İsveç'in Liberya'ya yönelik kalkınma yardımını sona erdirmesi, ülkede kadın hakları ve cinsel sağlık hizmetleri açısından ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor. Ülkenin en büyük ikinci bağışçısı konumundaki İsveç, yüz milyonlarca sterlinlik desteğini çekme kararı aldı. Liberya'nın başkenti Monrovia'da Atlantik Okyanusu'na bakan soluk mavi binada hâlâ İsveç bayrağı dalgalanıyor; ancak bu sembolik varlık, finansal desteğin sona ermesinin yarattığı belirsizliği gizleyemiyor. Cinsel ve üreme sağlığı hizmetleri, bu kararın ardından geleceği belirsiz bir durumla karşı karşıya.
İsveç'in kararı ve gerekçeleri
İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA), Liberya'ya yönelik ikili kalkınma işbirliği programını sona erdirme kararı aldığını açıkladı. Bu karar, İsveç'in küresel kalkınma yardımı politikalarında yaptığı gözden geçirmenin bir parçası olarak görülüyor. İsveç hükümeti, yardım bütçesini daha stratejik alanlara yönlendirmeyi ve Liberya'daki programın artık öncelikleri arasında olmadığını belirtti. Ancak bu karar, Liberya'da özellikle kadın sağlığı alanında çalışan sivil toplum kuruluşları arasında büyük bir endişe yarattı.
İsveç, uzun yıllardır Liberya'da cinsel sağlık ve üreme hakları alanında önemli bir donör olarak faaliyet gösteriyordu. SIDA'nın desteği, aile planlaması hizmetleri, anne sağlığı programları ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla mücadele gibi kritik alanlarda kullanılıyordu. Bu desteğin kesilmesi, binlerce kadının temel sağlık hizmetlerine erişiminin sona ermesi anlamına gelebilir. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar, bu hizmetlere en çok ihtiyaç duyan grup olarak öne çıkıyor.
Liberya'da sağlık sisteminin kırılganlığı
Liberya, on yıllarca süren iç savaş ve 2014-2016 yıllarındaki Ebola salgınının etkisiyle sağlık sistemi açısından oldukça kırılgan bir ülke konumunda. Ülke, dünyanın en düşük sağlık harcamalarına sahip ülkelerinden biri ve sağlık hizmetlerinin büyük bir kısmı dış donörlerin finansmanına bağımlı. İsveç'in sağladığı yıllık yaklaşık 30 milyon sterlinlik yardım, Liberya'nın sağlık bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu kaynağın aniden kesilmesi, halihazırda yetersiz olan sağlık altyapısının daha da kötüleşmesine yol açabilir.
Liberya'da kadın sağlığı göstergeleri, dünya ortalamalarının oldukça altında. Ülke, anne ölüm oranlarının en yüksek olduğu Afrika ülkelerinden biri; kadınların büyük bir kısmı doğum sırasında hayatını kaybediyor. Cinsel şiddet ve ergen hamilelikleri de yaygın bir sorun olarak devam ediyor. İsveç'in desteği, bu sorunlarla mücadelede kritik bir rol oynuyordu. Üreme sağlığı hizmetleri, kadınların güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısından da büyük önem taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsveç'in bu kararı, yalnızca Liberya'yı değil, Batı Afrika bölgesindeki kalkınma dinamiklerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Liberya, komşusu Sierra Leone ve Gine ile birlikte sınır ötesi sağlık tehditlerine karşı ortak mücadele yürütüyor. Ebola salgını sırasında bölgesel işbirliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştı. İsveç'in çekilmesi, bölgedeki diğer bağışçıların da benzer kararlar almasına yol açabilir ve bu durum, sağlık sistemleri zaten kırılgan olan ülkelerde domino etkisi yaratabilir.
Küresel ölçekte ise bu gelişme, gelişmiş ülkelerin kalkınma yardımlarını kesme eğiliminin bir yansıması olarak okunuyor. Son yıllarda birçok Avrupa ülkesi, ekonomik zorluklar ve iç siyasi baskılar nedeniyle dış yardım bütçelerini azaltma yönünde adımlar atıyor. İsveç'in Liberya kararı, bu eğilimin önemli bir örneği olarak değerlendiriliyor. Özellikle kadın sağlığı gibi uzun vadeli kalkınma hedeflerine yönelik yardımların kısa vadeli bütçe hesaplarıyla kesilmesi, küresel sağlık güvenliği açısından riskler oluşturuyor. Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nden (SKH) biri olan toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın sağlığı, bu tür kararlarla tehlikeye girebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika'daki kalkınma işbirliği politikaları açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Sahra Altı Afrika'da sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik çeşitli projeler yürütüyor; Liberya da dahil olmak üzere birçok ülkede Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla sağlık merkezleri inşa ediyor ve tıbbi ekipman desteği sağlıyor. İsveç'in çekilmesi, Liberya'da oluşacak finansman boşluğunun, Türkiye gibi yükselen donörlerin önünü açabileceği anlamına geliyor. Ancak bu durum, Türkiye'nin sağlık alanındaki yardımlarının sürdürülebilirliği konusunda sorumluluk yükleyebilir. Türk dış politikasının Afrika'daki yumuşak güç stratejisi açısından, bu tür bir fırsatın değerlendirilmesi, ülkenin bölgedeki etkisini artırabilir.