İsrail Enerji Bakanı Yisrael Katz, ülkesinin ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelerde varılan herhangi bir anlaşmayla bağlı olmadığını açıkladı. Katz, İsrail’in kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini ve Tahran’ın nükleer programını kısıtlamayan her türlü uzlaşmaya karşı çıkacağını söyledi. Bu açıklamalar, Viyana’da süren müzakerelerde ABD’nin İran’a yönelik yaptırımların bir kısmını kaldırmayı değerlendirdiği bir döneme denk geldi. Katz, “İsrail, egemen bir devlettir ve güvenliğini tehdit eden hiçbir anlaşmayı kabul etmek zorunda değildir” dedi.
Netanyahu’nun Nükleer Anlaşmaya Karşı Siyaseti
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, uzun süredir İran’la yapılacak herhangi bir nükleer anlaşmaya karşı çıkıyor. Netanyahu, 2015’teki Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (KOEP) “tarihi bir hata” olarak nitelendirmiş ve ABD’nin eski Başkan Donald Trump döneminde anlaşmadan çekilmesini memnuniyetle karşılamıştı. Şimdiyse Biden yönetiminin İran’la yeni bir anlaşmaya varma çabaları, İsrail’de endişeyle izleniyor. İsrailli yetkililere göre, Tahran’ın nükleer tesislerindeki denetimleri kısıtlaması ve uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkarması, anlaşmanın aciliyetini artırıyor. Katz’ın açıklamaları, İsrail’in olası bir anlaşmaya askeri müdahale dahil her türlü seçeneği masada tuttuğu şeklinde yorumlandı.
ABD-İran Görüşmeleri ve Bölgesel Güç Dengesi
Viyana’da devam eden müzakerelerde, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları kısmen kaldırmaya hazır olduğu belirtiliyor. Ancak İran, tüm yaptırımların kaldırılmasını şart koşuyor. Bu süreçte İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran’ın nükleer silah sahibi olmasına yönelik kaygılarını sıkça dile getiriyor. Uzmanlar, ABD-İran anlaşmasının bölgesel güç dengelerini değiştirebileceğini, İsrail’in ise bu denklemde yalnızlaşabileceğini belirtiyor. Katz’ın açıklamaları, İsrail’in anlaşmaya uyum sağlamaktansa kendi başına hareket etme iradesini yansıtıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, Katz’ın sözlerine tepki göstererek, “İsrail’in bölgede istikrarı bozmaya yönelik girişimleri yeni değil” dedi. Hatibzade, İran’ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu ve müzakere masasında İsrail’in görüşlerinin dikkate alınmadığını söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran nükleer anlaşmasının akıbeti, Türkiye’nin enerji politikaları ve bölgesel güvenliği açısından kritik. Anlaşma sağlanırsa İran doğalgaz ve petrol ihracatını artırabilir, bu da Türkiye’nin enerji tedarikinde çeşitlilik yaratabilir. Ancak İsrail’in anlaşmaya yönelik tehditkar tutumu, Ortadoğu’da yeni bir gerilim dalgası yaratabilir. Türkiye, hem İran’la ticari ilişkilerini sürdürmek hem de İsrail’le son dönemde normalleşme adımları atmak arasında denge kurmak zorunda. Ayrıca, İran’ın nükleer silah sahibi olması bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebilir; bu da Türkiye’nin savunma stratejilerini doğrudan etkileyebilir.