İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, ülkesinin Lübnan ile vardığı ateşkes anlaşmasını ‘büyük bir hata’ olarak nitelendirdi ve bu adımın Güney Lübnan’daki İsrail askeri kazanımlarını heba edeceğini savundu. Ben Gvir’in açıklamaları, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinde zaten var olan derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Ben Gvir’den sert sözler
Itamar Ben Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ateşkesin “İsrail’in egemenliğine ve güvenliğine yönelik ölümcül bir darbe” olduğunu iddia etti. Bakan, “Bu anlaşma, Hizbullah’ın yeniden güçlenmesine ve kuzeydeki yerleşimcilerimizi tehdit etmesine izin verecek. Güney Lübnan’da kanla kazanılan toprakları terk etmek, terör örgütüne alan açmaktır” ifadelerini kullandı.
Ben Gvir, ayrıca Netanyahu hükümetini ‘zafiyet’ göstermekle suçlayarak, “Ateşkes, Hamas’ı da cesaretlendirecek ve Gazze’de daha zorlu bir mücadeleyle karşı karşıya kalacağız” dedi. Aşırı sağcı bakanın bu çıkışı, İsrail siyasetinde sağ kanadın tutumunu net bir şekilde ortaya koyarken, uluslararası toplumda da yankı buldu.
Ateşkesin arka planı ve bölgesel yansımaları
İsrail ile Lübnan arasında varılan ateşkes, Birleşmiş Milletler ve ABD’nin arabuluculuğunda sağlandı. Anlaşma kapsamında, İsrail güçlerinin Güney Lübnan’dan çekilmesi ve Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyindeki kontrolü devralması öngörülüyor. Ancak Ben Gvir’in de aralarında bulunduğu aşırı sağcı kanat, bu adımın ulusal güvenliği tehlikeye attığı görüşünde.
Bölgesel uzmanlar, ateşkesin İsrail’in kuzey sınırında geçici bir sükunet sağlayabileceğini, ancak Hizbullah’ın askeri kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Lübnan Başbakanı Najib Mikati ise ateşkesin egemenlik açısından önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, “Lübnan devleti artık tüm topraklarında otoritesini tesis edecektir” dedi.
İsrail’de siyasi çatlak derinleşiyor
Ben Gvir’in bu açıklaması, Netanyahu koalisyonundaki aşırı sağ ve merkez sağ partiler arasındaki gerilimi artırdı. Savunma Bakanı Yoav Gallant ise ateşkesi savunarak, “Savaşın amacına ulaştık, şimdi sürdürülebilir güvenlik için diplomasi şart” açıklamasını yaptı. Muhalefet lideri Yair Lapid ise Ben Gvir’i “hükümet içinde hükümet kurmaya çalışmakla” suçladı.
Anlaşmanın hayata geçirilmesi halinde, İsrail’in kuzeyindeki yerleşimcilerin durumu ve Hizbullah’ın olası bir yeniden yapılanması önümüzdeki dönemde bölgesel dengeleri etkileyecek kilit unsurlar olacak. Bu gelişme, ABD’nin İsrail-İran gerilimini düşürmeye yönelik çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan ateşkesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları ve bölgesel istikrar arayışı açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Ankara, Lübnan’daki siyasi istikrarı desteklerken, İsrail’in aşırı sağcı unsurlarının savaşçı söylemleri Türkiye’nin bölgedeki yumuşama sürecine katkı sağlama çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, İsrail’in iç politikasındaki bu tür çatlaklar, Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecinde dengeli bir yaklaşım sergilemesini gerektiriyor. Ankara’nın, ateşkesin kalıcılığı ve bölgesel yansımaları konusunda dikkatli bir izleme politikası izlemesi bekleniyor.