İsrail savaş uçakları, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’ye ağır bombardıman düzenledi. Saldırı, bölgede saatlerdir süren şiddetli çatışmaların ardından gerçekleşti. Hedefin Hizbullah’a ait olduğu belirtilen bir lojistik merkez olduğu iddia edilirken, saldırıda en az 12 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin de yaralandığı bildirildi. Olay, ABD’nin İran ile nükleer anlaşma müzakerelerini yeniden başlatma çabalarına ağır bir darbe vurdu. İran Başmüzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf, Pazar günü yaptığı açıklamada “ABD’nin müttefiki İsrail’in Dahiye’ye saldırması, Washington’un müzakere iradesinin olmadığını bir kez daha gösterdi. Bu şartlar altında barış görüşmelerine devam etmenin anlamı yok” ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran’la 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (KOEP) canlandırmak için aylardır dolaylı müzakereler yürütüyordu. Viyana’da süren görüşmelerde sona yaklaşıldığı ve tarafların anlaşma metni üzerinde büyük ölçüde mutabık kaldığı yönünde sinyaller geliyordu. Ancak İsrail’in son iki haftada Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını artırması, Tahran’da müzakere masasına kuşkuyla bakılmasına yol açtı.
Galibaf’ın açıklaması, İran’ın nükleer dosyasında kritik bir eşiğe gelindiğini gösteriyor. Tahran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkarmış durumda ve IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) son raporunda İran’ın stoklarını artırdığını teyit etti. İsrail saldırıları, İran’da muhafazakar kanadın elini güçlendirirken reformistlerin müzakere pozisyonunu zayıflatıyor.
Uzmanlar, ABD’nin bölgede denge politikası izlemekte zorlandığını belirtiyor. Bir yandan İran’la diplomasiyi sürdürmeye çalışırken diğer yandan en yakın müttefiki İsrail’in askeri operasyonlarını engellemekte yetersiz kalması, Washington’un Ortadoğu’daki güvenilirliğini sorgulatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Beyrut’a yönelik bu saldırı, Lübnan’da zaten kırılgan olan siyasi dengeleri daha da sarsma riski taşıyor. Ülke 2019’dan bu yana derin bir ekonomik krizle boğuşuyor ve hükümet kurma çalışmaları aylardır sonuçsuz kalıyor. Hizbullah’ın İran’ın bölgedeki en önemli vekil gücü olduğu düşünüldüğünde, Dahiye’nin vurulması Tahran’a doğrudan bir mesaj niteliği taşıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz haftalarda İran’a karşı “savaş öncesi hazırlık” sinyalleri vermişti.
OECD ülkeleri ve BM Güvenlik Konseyi’nden henüz somut bir tepki gelmiş değil. Ancak Suudi Arabistan, saldırıları kınayan bir açıklama yayımlarken, Körfez ülkelerinin genel olarak temkinli bir tutum izlediği gözleniyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise “tansiyonun düşürülmesi” çağrısı yaptı. Analistler, İsrail’in bu hamlesinin ABD’nin bölgedeki nüfuzunu daha da zayıflatabileceğini, ayrıca İran’ın nükleer silah elde etme arzusunu körükleyebileceğini vurguluyor.
Ekonomik cephede ise petrol fiyatları saldırı haberinin ardından yüzde 3 oranında yükseldi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi yeniden gündeme gelirken, küresel piyasalarda tedirginlik hakim.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için her iki tarafı da diyaloğa davet eden bir pozisyon izliyor. İsrail saldırıları, Türkiye’nin Lübnan’daki insani yardım operasyonlarını ve bölgesel ticaret bağlantılarını tehdit ediyor. Ayrıca, İran ile nükleer müzakerelerin başarısız olması, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini olumsuz etkileyebilir; zira Türkiye doğal gazının önemli bir kısmını İran’dan ithal ediyor. Gelişme, aynı zamanda Türkiye’nin arabuluculuk rolünü zora sokarak, Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde yeni belirsizlikler yaratıyor.