İsrail ordusu, Lübnan'ın güney kentlerine yönelik hava saldırılarını aralıksız sürdürüyor. Son 24 saatte en az yedi farklı bölgenin hedef alındığı saldırılarda sivil kayıpların arttığı bildiriliyor. Lübnan resmi ajansı NNA'ya göre, en yoğun bombardımanın yaşandığı Nebatiye ve Marjayoun bölgelerinde enkaz altında kalanlar olduğu belirtiliyor. Bölge hastaneleri ise gelen yaralılarla baş etmekte zorlanıyor. Saldırılar, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından tırmanan İsrail-Hizbullah geriliminin en son halkası olarak kayda geçti.
Gelişmenin arka planı
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a ait 70'e yakın hedefi vurduğunu duyurdu. Açıklamada, Shtula bölgesinden ateşlenen bir tanksavar füzesine karşılık verildiği belirtildi. Ancak Lübnanlı yetkililer, saldırılarda sivil altyapının da zarar gördüğünü ifade ediyor. Başbakan Yardımcısı Saad Hariri, uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yaparak, 'Lübnan bir savaşa sürükleniyor' dedi.
Hizbullah ise sınır bölgelerindeki askeri noktalara roket saldırıları düzenlediğini açıkladı. Örgüt, İsrail'in bir kibbutzunda hasar meydana geldiğini duyurdu. İsrail medyası, kuzeydeki yerleşim birimlerinde sirenlerin susturulamadığını ve halkın sığınaklara yöneldiğini aktarıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Çatışmalar, ABD ve Fransa'nın arabuluculuk çabalarını hiçe sayarak tırmanıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres taraflara 'silah bırakma' çağrısı yaptı. İran destekli Hizbullah'ın daha geniş çaplı bir savaşa hazırlandığı iddiaları ortalıkta dolaşırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'Kuzey cephesinde tam zafer kazanana kadar operasyonlar sürecek' dedi.
Bu durum, Akdeniz'de enerji güvenliğini de tehdit ediyor. İsrail ve Lübnan arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlığı, yeni doğal gaz sahalarının işletilmesini riske atıyor. Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri, olası bir bölgesel savaştan en çok etkilenecek ülkeler arasında sayılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan sınırındaki bu çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Çatışmaların yayılması halinde, Türkiye'nin deniz yetki alanları ve Kıbrıs konusundaki hassasiyetleri ön plana çıkacaktır. Ayrıca, bölgede istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, İsrail ve Hizbullah arasında denge politikası izlemeye çalışırken, olası bir savaşta Lübnan'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi ve insani yardım lojistiği kritik hale gelebilir.