İsrailli yetkililerin, ABD, İsrail ve Arap ülkeleri arasında gerçekleştirilen gizli bir askeri toplantının ayrıntılarını basına sızdırdığı ortaya çıktı. Middle East Eye'ın haberine göre, söz konusu toplantı, bölgesel güvenlik işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan ve kamuoyundan gizlenen bir diplomatik girişimin parçasıydı. Sızıntı, İsrail'in Arap devletleriyle yürüttüğü arka kapı diplomasisinin yeni bir boyutunu gözler önüne seriyor. Toplantının zamanı ve yeri henüz netleşmezken, katılımcı ülkelerin kimler olduğu konusunda da resmi bir açıklama yapılmadı.
Gizli Görüşmelerin Arka Planı
İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasındaki ilişkiler, 2020 yılında imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile yeni bir döneme girmişti. Bu anlaşmalar çerçevesinde Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas, İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmuştu. Ancak bu ülkelerin çoğu, Filistin meselesi nedeniyle İsrail ile askeri işbirliğini açıkça duyurmaktan kaçınıyor. Sızıntıya konu olan toplantı, bu tür işbirliğinin artık daha geniş bir çerçevede ele alındığını gösteriyor.
Habere göre, toplantıda İran'ın bölgedeki artan etkisi, Husi saldırıları ve Suriye'deki gelişmeler gibi ortak güvenlik tehditleri masaya yatırıldı. ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını yeniden yapılandırma çabaları da toplantının gündem maddeleri arasında yer aldı. İsrailli yetkililerin sızıntıyı neden yaptığı ise belirsiz. Bazı yorumcular, bunun İsrail iç siyasetinde bir güç gösterisi olduğunu savunurken, bazıları da Arap ülkelerine yönelik bir mesaj niteliği taşıdığını öne sürüyor.
Orta Doğu'da son yıllarda yaşanan normalleşme süreci, İsrail'in bölgedeki izolasyonunu kırma yönünde önemli adımlar içeriyordu. Ancak Gazze'deki savaş ve Filistin meselesindeki tıkanıklık, birçok Arap ülkesinin İsrail ile açık işbirliğine mesafeli yaklaşmasına neden oluyor. Bu nedenle, askeri ve istihbarat düzeyindeki temaslar genellikle gizlilik içinde yürütülüyor. Sızıntı, bu hassas dengenin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Orta Doğu'daki stratejik öncelikleri, son yıllarda Çin ve Rusya'ya karşı küresel rekabet nedeniyle değişime uğradı. Washington, bölgedeki müttefikleri arasında daha entegre bir güvenlik mimarisi oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda İsrail, Arap ülkeleri ve ABD arasında ortak tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayi işbirliği gibi alanlarda adımlar atılıyor. Söz konusu gizli toplantı, bu çabaların bir halkası olarak değerlendiriliyor.
İran, bölgedeki tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Tahran, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki askeri işbirliğini kendisine yönelik bir tehdit olarak algılıyor ve bu tür girişimlere karşı sert tepki veriyor. Nitekim İran destekli gruplar, son dönemde İsrail ve ABD hedeflerine yönelik saldırılarını artırmış durumda. Sızıntının, İran'ın bölgesel hamlelerini daha da agresifleştirmesi olasılığı bulunuyor.
Öte yandan, sızıntının kaynağı ve amacı, İsrail içindeki siyasi çekişmelerle de bağlantılı olabilir. Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti, yargı reformu ve Gazze savaşı sonrası artan eleştirilerle karşı karşıya. Güvenlik kurumları arasındaki rekabet, zaman zaman basına yapılan sızıntılarla kendini gösteriyor. Bu olay da İsrail'in karar alma mekanizmalarındaki gerilimin bir yansıması olarak okunabilir.
ABD yönetimi ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı'nın, sızıntının diplomatik ilişkilere zarar vermemesi için sessiz kaldığı düşünülüyor. Ancak Amerikan basınında çıkan bazı yorumlar, toplantının varlığını doğruluyor ve ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle gizli kanallardan temaslarını sürdürdüğünü belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu'da İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki gizli askeri işbirliğini yakından izliyor. Ankara, bölgesel güvenlik mimarisinde kendisini dışarıda bırakan oluşumlara mesafeli yaklaşıyor. İbrahim Anlaşmaları sürecinde Türkiye, Filistin meselesine verdiği öncelik nedeniyle bu tür işbirliklerine katılmamıştı. Sızıntı, Türkiye'nin bölgedeki jeopolitik konumunu yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Özellikle İsrail ile Arap ülkeleri arasında savunma sanayi ve istihbarat alanında derinleşen ilişkiler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Körfez'deki çıkarlarını etkileyebilir. Ankara, bölgesel istikrarın korunması için diyalog kanallarını açık tutma politikasını sürdürüyor. Ancak gizli askeri yapılanmaların şeffaflıktan uzak oluşu, Türkiye'nin güvenlik hesaplamalarını zorlaştırıyor. Türkiye'nin, benzer gizli görüşmelerden haberdar olup olmadığı ise bilinmiyor.