Batı Şeria'nın işgal altındaki bölgelerinde, aşırı sağcı İsrailli milletvekili Zvi Sukkot, Filistinlilere ait bir anıtı çekiçle parçalarken görüntülendi. Görüntülerde, saldırı sırasında İsrail askerlerinin olay yerinde beklediği ve müdahale etmediği görülüyor. İsrail ordusu, askerlerin anıtın yıkılmasını engellemeye çalıştığını ancak Sukkot'un eylemini sürdürdüğünü açıkladı. Olay, bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltirken, Filistinli yetkililer saldırıyı kınadı.
Gelişmenin arka planı
Olay, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Avnei Hefetz yerleşimi yakınlarında meydana geldi. İsrail parlamentosu Knesset üyesi ve aşırı sağcı Yahudi Gücü partisinden olan Sukkot, sosyal medyada paylaştığı videoda, Filistinlilerin inşa ettiği bir anıtı sledgehammer ile yıktığı görülüyor. Videoda, anıtın üzerinde Filistin bayrağı sembolleri ve Arapça yazılar bulunduğu dikkat çekiyor. İsrail ordusu, askerlerin olaya müdahale etmeye çalıştığını ancak Sukkot'un direndiğini öne sürdü. Ancak videoda, askerlerin hiçbir müdahalede bulunmadığı açıkça görülüyor. Bu durum, ordunun açıklamalarına yönelik güveni sarsarken, Filistin yönetimi İsrail'i 'devlet destekli vandalizm' yapmakla suçladı.
Sukkot, daha önce de benzer eylemleriyle biliniyor. 2023 yılında da bir Filistin köyünde zeytin ağaçlarını söktüğü görüntüler paylaşılmıştı. İsrail'deki sağcı hükümetin bu tür eylemlere göz yumduğu eleştirileri giderek artıyor. Uluslararası toplum ise, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin uluslararası hukuk kapsamında savaş suçu sayılabileceğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti vakaları yüzde 40 arttı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının son yıllarda en kanlı dönemlerinden birini yaşadığı bir süreçte meydana geldi. 7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından başlayan Gazze savaşı, Batı Şeria'da da gerilimi artırmıştı. Uluslararası Adalet Divanı'nın geçtiğimiz ay aldığı kararla İsrail'in işgalinin yasadışı olduğunu ilan etmesi, bölgedeki hukuki tartışmaları da beraberinde getirmişti. Sukkot'un eylemi, bu bağlamda yalnızca bir vandalizm vakası olmanın ötesinde, İsrail hükümetinin Filistinlilere yönelik politikalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası toplumun tepkisi gecikmedi. Avrupa Birliği, olayı 'kabul edilemez' olarak nitelendirirken, ABD yönetimi 'endişe verici' ifadesini kullandı. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetinin, bu tür eylemleri kınayan açıklamalardan kaçınması, hükümet içindeki aşırı sağın etkisini gözler önüne seriyor. Bölgede yaşanan bu tür olaylar, iki devletli çözüm umutlarını daha da zayıflatıyor. Filistinliler, İsrail'in uluslararası toplumun kararlarına rağmen işgali derinleştirdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen ülkeler arasında yer alıyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendiriyor ve Ankara'nın Filistinlilere yönelik siyasi desteğini artırıyor. Türkiye'nin özellikle son dönemde Filistin ile ilişkilerini güçlendirme çabaları bağlamında, bu olay Türk dış politikasında İsrail karşıtı söylemin tazelenmesine neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin'i savunan tutumu, bu tür olayları kınayarak bölgesel liderlik rolünü pekiştirebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde gerginliği artırabileceği gibi, filistin davasına verilen desteği de güçlendirebilir.