İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde askeri operasyonlarını aralıksız sürdürüyor. Ateşkes anlaşmasının imzalanmasının ardından geçen haftalarda, İsrail güçlerinin anlaşmanın hükümlerini ihlal ettiği yönündeki raporlar artıyor. Filistinli kaynaklara göre, İsrail topçu birlikleri, savaş uçakları ve deniz kuvvetleri, sivil yerleşim alanlarını, yerinden edilmiş ailelerin sığındığı kampları ve geçici barınakları hedef alan saldırılar düzenliyor. Aynı zamanda konutların kontrollü patlamalarla yıkılması ve askeri araçların Gazze'nin güney kesimlerinde ilerleyişi de devam ediyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, bu eylemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve sivil can kaybını artırdığını vurguluyor.
Gelişmenin arka planı: Ateşkesin kırılgan yapısı
Mısır ve Katar arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşması, tarafların karşılıklı olarak saldırıları durdurmasını, insani yardım koridorlarının açılmasını ve esir takasını öngörüyordu. Ancak İsrail, anlaşmanın imzalanmasından kısa süre sonra, 'terörle mücadele' gerekçesiyle operasyonlara yeniden başladı. Özellikle Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı ve güneyindeki Han Yunus kenti, yoğun bombardıman altında. Filistin Sağlık Bakanlığı, son bir haftada en az 130 Filistinlinin öldüğünü, yüzlercesinin yaralandığını bildirdi. İsrail ordusu ise operasyonların Hamas militanlarına yönelik olduğunu ve sivil kayıpların 'istenmeyen sonuç' olduğunu iddia ediyor. BM İnsan Hakları Ofisi, ateşkes ihlallerini 'kabul edilemez' olarak nitelendirirken, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) savaş suçları soruşturması kapsamında bu eylemlerin incelenebileceğini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut: Tansiyon yükseliyor
Gazze'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi, bölgesel güçler arasında endişeye yol açıyor. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan, İsrail'e ateşkese uyma çağrısı yaparken, İran destekli gruplar da İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını artırıyor. Lübnan'dan roket atışları ve Yemen'den Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik eylemleri, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini taşıyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in kendini savunma hakkını tanımakla birlikte, sivil kayıpların azaltılması ve insani yardımın engelsiz ulaştırılması çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise üye ülkeler arasında bölünme sürüyor; Rusya ve Çin, İsrail'in kınanmasını isterken ABD, İsrail'in tutumunu eleştiren kararları veto ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistin halkının yanında yer almakta ve iki devletli çözümü savunmaktadır. Gazze'de ateşkes ihlalleri, Türkiye’nin bölgedeki arabuluculuk çabalarını zayıflatma potansiyeli taşırken, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik dengelerini de etkilemektedir. Türkiye, İsrail ile normalleşme sürecini sürdürmekle birlikte, Filistinli sivil kayıpların artması kamuoyunda tepkiye neden olmaktadır. Bu durum, Ankara'nın hem Filistin yönetimi hem de Hamas ile olan ilişkilerini dengeleme çabasını karmaşıklaştırmaktadır. Ayrıca, çatışma ortamı Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardım projelerini de sekteye uğratmaktadır.