İsveç'te pazar günü yapılan genel seçimlerin ardından açıklanan sandık çıkış anketleri, sol blokun aşırı sağ partinin oy kaybıyla birlikte önde olduğunu gösteriyor. Sosyal Demokratların lideri Magdalena Andersson, 2021-2022 yılları arasında yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönebilir. Anket sonuçları, İsveç siyasetinde önemli bir değişimin habercisi olarak yorumlanıyor.
Seçim Sonuçları ve Siyasi Denklem
Ülke genelinde sandıkların kapanmasının ardından yayınlanan ilk sonuçlara göre, Sosyal Demokratlar, Sol Parti, Yeşiller ve Merkez Parti'den oluşan sol blok, parlamentoda çoğunluğu elde etmeye yakın görünüyor. Sağ blokta yer alan Ilımlı Parti, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve aşırı sağcı İsveç Demokratları ise beklenenin altında bir performans sergiledi. Özellikle İsveç Demokratları'nın oy oranındaki düşüş, seçimin kilit noktalarından biri olarak öne çıkıyor.
Seçim kampanyası boyunca ekonomi, göç, sağlık ve iklim politikaları ana gündem maddelerini oluşturdu. Sosyal Demokratlar, refah devletini güçlendirme ve eşitsizliği azaltma vaatleriyle seçmenin karşısına çıktı. Andersson, liderliğindeki kampanyada istikrar ve deneyim vurgusu yaparak, özellikle kentli ve orta gelirli seçmenlerin desteğini kazanmayı hedefledi.
Seçim sonuçları kesinleştiğinde, Magdalena Andersson'ın başbakanlık görevine dönmesi için sol blok içindeki dört partinin bir araya gelmesi gerekecek. Ancak daha önceki dönemde olduğu gibi, özellikle Merkez Parti ile Sol Parti arasındaki görüş ayrılıkları, hükümet kurma sürecini zorlaştırabilir. Yine de anket sonuçları, sol blokun işbirliğine açık olduğunu ve ortak bir hükümet programı üzerinde uzlaşabileceğini gösteriyor.
İsveç ve Avrupa Siyasetinde Yeni Denge
İsveç, uzun yıllardır istikrarlı sosyal demokrat yönetimlerle anılan bir ülke olsa da, son yıllarda göç karşıtı ve milliyetçi söylemlerin yükselişiyle siyasi yelpazede sağa kayma yaşamıştı. 2018 ve 2022 seçimlerinde İsveç Demokratları'nın oyu artmış, hatta 2022'de sağ blokun hükümet ortağı olmuştu. Bu seçimde ise aşırı sağın oy kaybetmesi, İsveç seçmeninin yeniden merkez sol politikalara yöneldiği şeklinde yorumlanıyor.
Avrupa genelinde de benzer bir eğilim gözlemleniyor. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde aşırı sağ partiler son seçimlerde beklenenin altında kalmıştı. İsveç'teki bu sonuç, Avrupa'da aşırı sağın yükselişinin sınırına gelindiği yönündeki tartışmaları güçlendirebilir. Öte yandan, sol blokun zaferi, iklim politikaları ve sosyal adalet konularında daha iddialı adımlar atılmasının önünü açabilir.
İsveç'in Avrupa Birliği ve NATO içindeki konumu da yeni hükümetin politikalarına bağlı olarak şekillenecek. Ülke, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası NATO'ya katılmış ve savunma harcamalarını artırma kararı almıştı. Sol blokun bu politikaları sürdürmesi bekleniyor; ancak özellikle Sol Parti'nin NATO karşıtı tutumu, hükümet içinde denge unsuru olabilir. Yine de İsveç'in Batı ittifakı içindeki yeri ve Ukrayna'ya desteği konusunda köklü bir değişiklik öngörülmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'te sol blokun önde çıkması, Türkiye-İsveç ilişkileri açısından doğrudan bir değişiklik yaratmayabilir; zira İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye'nin onayı kritik olmuş ve bu süreç büyük ölçüde tamamlanmıştı. Ancak yeni hükümetin PKK/YPG konusundaki tutumu ve Türkiye'nin AB üyelik sürecine bakışı önem taşıyor. Sosyal Demokratlar geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine mesafeli yaklaşmış, ancak NATO çerçevesinde işbirliğine açık olmuştu. İsveç'in savunma sanayii işbirlikleri ve terörle mücadele konusundaki tavrı, Türkiye için yakından takip edilmesi gereken başlıklar arasında. Ayrıca İsveç'teki Türk toplumu ve ekonomik ilişkiler de yeni dönemde şekillenecek.