Haziran ayı tarım dışı istihdam verileri, piyasa beklentilerinin oldukça altında kalarak 206 bin kişilik artış gösterdi. Bu veri, ABD ekonomisinin yavaşlama sinyalleri verdiği bir dönemde geldi. İşsizlik oranının %4,1'e yükselmesi ve ortalama saatlik kazançlardaki yıllık artışın %3,9'a gerilemesi, enflasyonist baskıların azaldığına işaret ediyor. Bu gelişmeler, tahvil piyasasında faizlerin düşmesine neden olurken, yatırımcılar Fed'in faiz indirimine daha erken başlayabileceğini fiyatlıyor.
Verilerin Arkasındaki Gerçekler
Haziran ayı istihdam raporu, birçok analistin sandığından daha zayıf bir tablo çiziyor. Özellikle işsizlik oranının %4,1'e çıkması, pandemi sonrası toparlanmanın ivme kaybettiğini gösteriyor. Saatlik kazançlardaki yıllık artışın %3,9 ile son üç yılın en düşük seviyesine inmesi, ücret enflasyonunun soğuduğuna dair en güçlü kanıtlardan biri. Ayrıca, önceki aylara ait istihdam verileri aşağı yönlü revize edildi: Nisan ayı 165 binden 108 bine, Mayıs ayı ise 272 binden 218 bine düşürüldü. Bu revizyonlar, iş gücü piyasasındaki zayıflığın daha önce sanıldığından daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor.
Fed Başkanı Jerome Powell, son dönemdeki açıklamalarında enflasyonun hedefe yaklaştığına dair iyimser sinyaller vermişti. Ancak yine de faiz indirimi için daha fazla veri görmek istediğini vurgulamıştı. Haziran raporu, bu beklentiyi karşılayan önemli bir veri noktası oldu. Piyasalar artık Eylül ayında 25 baz puanlık bir faiz indirimini yüksek olasılıkla fiyatlarken, yıl sonuna kadar iki indirim daha bekleniyor. Tahvil faizleri, bu beklentilerle birlikte sert düşüş yaşadı; 10 yıllık Hazine tahvil faizi %4,35 seviyelerine geriledi.
Küresel Piyasalara Yansımalar
ABD verilerindeki bu olumlu gelişme, küresel piyasalarda da risk iştahını artırdı. Gelişmekte olan ülke para birimleri, dolar karşısında değer kazanırken, hisse senedi piyasalarında alımlar hızlandı. Özellikle Asya ve Avrupa borsaları, ABD faizlerindeki düşüşün etkisiyle pozitif seyretti. Emtia piyasalarında ise altın fiyatları, doların zayıflamasıyla birlikte yükselişe geçti. Bu durum, enflasyonla mücadelede Fed'in elini güçlendirirken, diğer merkez bankaları için de bir emsal teşkil edebilir.
Ancak bazı analistler, işsizlik oranındaki artışın resesyon sinyali olabileceği konusunda uyarıyor. Ters verim eğrisi gibi öncü göstergeler, ekonominin yavaşladığını ancak henüz resesyona girmediğini işaret ediyor. Yine de tahvil piyasasındaki yükseliş, yatırımcıların enflasyonun kontrol altına alındığına ve faiz indirimlerinin ufukta göründüğüne dair güvenini yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD faizlerindeki düşüş beklentisi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için sermaye akışını kolaylaştırabilir. Doların zayıflaması, Türk Lirası üzerindeki baskıyı hafifletirken, TCMB'nin faiz indirimine gitme ihtimalini artırabilir. Ancak Türkiye'nin kendi enflasyon dinamikleri (TÜFE %70'in üzerinde) göz önüne alındığında, TCMB'nin bu küresel rahatlamaya hemen yanıt vermesi zor görünüyor. Yine de ABD verileri, Türkiye'nin dış finansman koşullarını iyileştirerek, cari açığın finansmanında bir nefes aldırabilir.