ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yürüttüğü barış girişimleri, İsrail'in Lübnan'da 'süresiz' askeri varlık gösterme kararıyla sarsıldı. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin ordunun Lübnan'da 'belirsiz bir süre' daha kalacağını açıklaması, Washington ile Tel Aviv arasında görüş ayrılığına yol açtı. Pazartesi günü İsrail güçleri, Güney Lübnan'da bir köprüyü havaya uçururken, Beyrut'a düzenlenen hava saldırılarında iki kişi hayatını kaybetti.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, İran'ı müzakere masasına çekmek için yoğun bir diplomasi yürütürken, İsrail'in Lübnan'daki operasyonları bu süreci tehdit ediyor. İsrail, Hizbullah'ın sınır bölgelerindeki varlığını gerekçe göstererek askeri operasyonlarını sürdürüyor. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi için bir takvim belirlenmesi gerektiğini belirtti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise 'Hizbullah tamamen etkisiz hale getirilene kadar Lübnan'dan ayrılmayacağız' diyerek Washington'a meydan okudu. Bu tutum, Trump'ın İran ile varılması muhtemel anlaşmayı baltalayabilir. Zira Hizbullah, Tahran'ın Lübnan kolu olarak görülüyor.
Pazartesi günü İsrail savaş uçakları, Litani Nehri üzerindeki stratejik bir köprüyü imha ederken, Beyrut'un güneyindeki bir konuta düzenlenen saldırıda iki sivil yaşamını yitirdi. Olay yeri muhabirleri, sağlık ekiplerinin enkaz altında kalanları arama çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, İsrail'in 'işgal politikasını' kınayarak uluslararası topluma çağrıda bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, konuyu acil gündemine alırken, Fransa ve Almanya, İsrail'e operasyonları durdurma çağrısı yaptı. Bölgede tansiyon yükselirken, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 'İsrail'in saldırganlığına kayıtsız kalmayacağız' dedi.
Uzmanlar, İsrail'in Lübnan'daki varlığının, Hizbullah'ı zayıflatmak bir yana, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Orta Doğu'da barışı hedefleyen Trump yönetimi, şimdiye kadar en büyük sınavını veriyor. Arap Birliği de İsrail'e yaptırım uygulanması için olağanüstü toplantı kararı aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'daki süresiz varlığı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklerken, bölgede kalıcı istikrarsızlığın sığınmacı akınını artırabileceğinden endişe ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile yürüttüğü bölgesel diplomasi, İsrail-İran gerginliğinden olumsuz etkilenebilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD ile koordinasyonu sürdürürken, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü yeniden gündeme getirebilir; ancak Ankara'nın doğrudan müdahil olması beklenmiyor.