İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında iki aydan fazla bir süre geçti ve Filistinli yazar Bahzad al Akhras, memleketine dönüşün mümkün olup olmadığını sorguluyor. Al Akhras, İsrail ordusunun Gazze'yi "harabeye çevirdiğini" ve binlerce Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirterek, bu yıkımın ardından kendisi gibi yerinden edilmiş Filistinlilerin önündeki belirsizliğe dikkat çekiyor. Orta Doğu Gözü'nde yayımlanan yorum yazısında al Akhras, Gazze'nin yeniden inşasının ve toplumun yeniden yapılanmasının nesiller alabileceğini ifade ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in 7 Ekim'de Hamas'ın saldırıları sonrası başlattığı askeri operasyonlar, Gazze Şeridi'nde büyük bir yıkıma yol açtı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 1.9 milyondan fazla Filistinli yerinden edildi ve Gazze'nin nüfusu ciddi şekilde azaldı. Al Akhras, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun'da yaşayan bir aile olarak, evlerinin bombardıman sonucu yıkıldığını ve kendisinin de ailesiyle birlikte güneye kaçmak zorunda kaldığını anlatıyor. Yazar, "Bir daha asla aynı olmayacak" diyerek, Gazze'nin fiziksel olduğu kadar toplumsal dokusunun da parçalandığını vurguluyor.
İsrail'in hava ve kara saldırıları, hastaneleri, okulları ve sivil altyapıyı hedef alarak binlerce sivilin ölümüne neden oldu. Al Akhras, bu durumun Gazze'de yaşamı neredeyse imkansız hale getirdiğini, temel ihtiyaç maddelerinin ve tıbbi malzemenin yetersiz kaldığını belirtiyor. Ayrıca, ateşkes görüşmelerinin defalarca başarısızlıkla sonuçlandığını ve uluslararası toplumun etkisiz kaldığını ifade ederek, Filistinlilerin geleceğinin belirsizliğini koruduğunu söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki yıkım, yalnızca bölgeyi değil, tüm dünyayı etkileyen bir insani felakete dönüşmüş durumda. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına akın etmesinden endişe ediyor ve sınırlarını sıkı kontrol altında tutuyor. Bu durum, Orta Doğu'da kalıcı bir güvenlik sorunu yaratıyor. Al Akhras, uluslararası toplumun "İsrail'in yıkım politikalarını durdurmak için yeterli adım atmadığını" ve bunun sonucunda bölgede yeni bir göç dalgasının yaşanabileceğini öne sürüyor.
Batılı ülkelerin İsrail'e verdiği destek, Arap kamuoyunda büyük bir öfkeye yol açıyor ve bu durum, mevcut yönetimleri istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıyor. Al Akhras, Filistin davasının artık yalnızca bir toprak meselesi değil, bir "varoluşsal sınav" olduğunu savunuyor. Gazze'nin yıkımı, Filistinlilerin ulusal kimliğini ve toplumsal yapısını derinden etkiliyor; bu da gelecekteki barış çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en güçlü tepkiyi veren ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'i "soykırım" yapmakla suçlayarak, uluslararası platformlarda Filistin'in yanında yer aldı. Bu tutum, Türkiye'nin Orta Doğu'daki etkinliğini artırırken, İsrail'le ilişkilerin daha da gerilmesine neden oluyor. Türkiye'nin insani yardım çabaları ve Filistin'e siyasi destek vermesi, Arap dünyasındaki prestijini yükseltiyor. Ancak bu durum, Türkiye'nin ABD ve Batı ile ilişkilerinde de ek bir gerilim unsuru oluşturuyor. Türkiye'nin bu krizdeki tutumu, ülkenin Orta Doğu'daki stratejik konumunu ve dış politika önceliklerini belirleyen önemli bir faktör olmaya devam ediyor.