İsveç'te 13 Eylül'de yapılacak genel seçimler öncesinde yayımlanan son anket, merkez sol muhalefetin iktidardaki sağ koalisyon hükümetine karşı 10 puanlık açık ara önde olduğunu ortaya koydu. Kamu yayıncısı SVT adına yapılan ankete göre, muhalefetin oy oranı yüzde 44, hükümetin oy oranı ise yüzde 34'te kaldı. Bu tablo, İsveç'te hükümet değişikliğinin kapıda olduğuna işaret ediyor.
Anketin Ayrıntıları ve Siyasi Tablo
İsveç'in önde gelen anket şirketlerinden Novus tarafından 10-16 Ağustos tarihleri arasında 2.500 seçmenle yapılan ankette, Sosyal Demokrat Parti (SAP) lideri Magdalena Andersson'un oluşturduğu merkez sol ittifak, yüzde 44 oy oranıyla açık ara birinci sırada yer alıyor. İktidardaki sağ koalisyonu oluşturan Ilımlı Parti (M), Hristiyan Demokratlar (KD) ve Liberaller ise toplamda yüzde 34'te kaldı. Aşırı sağcı İsveç Demokratları (SD) ise yüzde 17'lik oy oranıyla üçüncü büyük parti konumunda bulunuyor.
Anketin dikkat çeken bir diğer sonucu, seçmenlerin yüzde 58'inin ülkenin yanlış yönde gittiğini düşünmesi. Bu oran, hükümetin ekonomi politikalarına duyulan güvensizliği gözler önüne seriyor. Özellikle artan enflasyon, sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar ve eğitim sistemindeki sorunlar, seçmenin muhalefete yönelmesinde etkili olan başlıca faktörler arasında sayılıyor.
Sosyal Demokrat Parti lideri Magdalena Andersson, anket sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada, "İsveç halkı değişim istiyor. Biz de bu değişimi sağlayacak ekibiz. Ülkemizi yeniden inşa etmek için hazırız" ifadelerini kullandı. Andersson, özellikle sağlık sisteminin güçlendirilmesi, eğitime daha fazla kaynak ayrılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konularında kapsamlı bir program vaat ediyor.
Seçim Sisteminde Kritik Eşik ve Koalisyon İhtimalleri
İsveç'teki seçim sisteminde partilerin parlamentoya girebilmesi için yüzde 4'lük ulusal barajı aşması gerekiyor. Bu durum, koalisyon hükümetlerinin kurulmasını zorunlu kılıyor. Anketlere göre, merkez sol ittifakın parlamentoda 166 sandalye kazanması beklenirken, sağ koalisyonun 142 sandalyede kalacağı öngörülüyor. Ancak hiçbir ittifakın tek başına çoğunluğu sağlayamaması durumunda, İsveç Demokratları'nın sağ koalisyona desteği kritik önem taşıyacak.
İsveç Demokratları lideri Jimmie Åkesson, göç ve güvenlik politikalarında hükümetin en sert muhalefetini yapıyor. Åkesson, seçim öncesinde yaptığı açıklamada, "Halkımızın güvenliği ve refahı bizim önceliğimiz. İsveç'i yeniden güvenli bir ülke haline getireceğiz" dedi. Ancak merkez sağ partilerin İsveç Demokratları ile koalisyon kurma ihtimali, parti içinde tartışmalara yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsveç'teki seçim sonucunun sadece iç politikayı etkilemekle kalmayacağı, aynı zamanda İskandinavya'daki siyasi dengeleri de değiştirebileceği belirtiliyor. İsveç, son dönemde Rusya'ya yönelik yaptırımlar ve Ukrayna'ya verdiği destekle dikkat çekiyor. Sosyal Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi durumunda, ülkenin NATO ve AB politikalarında köklü bir değişiklik beklenmiyor, ancak Rusya'ya karşı daha temkinli bir tutum sergilenebileceği yorumları yapılıyor.
Uzmanlar, İsveç'teki seçim sonucunun diğer İskandinav ülkelerine de örnek teşkil edebileceğini vurguluyor. Norveç ve Danimarka'da aşırı sağ partilerin yükselişi devam ederken, İsveç'te merkez solun güç kazanması, bu ülkelerdeki dengeleri de etkileyebilir. Öte yandan, İsveç'in Avrupa Birliği içindeki konumu ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki lider rolü, seçim sonrasında daha da önem kazanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'teki seçim sonucu, Türkiye-İsveç ilişkileri açısından da yakından takip ediliyor. Özellikle İsveç'in PKK/YPG'ye yönelik tutumu, iki ülke arasındaki ilişkilerin en önemli gündem maddelerinden biri. Sosyal Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi durumunda, İsveç'in terörle mücadele konusunda daha yapıcı bir tutum sergilemesi bekleniyor. Ayrıca, İsveç'in NATO üyeliği süreci ve Türkiye'nin onayı, bu seçim sonuçlarının ardından daha da önem kazanacak. Türkiye, İsveç'in terör örgütlerine verdiği desteği sonlandırması durumunda NATO üyeliğine onay verebileceğini açıklamıştı. Bu nedenle, seçim sonrasında İsveç'in atacağı adımlar, iki ülke ilişkilerinin geleceğini belirleyecek.