler sonucunda İtalya, kontrolün artık gerekli olmadığına karar verdi. Roma yönetimi, İspanya'nın göç yönetimi konusunda işbirliğini artırdığını ve durumun normale döndüğünü belirtti.
İtalya İçişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, "İspanya makamlarıyla yapılan görüşmeler sonucunda, Ceuta'daki durumun kontrol altına alındığı ve sınır kontrollerinin artık gereksiz olduğu değerlendirilmiştir" ifadelerini kullandı. Anlaşma uyarınca her iki ülke vatandaşları, kimlik kartıyla karşılıklı olarak seyahat edebilecek. Uygulama, 25 Ekim'den itibaren geçerli olacak. Karar, AB içinde serbest dolaşımı düzenleyen Schengen Anlaşması'nın yeniden tam anlamıyla işlerlik kazanması açısından da önemli.
Bölgesel ve küresel boyut
Ceuta krizi, Avrupa Birliği'nin göç politikalarındaki kırılganlığı bir kez daha gözler önüne serdi. İspanya ve İtalya gibi Akdeniz ülkeleri, yıllardır düzensiz göç akınlarıyla mücadele ediyor. Özellikle 2015'ten bu yana Suriye, Afganistan ve Afrika'dan gelen göçmenler, AB ülkeleri arasında yük paylaşımı tartışmalarını derinleştirdi. İtalya ve İspanya, sık sık AB'den daha fazla dayanışma talep ediyor. Ancak üye ülkeler arasında ortak bir göç politikası oluşturma çabaları henüz sonuç vermedi. İki ülke arasındaki bu son anlaşma, geçici de olsa bir rahatlama sağlasa da yapısal sorunların devam ettiği belirtiliyor. Uzmanlar, göç baskısının önümüzdeki dönemde de süreceğini ve benzer krizlerin tekrarlanabileceğini vurguluyor.
Avrupa Komisyonu, kararı memnuniyetle karşıladığını açıkladı. AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson, "Schengen bölgesinin bütünlüğü için atılmış doğru bir adım" dedi. Öte yandan, göçmen hakları örgütleri, Ceuta'daki göçmenlerin durumuna ilişkin endişelerini dile getirmeye devam ediyor. Uluslararası Af Örgütü, Mayıs ayındaki akın sırasında yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmişti. İspanya ve Fas arasındaki gerilim ise henüz tam olarak çözülmüş değil. Fas, Ceuta ve Melilla'yı kendi toprağı olarak görüyor ve İspanya'nın bu bölgelerdeki egemenliğini tanımıyor. Bu durum, gelecekte benzer krizlerin yaşanma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İtalya ve İspanya arasındaki sınır kontrolü krizi, Türkiye'nin göç yönetimi ve dış politikası açısından dolaylı da olsa önemli dersler içeriyor. Türkiye, 2016'daki AB-Türkiye Mutabakatı çerçevesinde Suriyeli mültecilerin Avrupa'ya geçişini engelleme konusunda kritik bir rol üstlenmişti. Ancak AB'nin vaatlerini yerine getirmemesi, ilişkilerde gerginliğe yol açmıştı. İtalya-İspanya örneği, göç konusunda üye ülkeler arasında bile dayanışmanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Türkiye, AB ile göç işbirliğini sürdürürken, kendi güvenlik ve ekonomik çıkarlarını korumak için daha dengeli bir politika izlemek durumunda. Ayrıca, Akdeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını da etkiliyor.