İsveç'te dün yapılan genel seçimlerde sol partiler zaferin eşiğinde. Başbakan Ulf Kristersson ve aşırı sağcı İsveç Demokratları'na dayanan koalisyon hükümeti, sandık çıkış anketlerine göre çoğunluğu kaybetti. Kesin olmayan sonuçlara göre, Sosyal Demokratlar liderliğindeki sol ittifak parlamentoda az bir farkla önde bulunuyor. Seçim, İsveç'in son yıllarda sağa kayan siyasi rotasını tersine çevirebilir.
Seçim gecesi ve sonuçlar
Seçim gecesi yayınlanan sandık çıkış anketleri, sol ittifakın %50,2, iktidardaki sağ blokun ise %49,8 oranında oy aldığını gösterdi. Bu fark, parlamentodaki 349 sandalyenin dağılımında belirleyici olabilir. Sosyal Demokratlar, Çevre Partisi, Sol Parti ve Merkez Partisi'nden oluşan sol ittifak, toplamda 176 sandalye kazanabilir. Başbakan Kristersson'ın koalisyonu ise Ilımlılar, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve İsveç Demokratları'ndan oluşuyor ve 173 sandalyede kalabilir. Kesin sonuçların birkaç gün içinde netleşmesi bekleniyor, ancak sol tarafın zaferi halinde yeni hükümetin kurulması haftalar alabilir.
Kampanyanın ana temaları
Seçim kampanyası boyunca ekonomik sorunlar, göç politikası ve iklim değişikliği öne çıkan başlıklar oldu. İktidardaki koalisyon, suç oranlarındaki artış ve göçmen entegrasyonu konularında sert politikalar vaat ederken, sol ittifak daha kapsayıcı bir toplum ve refah devletini güçlendirme sözü verdi. Özellikle İsveç Demokratları'nın yükselişi, ana akım partilerin göç konusunda daha katı bir tutum almasına yol açmıştı. Sol ittifak ise bu politikaların toplumsal bölünmeyi derinleştirdiğini savunuyor.
Kristersson için ağır yenilgi
Başbakan Ulf Kristersson, 2022 seçimlerinde sağ blokun zaferiyle iktidara gelmiş ve İsveç Demokratları'nın dışarıdan desteğiyle hükümet kurmuştu. Bu dönemde İsveç, NATO'ya katılmış ve göç politikalarında önemli değişiklikler yapmıştı. Ancak ekonomik zorluklar, artan enflasyon ve suç oranlarındaki yükseliş, hükümetin oy kaybetmesine neden oldu. Seçim sonuçları, Kristersson'ın siyasi kariyeri için ciddi bir darbe olarak yorumlanıyor.
Sol ittifakın zaferi ve gelecek
Sol ittifakın lideri Magdalena Andersson, seçim gecesi yaptığı açıklamada, "İsveç halkı değişim istedi. Refah devletini yeniden inşa edeceğiz ve toplumsal adaleti sağlayacağız" dedi. Andersson, daha önce 2021-2022 yılları arasında başbakanlık yapmıştı. Yeni hükümetin öncelikleri arasında sağlık, eğitim ve iklim politikaları yer alıyor. Ayrıca, İsveç'in NATO üyeliği ve AB içindeki rolü de sol ittifakın gündeminde olacak.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsveç'teki seçim sonucu, Avrupa'da yükselen aşırı sağ akımlar açısından da önem taşıyor. İsveç Demokratları'nın iktidar ortağı olması, ülkedeki siyasi dengeleri değiştirmişti. Solun zaferi, İskandinav ülkelerinde ve Avrupa genelinde sosyal demokrat partiler için moral kaynağı olabilir. Öte yandan, İsveç'in NATO üyeliği ve Rusya karşıtı tutumu, yeni hükümet döneminde de devam edecek gibi görünüyor. AB içinde İsveç, iklim politikalarında öncü rol oynuyor; sol ittifakın bu çizgiyi sürdürmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'te sol ittifakın seçim zaferi, Türkiye-İsveç ilişkileri açısından doğrudan bir değişiklik yaratmayabilir. Ancak İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye'nin onayı kritik olmuştu ve yeni hükümetin PKK/YPG konusundaki tutumu yakından izlenecek. Sol ittifak, genel olarak insan hakları ve ifade özgürlüğü vurgusu yapıyor; bu durum, Türkiye'nin terörle mücadele beklentileriyle zaman zaman gerilim yaratabilir. Öte yandan, İsveç'in AB içindeki konumu ve Türkiye'nin AB üyelik süreci açısından yeni hükümetin tutumu belirleyici olacak. Türkiye, İsveç ile savunma sanayi ve ticaret ilişkilerini geliştirmek isteyebilir. Ayrıca, İsveç'teki Türk toplumu ve göçmenlerin durumu da ikili ilişkilerde önemli bir başlık olarak kalacak.