ABD Temsilciler Meclisi üyesi ve önde gelen Demokrat Parti vekillerinden Ro Khanna, işgal altındaki Batı Şeria’da bir grup İsrailli yerleşimci tarafından silah zoruyla alıkonuldu. Olay, Khanna’nın Filistinli yetkililerle bir araya gelmek üzere bölgeye düzenlediği ziyaret sırasında meydana geldi. Görgü tanıklarının aktardığına göre, yerleşimciler Khanna’nın bulunduğu aracı durdurarak kendisini ve beraberindeki heyeti tehdit etti. Khanna’nın güvenlik ekibinin müdahalesiyle olay yatıştırılırken, ABD’li vekil olayı “kabul edilemez bir saldırı” olarak nitelendirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, İsrail-Filistin çatışmasının uzun süredir devam eden bir gerginlik noktası olan Batı Şeria’da yaşandı. Bölge, 1967’den bu yana İsrail tarafından işgal altında tutuluyor ve uluslararası hukuka aykırı şekilde inşa edilen Yahudi yerleşim birimleriyle dolu. Khanna, ziyareti sırasında Filistin Yönetimi’nin Batı Şeria’daki merkezi Ramallah’ta temaslarda bulunmayı planlıyordu. Ancak yerleşimciler, ABD’li vekilin Filistinlilere destek verdiğini öne sürerek eylem düzenledi. Ordu, yerleşimcilere müdahale etmekte gecikince olayın büyümesine engel olunamadı. Benzer saldırılar, daha önce de bölgeyi ziyaret eden yabancı siyasetçilerin hedefi olmuştu.
Ro Khanna, İsrail-Filistin meselesinde Filistin haklarına duyarlılığıyla bilinen bir isim. Kongre’de iki devletli çözümü savunan Khanna, İsrail’in yerleşim politikalarını sık sık eleştiriyor. Bu nedenle İsrailli aşırı sağcı grupların hedefindeydi. Khanna’nın ofisinden yapılan açıklamada, vekilin fiziksel zarar görmediği ancak olayın son derece travmatik olduğu belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, konuyu İsrail hükümeti nezdinde protesto etti ve benzer olayların tekrarlanmaması için güvence istedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti, Birleşmiş Milletler ve AB tarafından sık sık kınanmasına rağmen, yerleşimcilerin bir ABD kongre üyesine doğrudan saldırması dikkat çekici. ABD, İsrail’in en önemli müttefiki olmasına rağmen, son yıllarda iki ülke arasında yerleşim politikaları konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor. Biden yönetimi, yerleşim faaliyetlerine karşı çıkarken, Netanyahu hükümeti bu politikaları sürdürüyor.
Olay, aynı zamanda İsrail’deki aşırı sağcı unsurların etkisini de gözler önüne seriyor. Yerleşimci gruplar, Filistinlilere ve onları destekleyen yabancılara yönelik saldırılarını giderek artırıyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. BM Güvenlik Konseyi’nin konuya ilişkin bir oturum düzenlemesi beklenirken, Filistin Yönetimi olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’nin Filistin meselesine verdiği desteğin haklılığını bir kez daha teyit ediyor. Ankara, uzun süredir İsrail’in yerleşim politikalarını ve işgal altındaki Filistin topraklarında uygulanan şiddeti kınamaktadır. ABD’li bir vekilin hedef alınması, uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskıyı artırmasına yol açabilir. Türkiye, bu tür olayları kınarken, İsrail-Filistin sorununda iki devletli çözümü savunmaya devam ediyor. Ayrıca olay, Türkiye’nin Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki Filistinli kardeşlerine yönelik diplomatik ve insani desteğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.