İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ülkesinin Lübnan’daki askeri operasyonlarını Hizbullah’ın tamamen dağıtılmasına kadar sürdüreceğini açıkladı. Smotrich, İsrail askerlerinin sadece örgütün silahsızlandırılmasının yeterli olmayacağını, Hizbullah’ın siyasi ve askeri yapısının tümüyle ortadan kaldırılması gerektiğini savundu. Bu açıklama, ABD’nin İran ile yürüttüğü nükleer görüşmelerin gölgesinde geldi. Smotrich, İsrail’in bu müzakerelerin tarafı olmadığını ve Lübnan’daki askeri varlığını bağımsız olarak sürdüreceğini vurguladı. Açıklamalar, bölgede tansiyonu yeniden yükseltirken, uluslararası toplumdan tepki çekti.
Gelişmenin Arka Planı: Smotrich’in Açıklamaları Ne Anlama Geliyor?
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan’daki operasyonlarının Hizbullah’ın tamamen dağıtılmasına kadar devam edeceğini belirtti. Smotrich, “Hizbullah sadece silahsızlandırılmakla kalmamalı, tüm yapısıyla ortadan kaldırılmalıdır. Biz bu hedefe ulaşana kadar Lübnan’dan çekilmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Bu sözler, İsrail’in daha önce Lübnan’a yönelik operasyonlarında benimsediği sınırlı hedeflerin ötesine geçtiğini gösteriyor. Smotrich, ayrıca İsrail’in ABD ile İran arasında devam eden nükleer müzakerelere taraf olmadığını ve bu görüşmelerin İsrail’in Lübnan’daki askeri planlarını etkilemediğini söyledi.
Smotrich’in bu açıklamaları, İsrail hükümetindeki aşırı sağcı kanadın Lübnan politikasında sertleştiğine işaret ediyor. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinde Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimler, Hizbullah’a karşı daha agresif bir tutum izlenmesini savunuyor. Bu durum, İsrail’in kuzey sınırında yaşanan son çatışmaların ardından daha da belirgin hale geldi. İsrail ordusu, son haftalarda Hizbullah’ın İsrail yerleşimlerine yönelik roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan’ın güneyinde kapsamlı hava ve kara operasyonları düzenliyor. Operasyonlarda şu ana kadar yüzlerce Hizbullah militanının etkisiz hale getirildiği iddia ediliyor, ancak sivil kayıplar da artıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İran Görüşmeleri ve Lübnan’daki Güç Dengesi
Smotrich’in açıklamaları, ABD ile İran arasında Viyana’da devam eden nükleer görüşmelere denk gelmesi nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. İsrail, uzun süredir İran’ın nükleer programına karşı askeri seçenekleri masada tutarken, ABD’nin diplomasiye öncelik vermesini endişeyle izliyor. Smotrich’in “İsrail bu görüşmelerin tarafı değil” sözü, Tel Aviv yönetiminin Washington’un İran’la varacağı olası bir anlaşmaya sıcak bakmadığını ortaya koyuyor. İsrailli yetkililer, İran’ın nükleer faaliyetlerine sınırlama getirilmemesi halinde bölgedeki vekil güçler aracılığıyla tehditlerin artacağını düşünüyor.
Lübnan cephesinde ise Hizbullah, İran’ın en önemli müttefiki konumunda. Örgüt, 2006’daki savaştan bu yana İsrail’e karşı caydırıcılık kapasitesini artırmış durumda. Smotrich’in “tamamen dağıtılma” hedefi, askeri açıdan gerçekçi görülmüyor; zira Hizbullah, Lübnan siyasetinde de önemli bir aktör. BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öngörüyor ancak bu karar on yıllardır uygulanamadı. İsrail’in yeni tutumu, hem Lübnan hükümetini hem de uluslararası toplumu zor bir duruma sokuyor. Fransa ve ABD, İsrail’in operasyonlarını sınırlandırması ve sivil kayıpları azaltması çağrısında bulunurken, İran destekli gruplar bölgede gerilimin tırmanmasına neden olabilecek adımlar atmaktan kaçınmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail’in Hizbullah’ı hedef alan operasyonları, bölgesel istikrarı tehdit ederken Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını da etkileyebilir. Ankara, Lübnan’daki siyasi istikrarın korunmasından yana bir tutum benimserken, İsrail’in aşırı sağcı söylemleri Türkiye’yi rahatsız ediyor. Türkiye, geçmişte İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonlarına sert tepki göstermiş, Lübnan’daki benzer hareketlere karşı da diplomatik girişimlerde bulunmuştu. Ek olarak, İran ile ABD arasındaki nükleer müzakereler, Türkiye’nin enerji güvenliği ve bölgesel nüfuzu açısından kritik önemde. Türkiye, görüşmelerin çökmesi durumunda bölgenin savaşa sürüklenebileceği uyarısı yaparken, diyalogun sürmesini desteklediğini her fırsatta dile getiriyor. Bu nedenle, İsrail’in sert tutumu, Türkiye’nin bölgedeki denge politikasını zorlayabilir ve Doğu Akdeniz’de yeni bir kriz riskini artırabilir.