İsrail'de, İran ile varılan ateşkes anlaşmasına yönelik öfke ve hayal kırıklığı giderek büyüyor. 'Orta İsrail' olarak adlandırılan, ülkenin siyasi ve ekonomik merkezindeki geniş bir kesim, anlaşmanın Tahran yönetimine yeniden toparlanma fırsatı vereceğini düşünüyor. Rehovot kentindeki Herzl Caddesi'nde bulunan Tree Brasserie'de bir araya gelen İsrailliler, neredeyse her konuda fikir birliğine varmış durumda: Ateşkes, İran'ın nükleer programını ve bölgesel nüfuzunu pekiştirmesine yol açacak ve bu da İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturacak. Özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik eleştiriler dikkat çekiyor; birçok İsrailli, Trump'ın politikalarının bu noktaya gelinmesinde etkili olduğunu savunuyor.
İran Anlaşmasına Tepkiler ve Arka Plan
İsrail kamuoyunda, İran ile varılan ateşkes anlaşması, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP) duyulan güvensizliği yeniden alevlendirdi. O dönemde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendirmiş ve İran'ın nükleer silah elde etmesini engelleyemeyeceğini savunmuştu. Şimdi ise benzer endişeler, daha geniş bir kesim tarafından dile getiriliyor. Anlaşmanın, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlamadığı, aksine Tahran'a ekonomik rahatlama sağlayarak bölgesel milis güçlerini finanse etmesine olanak tanıdığı belirtiliyor.
İsrail'de yapılan anketler, halkın yüzde 70'inden fazlasının anlaşmaya karşı olduğunu gösteriyor. Özellikle İran'ın Suriye'deki varlığı ve Hizbullah'a verdiği destek, İsrail'in kuzey sınırında doğrudan bir tehdit olarak algılanıyor. 'Büyük bir hata' ifadesi, Tree Brasserie'deki sohbetlerde sıkça duyuluyor. İsrailliler, anlaşmanın İran'ı denetleme mekanizmalarının yetersiz olduğunu ve Tahran'ın yaptırımların kalkmasıyla birlikte askeri kapasitesini hızla artırabileceğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, sadece İsrail'de değil, Körfez ülkelerinde de tedirginlik yaratmış durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran'ın bölgesel yayılmacılığından endişe ediyor. ABD'nin arabuluculuğunda varılan anlaşma, Washington'un Ortadoğu'daki angajmanının azalması olarak yorumlanıyor ve müttefikler arasında güven bunalımına yol açıyor. Öte yandan, Rusya ve Çin'in anlaşmaya verdiği destek, bölgedeki güç dengelerini değiştirebilir. İsrail, bu yeni konjonktürde kendi güvenlik çıkarlarını korumak için daha bağımsız adımlar atmak zorunda kalabilir.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) yetkilileri, anlaşmanın ardından İran'ın nükleer tesislerine yönelik siber saldırı ve sabotaj operasyonlarının yoğunlaştırılabileceğini ima ediyor. Netanyahu hükümeti, ABD'den anlaşmanın uygulanmasına ilişkin ek güvenceler talep ederken, muhalefet partileri ise hükümeti anlaşmayı engelleyememekle suçluyor. Bu durum, İsrail iç siyasetinde de yeni bir gerilim alanı yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile varılan ateşkes anlaşması, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, İran'ın nükleer programına karşı çıkarken, Tahran ile enerji ve ticaret alanlarında iş birliğini sürdürüyor. Anlaşmanın uygulanması, Türkiye'nin İran'a yönelik yaptırımlara uyumunu yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca, İran'ın Suriye ve Irak'taki etkinliğinin artması, Türkiye'nin bu bölgelerdeki güvenlik çıkarlarıyla çelişebilir. Ankara, anlaşma sonrası oluşacak yeni dengelerde hem ABD hem de İran ile ilişkilerini dengelemek zorunda kalacak. Bölgesel istikrarın sağlanması için Türkiye'nin aktif diplomasi yürütmesi bekleniyor.