İsveç'te 2026 genel seçimlerinin sandık çıkış anketleri, aşırı sağcı partilerin beklediği desteği bulamadığını gösteriyor. France 24'ün seçim gecesi özel yayınında Gavin Lee, İskandinavya muhabiri Trine Villeman ile anket sonuçlarını değerlendirdi. İlk sonuçlar, seçmenin aşırı sağa mesafeli durduğunu ve geleneksel partilerin oylarını koruduğunu ortaya koydu. Kesin sonuçlar henüz açıklanmasa da, sandık çıkış anketleri aşırı sağ için "zor bir gece" olarak nitelendiriliyor.
Seçim Gecesi ve İlk Sonuçlar
İsveç'te 2026 genel seçimleri için sandıklar kapandı ve ilk sonuçlar gelmeye başladı. France 24'ün aktardığı bilgilere göre, sandık çıkış anketleri seçmenin aşırı sağ partilere beklenen desteği vermediğini gösteriyor. İskandinavya muhabiri Trine Villeman, yayında yaptığı değerlendirmede, aşırı sağın bu seçimde oy oranını artırmakta zorlandığını belirtti. Villeman, seçmenin özellikle ekonomi, iklim ve göç konularında daha ılımlı politikaları tercih ettiğini vurguladı.
Seçim kampanyası boyunca aşırı sağ partilerin göç karşıtı söylemleri ve suç oranlarına ilişkin vaatleri gündemi belirlemişti. Ancak sandık çıkış anketleri, bu söylemlerin seçmen nezdinde yeterince karşılık bulmadığını ortaya koyuyor. Özellikle büyük şehirlerde ve genç seçmenler arasında aşırı sağın oy oranının düşük kaldığı gözlemleniyor.
Aşırı Sağın Yükselişi ve Sınırları
İsveç'te aşırı sağ, son yıllarda göçmen karşıtı politikalar ve sert söylemlerle oy oranını artırmıştı. 2022 seçimlerinde İsveç Demokratları (Sverigedemokraterna) tarihi bir başarı elde ederek ana akım sağ koalisyonun destekçisi olmuştu. Ancak 2026 seçimlerinde bu yükseliş trendinin durduğu anlaşılıyor. Sandık çıkış anketleri, partinin oy oranını koruyamadığını hatta gerilettiğini gösteriyor.
Uzmanlar, aşırı sağın oy kaybını birkaç nedene bağlıyor: İlk olarak, iktidar ortağı olarak girdikleri hükümette vaatlerini yerine getirememeleri seçmende hayal kırıklığı yaratmış olabilir. İkinci olarak, ana akım partilerin göç ve güvenlik konularında daha sert politikalar benimsemesi, aşırı sağın söylemlerini sahiplenmesi, bu partilere olan ihtiyacı azaltmış olabilir. Üçüncü olarak, seçim kampanyasında ekonomi ve iklim gibi konuların ön plana çıkması, aşırı sağın geleneksel olarak güçlü olduğu göç konusunu geri plana itmiş olabilir.
Diğer Partilerin Durumu
Sandık çıkış anketlerine göre, iktidardaki koalisyon ortakları ve ana muhalefet partileri oylarını korumuş görünüyor. Sosyal Demokratlar, İsveç'in en büyük partisi olma özelliğini sürdürüyor. Çevre Partisi ve Merkez Parti gibi partilerin de iklim politikalarına olan desteği artırdığı gözlemleniyor. Seçim sonuçları, İsveç'in siyasi haritasında köklü bir değişiklik olmayacağına işaret ediyor.
Ancak kesin sonuçlar için resmi verilerin açıklanması bekleniyor. Seçim gecesi boyunca oy sayımı devam edecek ve nihai sonuçlar yarın sabah netleşecek. France 24, seçim gecesi boyunca canlı yayınlarla gelişmeleri aktarmaya devam edecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsveç seçimleri, Avrupa'da aşırı sağın yükselişi tartışmaları açısından da önem taşıyor. Son yıllarda Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde aşırı sağ partiler oy oranlarını artırmıştı. İsveç'te aşırı sağın beklenen başarıyı gösterememesi, Avrupa genelinde bir kırılma noktası olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
İsveç, NATO üyeliği ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Kuzey Avrupa güvenlik mimarisindeki kritik konumuyla dikkat çekiyor. Seçim sonuçları, İsveç'in dış politikasında köklü bir değişiklik olmayacağını, ülkenin Batı ittifakı içinde kalacağını gösteriyor. Ayrıca İsveç, AB içinde iklim politikaları ve göç konularında belirleyici bir aktör olmayı sürdürecek.
Küresel ölçekte ise, İsveç seçimleri popülist sağın her yerde aynı başarıyı gösteremediğine dair bir örnek olarak okunabilir. Seçmen davranışındaki bu farklılık, ülkeden ülkeye değişen ekonomik ve sosyal koşullara bağlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'te aşırı sağın oy kaybı, Türkiye açısından dolaylı da olsa olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Zira İsveç Demokratları, geçmişte PKK/YPG ile bağlantılı gruplara yakın duruşu ve Türkiye karşıtı söylemleriyle biliniyordu. Aşırı sağın zayıflaması, İsveç'in NATO üyeliği sonrası Türkiye ile ilişkilerinde daha yapıcı bir tutum izlemesine katkı sağlayabilir. Ancak İsveç'in ana akım partileri de zaman zaman Türkiye'yi eleştiren açıklamalar yapabiliyor. Yine de seçim sonuçları, İsveç'in Batı ittifakı içindeki istikrarlı çizgisini koruyacağını gösteriyor; bu da Türkiye'nin İsveç ile savunma sanayii ve terörle mücadele konularındaki diyaloğunu sürdürmesi açısından bir fırsat olabilir.