İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesimlerine düzenlediği hava saldırısında en az 2 Filistinli hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı. Saldırı, yerel saatle sabah saatlerinde Gazze'nin Deyr el-Belah kentine bağlı Bureij mülteci kampı yakınlarında gerçekleşti. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ölenlerin iki genç erkek olduğu, yaralananlardan en az ikisinin durumunun kritik olduğu bildirildi. Görgü tanıkları, saldırının bir konut binasını hedef aldığını ve enkaz altında kalanların olduğunu aktardı.
İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, hedefin bir Hamas militanı olduğunu ve saldırıda sivil kayıpların yaşanmaması için azami özen gösterildiğini öne sürdü. Ancak Filistinli yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, bu tür operasyonların özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde gerçekleştirilmesinin kaçınılmaz olarak sivil kayıplara yol açtığını vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda Gazze'de şiddet olayları yeniden tırmanışa geçti. İsrail güçleri, Batı Şeria'da düzenlediği baskınları artırırken, Gazze'den İsrail yerleşimlerine roket atılması üzerine hava saldırıları başlattı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, yıl başından bu yana Gazze'de en az 130 kişi İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi. Bu rakam, 2014'teki büyük çatışmadan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Bölgedeki insani durum da kötüleşiyor. Gazze'de elektrik kesintileri günde 20 saati bulurken, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle ekonomik çöküşün eşiğinde olan Gazze'de, işsizlik oranı %45'in üzerinde. Son saldırı, Ramazan ayının ortasında gerçekleşmesi nedeniyle bölgedeki gerginliği daha da artırdı.
Gazze'deki İçişleri Bakanlığı, saldırıya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "İşgalci güçlerin bu saldırıları, uluslararası hukukun açık ihlalidir. Bu tür eylemler bölgede yeni bir şiddet sarmalı yaratmaktan başka işe yaramaz" ifadelerini kullandı. Hamas'ın silahlı kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Filistin çatışması, bölgesel dengeler üzerinde doğrudan etkiye sahip. Son yıllarda İbrahim Anlaşmaları ile Arap ülkeleriyle normalleşme sürecine giren İsrail, Gazze'deki saldırılar nedeniyle uluslararası kamuoyunda artan eleştirilere maruz kalıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, tüm taraflara itidal çağrısında bulunurken, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "İsrail'in kendini savunma hakkını destekliyoruz, ancak sivil kayıpların önlenmesi için her türlü önlemin alınması gerektiğine inanıyoruz" dedi.
Mısır, uzun süredir İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk rolü üstleniyor. Kahire yönetimi, tarafları kapsamlı bir ateşkes anlaşmasına ikna etmeye çalışıyor. Ancak şu ana kadar kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Katar'ın da dolaylı müzakerelerde aktif olduğu biliniyor. Bölgedeki bu çatışma, aynı zamanda İran ile İsrail arasındaki gerginliğin de bir yansıması olarak görülüyor; bazı analistler, Gazze'deki grupların İran'dan aldığı desteğin, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırdığını belirtiyor.
Avrupa Birliği dış politika sözcüsü Nabila Massrali ise yaptığı açıklamada, "Sivillerin hedef alınması asla kabul edilemez. Uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve derhal ateşkes ilan edilmesi çağrısında bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin acil toplantı talebi ise ABD'nin vetosuyla karşılaşmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği yüksek önceliği bir kez daha gündeme getiriyor. Ankara, uzun yıllardır Gazze'deki insani krize dikkat çekiyor ve İsrail'e karşı somut adımlar atılmasını talep ediyor. Bu tür olaylar, Türk kamuoyunda geniş yankı bulurken, hükümetin bölgedeki diplomatik girişimlerini hızlandırması bekleniyor. Türkiye, Filistinlilerin haklarının korunması için uluslararası platformlarda daha güçlü bir duruş sergileyebilir. Ayrıca, bu çatışmaların Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve bölgesel güvenlik dinamikleri üzerinde dolaylı etkileri olabileceği de göz ardı edilmemeli.