Batı Şeria'da kimliği belirsiz bir İsrailli yerleşimci, engelli yaşlı bir Filistinliyi sopayla vahşice darbetti. Saldırı, yaşlı adamın evinin yakınında meydana gelirken, görgü tanıklarının cep telefonuyla kaydettiği görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Orta Doğu Gözlemevi'nin (Middle East Eye) aktardığına göre, olay Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus kenti yakınlarında bulunan bir yerleşimci yerleşim birimi yakınında yaşandı. Mağdur, 65 yaşındaki Filistinli Mahmud el-Bedevi’nin, bir bacağını kaybetmesi nedeniyle tekerlekli sandalye kullandığı ve bu nedenle kendisini savunamadığı belirtildi. Saldırı anında orada bulunan görgü tanıkları, yerleşimcinin elindeki demir sopayla yaşlı adama defalarca vurduğunu, yaşlı adamın yere düşüp kanlar içinde kaldığını ifade etti.
Saldırının arka planı: Artan yerleşimci şiddeti
Bu olay, son aylarda Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarındaki endişe verici artışın bir parçası. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2023 yılı içinde yerleşimci şiddeti olayları yüzde 42 oranında arttı ve 2024'ün ilk aylarında da bu eğilim sürüyor. Yerleşimciler çoğunlukla Filistinli köylere, zeytinliklere ve su kaynaklarına saldırıyor; bu tür eylemler, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltmayı amaçlıyor.
Mahmud el-Bedevi'nin ailesi, saldırıdan sonra yaptığı açıklamada, yaşlı adamın vücudunda kırıklar ve ciddi yaralar oluştuğunu ve Nablus'taki bir hastanede tedavi altına alındığını söyledi. Aile, saldırganın tutuklanması için İsrail askeri yetkililerine başvurdu ancak henüz bir gözaltı gerçekleşmedi. Filistin Sağlık Bakanlığı ise saldırıyı 'insanlık dışı' olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Olayın ardından bölgede protestolar düzenlenirken, Filistinli yetkililer bu tür saldırıların cezasız kalmasının şiddeti körüklediğini vurguladı.
İsrail savunma güçleri (IDF) olayla ilgili yaptığı kısa açıklamada, 'konunun incelendiğini' ve 'gerekli önlemlerin alınacağını' belirtmekle yetindi. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail'in yerleşimcileri koruma altına aldığını ve Filistinlilere yönelik işlenen suçlarda yargısal süreçlerin işlemediğini sıklıkla dile getiriyor. İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da, uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yaklaşık 250 yerleşim birimi bulunuyor ve bu yerleşimlerde yaklaşık 500 bin İsrailli yaşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu tür saldırılar, yalnızca Filistin-İsrail çatışmasını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, konuya ilişkin bağlayıcı kararlar almasına rağmen, İsrail'in bu kararlara uymadığı görülüyor. ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yapıyor ancak etkili bir yaptırım uygulamıyor. Bu da Filistin tarafında uluslararası toplumun 'çifte standart' uyguladığı eleştirilerine yol açıyor.
Olayın yaşandığı dönemde, Orta Doğu'da ateşkes çabalarının yürütüldüğü bir dönemde olması, gerilimi daha da artırıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, özellikle Gazze'deki çatışmaların sonlandırılmasını hedefliyor. Ancak Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin tırmanması, bu müzakerelerin başarı şansını olumsuz etkiliyor. Uluslararası Kriz Grubu analistleri, bu tür olayların Filistinli gruplar üzerinde müzakereleri sabote etme baskısı yarattığını belirtiyor.
Küresel düzeyde, insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler raporları, yerleşimci şiddetinin 'apartheid' rejiminin bir parçası olduğunu savunuyor. Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) devam eden ve işgalin hukuki sonuçlarını değerlendiren dava süreci, bu tarz olayların hukuki açıdan da tartışılmasına kapı aralıyor. Güney Afrika'nın başlattığı soykırım davası gibi girişimler, uluslararası hukukun işlerliğini test ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasının en güçlü destekçilerinden biri olmuştur. Bu olay, Türkiye'nin İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden politikalarına yönelik eleştirilerini haklı çıkarmaktadır. Türk diplomatik misyonları, bu tür saldırıları kınayan açıklamalar yapmakta ve BM platformlarında Filistin'in yanında yer almaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Kudüs ve Batı Şeria'daki Filistinli sivillere yönelik insani yardım programları bulunmaktadır. Bu tür şiddet olayları, Türkiye'nin Orta Doğu'daki etkin rolünü ve Filistinlilere yönelik desteğini güçlendirmekte, aynı zamanda Türk kamuoyunda İsrail karşıtı duyguları artırmaktadır. Ankara'nın, bu olayın faillerinin yargılanması için uluslararası girişimlerde bulunması beklenebilir.