İsviçre'de pazar günü yapılan referandumda, aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılmasını öngören tartışmalı girişimi seçmenler tarafından dar bir farkla reddedildi. Resmi sonuçlara göre, oyların yüzde 54,9'u 'hayır' derken, girişim yalnızca yüzde 45,1 destek aldı. Katılım oranının yüksek olduğu referandum, ülkede göç politikaları ve kimlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. SVP'nin başlattığı kampanya, 'dur artık' sloganıyla mülteci ve göçmen akınına karşı sert tedbirler içeriyordu.
Girişimin içeriği ve tepkiler
SVP tarafından hazırlanan 'Nüfus 10 milyonu aşmasın' girişimi, anayasada değişiklik öngörüyordu. Buna göre, İsviçre'nin daimi ikamet eden nüfusu 10 milyonda sabitlenecek, aşılması halinde hükümetin göçü kısıtlama ve sınır dışı etme yetkisi artırılacaktı. Kampanya sırasında SVP, 'kontrolsüz göçün ülkeyi kaosa sürükleyeceği' uyarısında bulundu. Ancak hükümet, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri, girişimin hem insan haklarına aykırı olduğunu hem de ekonominin işgücü ihtiyacını karşılayamayacağını savundu. Ekonomi bakanlığı, girişimin kabulü halinde ülkenin GSYİH'sında yıllık 40 milyar İsviçre frangına varan kayıp olabileceğini hesapladı. SVP lideri Marco Chiesa, sonucu 'demokrasiye darbe' olarak nitelendirirken, hükümet sözcüsü 'İsviçre'nin açık ve hoşgörülü yüzünün kazandığını' belirtti.
Referandum süreci boyunca özellikle büyük şehirlerde ve Fransızca konuşulan bölgelerde 'hayır' oyları ağırlıkta oldu. Zürih, Cenevre ve Basel gibi kentlerde girişim yüzde 60'ın üzerinde reddedilirken, kırsal ve muhafazakar bölgelerde 'evet' oyu yüksekti. SVP'nin kalesi sayılan Appenzell Innerrhoden kantonunda ise destek yüzde 70'i buldu. Göçmen hakları dernekleri, sonucu 'zafer' olarak nitelendirirken, İsviçre'de yaşayan yabancıların büyük bölümü referandum sürecinin toplumda kutuplaşmayı artırdığını dile getirdi.
Küresel ve bölgesel boyut
İsviçre, Avrupa'da göç konusunda en katı politikaları uygulayan ülkelerden biri olarak biliniyor. Ülkede yaşayan her dört kişiden biri yabancı uyruklu ve nüfusun yüzde 62'sini göçmenler veya göçmen kökenliler oluşturuyor. Bu referandum, tıpkı 2014'teki 'kitle göçü girişimi' gibi, AB ile ilişkileri de germişti. Brüksel, girişimin kabulü halinde İsviçre ile kişilerin serbest dolaşımı anlaşmasının tehlikeye gireceği uyarısında bulunmuştu. Almanya, Fransa ve İtalya da İsviçre'nin entegrasyon politikalarına zarar vereceği endişesiyle girişime karşı çıkmıştı. İsviçre'nin bu referandumla birlikte, Avrupa'da yükselen aşırı sağ dalgaya karşı direnç gösterdiği yorumları yapılıyor. Ancak SVP'nin popülist söylemlerinin hâlâ ciddi bir tabana sahip olması, ilerleyen dönemde benzer girişimlerin gelebileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre'deki bu referandum, Avrupa genelinde göçmen karşıtı söylemlerin gücünü göstermesi açısından önemli. Türkiye, İsviçre ile tarihsel olarak güçlü bir diaspora bağına sahip; yaklaşık 120 bin Türk kökenli vatandaş İsviçre'de yaşıyor. Girişim reddedilmiş olsa da, toplumda yabancı düşmanlığının artışı Türk toplumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin AB ile vize serbestisi ve Gümrük Birliği güncellemesi müzakerelerinde, İsviçre'nin tutumu bir model teşkil edebilir. Ayrıca, benzer göç karşıtı akımların AB ülkelerinde yayılması, Türkiye'nin göçmen politikalarını ve AB ile ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir.