Stockholm — İsveç, 11 Eylül'de yapılacak genel seçimlere hazırlanırken, ülkedeki siyasi atmosferi Rusya'nın gölgesi kaplamış durumda. Son anketler, iktidardaki Sosyal Demokratlar ile muhalefetteki sağ blok arasındaki yarışın başa baş geçtiğini gösteriyor. Popülist sağcı Sweden Democrats (SD) ise bu seçimde büyük bir atılım beklese de, son gelişmeler partinin umduğu kadar güçlü bir performans sergileyemeyebileceğine işaret ediyor. Seçim kampanyası, Rusya'nın İsveç'e yönelik olası müdahale iddiaları ve NATO üyeliği süreciyle gölgelenmiş durumda.
Seçim Yarışı ve Rusya Faktörü
İsveç, Soğuk Savaş sonrası dönemde ilk kez bu kadar yoğun bir güvenlik tehdidi algısıyla seçime gidiyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası İsveç ve Finlandiya NATO'ya başvurmuş, ancak Türkiye'nin vetosu nedeniyle süreç henüz tamamlanamamıştı. Bu belirsizlik ortamında, Rusya'nın İsveç'teki seçimlere müdahale edebileceği yönünde istihbarat raporları kamuoyuna yansıdı. İsveç Güvenlik Servisi (SÄPO), seçim döneminde Rusya kaynaklı dezenformasyon ve siber saldırı riskinin arttığını açıkladı. Başbakan Magdalena Andersson, Rusya'nın İsveç demokrasisini hedef alabileceği uyarısında bulundu.
Bu gölge altında, Sweden Democrats'in yükselişi dikkat çekiyor. Parti, göçmen karşıtı söylemi ve suçla mücadele vaatleriyle anketlerde %20 civarında oy oranına ulaşmış durumda. Ancak SD'nin beklediği büyük sıçrama gerçekleşmemiş görünüyor. Bunun nedenleri arasında, seçmenlerin Rusya tehdidi karşısında istikrar arayışı ve SD'nin Rusya ile bağlantılı olduğu iddiaları yer alıyor. Partinin bazı üyelerinin Rusya yanlısı açıklamaları, seçmen nezdinde güven kaybına yol açmış olabilir.
Seçim kampanyasının ana gündem maddeleri arasında enerji fiyatları, enflasyon, sağlık hizmetleri ve göç politikası bulunuyor. Ancak Rusya'nın sebep olduğu güvenlik endişeleri, diğer konuların önüne geçmiş durumda. Sol blok, Sosyal Demokratlar liderliğinde Çevre Partisi, Sol Parti ve Merkez Parti'den oluşuyor. Sağ blok ise Ilımlı Parti, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve Sweden Democrats'ten oluşuyor. Ancak SD, diğer sağ partiler tarafından hâlâ dışlanıyor; bu partiler SD ile koalisyon kurmaya sıcak bakmıyor.
Rusya'nın Etkisi ve Bölgesel Yansımalar
İsveç seçimleri, sadece ülke içi dinamikler açısından değil, aynı zamanda Baltık bölgesi ve Kuzey Avrupa güvenlik mimarisi açısından da kritik. Rusya'nın İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelik sürecini geciktirmeye çalıştığı biliniyor. Türkiye'nin itirazları sonucu askıya alınan süreç, İsveç'in terörle mücadele yasalarını sıkılaştırması ve PKK/YPG ile ilişkili kişilere yönelik adımlar atmasıyla ilerleme kaydetti. Ancak Macaristan ve Türkiye'nin onay süreçleri henüz tamamlanmadı.
Rusya'nın İsveç'teki seçimlere müdahale girişimleri, Moskova'nın Avrupa'daki istikrarsızlığı körükleme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. İsveç medyası, Rusya bağlantılı haber sitelerinin seçim döneminde dezenformasyon yaydığını ortaya çıkardı. Ayrıca, Rusya'nın İsveç'teki aşırı sağ ve sol grupları finanse ettiği iddiaları da gündemde. İsveç savunma yetkilileri, Rusya'nın Baltık Denizi'ndeki askeri varlığını artırdığını ve İsveç'e yönelik casusluk faaliyetlerinin yoğunlaştığını belirtiyor.
Seçim sonuçları ne olursa olsun, İsveç'in NATO üyeliği ve Rusya'ya karşı tutumu belirleyici olacak. Anketler, seçmenlerin büyük çoğunluğunun NATO üyeliğini desteklediğini gösteriyor. Bu durum, Rusya'nın İsveç siyaseti üzerindeki etkisinin sınırlı kalabileceğine işaret ediyor. Ancak Sweden Democrats'in olası bir koalisyon ortağı olması halinde, partinin NATO ve Rusya politikaları belirsizliğini koruyor. SD lideri Jimmie Åkesson, NATO üyeliğini desteklediğini açıklamış olsa da, partinin Rusya ile ilişkileri sorgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç seçimleri, Türkiye'nin NATO genişlemesi ve İsveç'in üyeliği konusundaki tutumu nedeniyle doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İsveç'in PKK/YPG'ye destek verdiği gerekçesiyle üyeliği askıya almış, İsveç'in somut adımlar atmasını şart koşmuştu. Seçim sonrası oluşacak hükümet, bu adımların devamı ve Türkiye'nin onay süreci açısından belirleyici olacak. Özellikle Sweden Democrats'in yükselişi, partinin Türkiye karşıtı söylemleri nedeniyle Ankara için risk oluşturabilir. Ancak SD'nin koalisyona girmemesi, mevcut politikaların sürmesi anlamına gelebilir. Türkiye, İsveç'in NATO üyeliğini kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye devam edecek.