İsveç'te 13 Eylül'de yapılacak genel seçimlere sayılı günler kala siyasi arena iyice kızıştı. TV4 kanalı için yapılan son anket, ülkedeki iktidar sağ koalisyonu ile ana muhalefetteki merkez sol ittifak arasındaki oy farkının neredeyse kapanmış olduğunu gösteriyor. 11 günlük kritik sürece girilirken, kamuoyu yoklamaları seçimin sonucunun belirsizliğini koruduğunu ve iki ana siyasi bloğun da kazanma şansının bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, İsveç siyasi tarihinde son derece çekişmeli bir seçim dönemine işaret ederken, ülkenin gelecek dört yılına yön verecek kararın adeta kıl payı bir farkla belirlenebileceğine yoruluyor.
Anket sonuçları ne söylüyor?
TV4 kanalı için görevlendirilen kamuoyu araştırma şirketi tarafından Çarşamba günü açıklanan ankete göre, Başbakan Ulf Kristersson liderliğindeki sağ koalisyonun oy oranı yüzde 49,5 olarak ölçülürken, merkez sol ittifakın oy oranı ise yüzde 48,7 seviyesinde. Aradaki fark yalnızca 0,8 puan; bu da seçimlerin ne kadar başa baş bir yarışa sahne olacağını gösteriyor. Özellikle seçmenlerin yaklaşık dörtte birinin henüz kararını vermediği ya da oy kullanma konusunda kararsız olduğu düşünülürse, her iki tarafın da seçimden galip çıkabileceği ifade ediliyor.
Ankette ayrıca, seçimlerin en önemli gündem maddeleri arasında göç, suç ve ekonomi başlıkları öne çıkıyor. İsveç'te artan suç oranları ve entegrasyon sorunları, seçmenlerin belirleyici tercihlerinde etkili oluyor. Sağ koalisyon, özellikle göç politikalarında sertleşmeyi ve yasa ve düzen vurgusunu öne çıkarırken, merkez sol ittifak ise sosyal refahın korunması ve ekonomik eşitsizliklerin azaltılması vaatleriyle oy arıyor. Ülke, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının ardından NATO'ya üyelik sürecini tamamlamışken, seçimlerdeki başlıca tartışma konularından biri de dış politika ve güvenlik olacak.
Seçimin kilidi: İsveç Demokratları
İsveç siyasetinin son yıllardaki en kritik aktörlerinden biri hiç şüphesiz İsveç Demokratları (SD). Göçmen karşıtı ve milliyetçi çizgisiyle bilinen parti, iktidar ortaklarından biri olarak sağ koalisyonun en önemli destekçisi konumunda. Ancak seçim anketleri, SD'nin oy oranının ülke genelinde yüzde 20'nin üzerinde seyrettiğini gösteriyor. Partinin bu güçlü görünümü, merkez sağdaki diğer partilerle kurduğu ittifakın seçim kazanması halinde hükümetin politikalarını doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.
Son dönemde İsveç'te, İsveç Demokratları'nın etkisiyle göçmenlik yasalarında ciddi kısıtlamalar yapılmış ve entegrasyon politikaları sorgulanmıştı. Pazar günü yapılacak seçimde bu partinin oy oranında yaşanacak olası bir artış, ülkenin hem iç politikasında hem de Avrupa Birliği ile ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi sayılabilir. Öte yandan merkez sol blok, iktidara gelmesi durumunda göç politikalarında daha insani bir yaklaşım benimseyeceğini ve İsveç'in geleneksel değerlerine dönüleceğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsveç'teki seçimler yalnızca ülke sınırları içinde kalmıyor; birçok açıdan Avrupa'nın ve transatlantik ittifakın geleceği için de belirleyici olabilir. Henüz birkaç ay önce İsveç'in NATO'ya üyelik sürecinin tamamlanması, ülkenin Rusya sınırındaki jeopolitik konumunu doğrudan etkileyen bir gelişmeydi. Seçimlerden çıkacak sonuç, İsveç'in ittifak içindeki rolünü ve savunma bütçelerine yaklaşımını da şekillendirecek.
Uzmanlar, İsveç'te olası bir hükümet değişikliğinin İskandinav ülkelerinin bölgesel iş birliğine de yansıyabileceği görüşünde. Özellikle Finlandiya ile ortak savunma anlaşmaları ve Arktik bölgedeki güvenlik politikaları yeni hükümetin öncelikleri arasında yerini koruyacak. Avrupa Birliği içinde ise İsveç'in göç politikaları konusunda daha şahin bir çizgiye kayması halinde, bu durum Brüksel'deki mülteci siyasetinin merkezine oturma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'teki seçimlerin Türkiye açısından en önemli boyutu, ülkenin NATO üyesi olarak terörle mücadeledeki tutumu olacak. Özellikle PKK/YPG unsurlarının İsveç'teki varlığına yönelik politikalar, Türkiye ile İsveç arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen temel faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Seçim sonrası kurulacak hükümetin bu konudaki hassasiyeti ve Türkiye ile yapılan mutabakatların uygulanıp uygulanmayacağı, iki ülke arasındaki güven ortamının tesisinde belirleyici olacaktır. New York merkezli düşünce kuruluşu Foreign Policy Research Institute'e göre kurulacak yeni hükümetin, terörle mücadele konusunda Türkiye ile iş birliğini sürdürmesi beklenirken, siyasi dengelerin değişmesi ilişkilerde yeni bir denklemi zorunlu kılabilir. Türkiye'nin özellikle PKK ve FETÖ yapılanmalarının İsveç'teki faaliyetlerine karşı net ve somut adımlar beklediği biliniyor. Bu seçimlerin sonuçları, Ankara'nın Stockholm'den terör örgütlerine karşı daha kararlı bir tavır sergilemesi yönündeki beklentilerini doğrudan etkileyecektir.