İsrailli bakanlar ve milletvekilleri, 2005 yılında boşaltılan yasadışı yerleşimlere geri dönülmesi çağrısı yapan binlerce kişilik bir yürüyüşe katıldı. Gazze Şeridi sınırında düzenlenen etkinlik, Filistin topraklarında yeniden yerleşim kurulması yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Göstericiler, İsrail'in 2005'te tek taraflı çekilme planı kapsamında boşalttığı Gush Katif gibi yasadışı yerleşim bloklarına dönüş talebinde bulundu.
Yerleşimlerin Tarihsel Arka Planı ve Yürüyüşün Ayrıntıları
İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan sonra Gazze Şeridi'nde yerleşimler kurmaya başladı. 2005 yılına gelindiğinde bölgede yaklaşık 8.000 yerleşimci yaşıyordu. Dönemin Başbakanı Ariel Şaron'un tek taraflı çekilme planı çerçevesinde bu yerleşimler boşaltıldı ve İsrail ordusu Gazze'den çekildi. Ancak 2007'de Hamas'ın Gazze'de kontrolü ele geçirmesinin ardından İsrail, bölgeye sıkı bir abluka uygulamaya başladı. 2023 Ekim'inde Hamas'ın saldırıları sonrası başlayan savaş, yerleşim tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Son yürüyüş, İsrail'in sağcı koalisyon hükümeti içindeki aşırı sağcı unsurların yerleşim yanlısı politikalarını yansıtıyor. Etkinliğe katılan bakanlar arasında Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi isimler yer aldı. Her iki bakan da Batı Şeria'daki yasadışı yerleşimlerin genişletilmesinin açık sözlü savunucuları. Yürüyüşe katılan binlerce kişi, İsrail bayrakları taşıyarak ve "Gush Katif'e dönüş" sloganları atarak yasadışı yerleşimlerin yeniden inşasını talep etti.
Uluslararası Hukuk ve Bölgesel Tepkiler
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim kurmak yasadışı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den bu yana kurduğu tüm yerleşimleri uluslararası hukuka aykırı ilan etmişti. Ancak İsrail hükümeti bu kararları tanımıyor ve yerleşim faaliyetlerini genişletmeye devam ediyor. Filistin yönetimi, bu tür girişimlerin iki devletli çözümü imkânsız hale getirdiğini vurguluyor.
Yürüyüş, uluslararası kamuoyunda da yankı uyandırdı. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, yerleşim faaliyetlerinin barış sürecine zarar verdiğini belirterek endişelerini dile getirdi. ABD yönetimi ise henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak geçmişte yerleşim genişlemesine karşı çıkan tutumunu sürdürmesi bekleniyor. Bölgede artan gerilim, Gazze'deki insani krizle birleşince Orta Doğu'da istikrarsızlık riskini artırıyor.
İsrail iç siyasetinde ise yerleşim yanlısı hareket, koalisyon hükümetinin önemli bir bileşeni. Başbakan Binyamin Netanyahu, aşırı sağcı ortaklarını kaybetmemek için yerleşim taleplerine ılımlı yaklaşıyor. Ancak bu durum, İsrail'in uluslararası alanda daha fazla izole olmasına yol açabilir. Yürüyüşün ardından Filistinli gruplar, protestolar düzenleyerek tepkilerini gösterdi. Hamas, yaptığı açıklamada yerleşim planlarının "kırmızı çizgi" olduğunu ve bunun bir savaş nedeni sayılacağını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekliyor ve yasadışı İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Bu yürüyüş, Türkiye'nin bölgedeki barış çabalarını zora sokabilir. Ankara, iki devletli çözümün tek geçerli yol olduğunu savunuyor ve yerleşim faaliyetlerinin Filistin topraklarını parçalayarak bu çözümü imkânsızlaştırdığını vurguluyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM platformlarında yerleşim karşıtı girişimlere öncülük ediyor. Ayrıca, Gazze'deki insani krize müdahale için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Yerleşim tartışmaları, Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme sürecini de olumsuz etkileyebilir. Bölgesel istikrar açısından, Türkiye'nin Filistin yanlısı tutumu, Arap ve Müslüman ülkelerle işbirliğini güçlendiriyor.