İsrail'de son yıllarda ülkeyi terk edenlerin sayısı hızla artarken, geri dönüşlerde ciddi bir düşüş yaşanıyor. Knesset'in (İsrail Parlamentosu) resmi bir raporuna göre, 2023-2024 yılları arasında İsrail'e dönen vatandaşların sayısı önceki yıla kıyasla yüzde 53 oranında azaldı. İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin aktardığı rapor, ülkeden ayrılışların arttığını ve bu tablonun 'beyin göçü' endişelerini güçlendirdiğini ortaya koyuyor.
Rapora göre, 2023 yılında İsrail'den ayrılanların sayısı bir önceki yıla göre belirgin bir artış gösterdi. Özellikle 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından ülkeyi terk edenlerin sayısında büyük bir sıçrama yaşandı. Saldırının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı savaş, hem güvenlik kaygılarını hem de ekonomik belirsizlikleri artırdı. Bu durum, İsraillilerin yurt dışına yerleşme kararlarını hızlandırdı.
Knesset raporu, İsrail'den ayrılanların büyük bir bölümünün genç ve eğitimli profesyonellerden oluştuğunu gösteriyor. Özellikle teknoloji sektöründe çalışan binlerce İsraillinin Silikon Vadisi başta olmak üzere ABD, Avrupa ve Uzak Doğu'ya yöneldiği belirtiliyor. Bu durum, İsrail'in 'Start-Up Nation' olarak bilinen teknoloji ekonomisini tehdit eden bir faktör olarak değerlendiriliyor.
İsrail'de uzun süredir tartışılan yargı reformu, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmiş ve birçok İsrailli için ülkeden ayrılma nedenlerinden biri haline gelmişti. Ancak 7 Ekim sonrası güvenlik endişeleri, bu reformun yarattığı siyasi gerilimi gölgede bıraktı. Yine de rapor, İsrail'den ayrılanların motivasyonlarında güvenlik, ekonomik fırsatlar ve siyasi istikrarsızlık gibi birden fazla etkenin rol oynadığını ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı: Savaş ve belirsizlik
İsrail'den göç artışını tetikleyen en önemli gelişme, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği ve 1.200'den fazla kişinin öldüğü saldırının ardından başlayan Gazze savaşı oldu. İsrail'in Gazze'ye yönelik yoğun bombardımanı ve kara operasyonları, bölgede insani bir felakete yol açarken, İsrail içindeki güvenlik algısını da sarsarak on binlerce kişiyi ülkeyi terk etmeye yöneltti.
Knesset raporuna göre, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 500 bin İsrailli ülkeyi terk etti. Bu sayı, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 5'ine tekabül ediyor. Geri dönenlerin sayısı ise 2022'de yaklaşık 78 bin iken, 2024'te bu rakam 36 bine kadar geriledi. İsrail Hükümeti, vatandaşlarını geri dönmeye teşvik etmek için çeşitli kampanyalar başlatmış olsa da, bu girişimler şu ana kadar beklenen sonucu vermedi.
Ekonomik boyut da göz ardı edilemez. Savaş, İsrail'in savunma harcamalarını artırırken, teknoloji sektöründe faaliyet gösteren birçok şirket de yatırımlarını yurt dışına kaydırmaya başladı. Yüksek yaşam maliyeti ve artan faiz oranları, genç İsraillilerin yurt dışında daha iyi koşullarda yaşama arayışını hızlandırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'den yaşanan bu göç dalgası, Ortadoğu'daki güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Beyin göçü, İsrail'in askeri ve teknolojik üstünlüğünü zayıflatabilecek uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. Özellikle istihbarat ve savunma teknolojileri alanında çalışan uzmanların ülkeyi terk etmesi, İsrail'in bölgesel caydırıcılık kapasitesini olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, bu durum İsrail ile Batı ülkeleri arasındaki bağları güçlendirebilir. Göç eden İsraillilerin büyük bir kısmı ABD ve Avrupa'daki diaspora topluluklarına katılıyor. Bu da İsrail'in Batı'daki nüfuzunu ve lobi gücünü artırabilir. Ancak uzmanlar, İsrail'in daha fazla küresel iş birliği yapması gerektiğini ve göçün bilgi ve sermaye akışını da beraberinde getirdiğini vurguluyor.
Filistin tarafından bakıldığında, İsrail'in içinde bulunduğu bu demografik ve psikolojik çöküş, Filistinlilerin uluslararası alanda haklılığını pekiştirebilir. Ancak bu durumun Filistin direnişine somut bir katkı sağlayıp sağlamayacağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'den yaşanan göç, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel dengeleri doğrudan etkileyecek bir gelişme. Beyin göçü, İsrail'in savunma ve teknoloji alanındaki üstünlüğünü zayıflatabilir; bu da Türkiye'nin bölgedeki askeri ve ekonomik ağırlığını göreceli olarak artırabilir. Ayrıca, İsrail'den ayrılan bazı profesyonellerin Türkiye'ye yerleşme eğilimi göstermesi, Türkiye'nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayabilir. Ancak bu durum, iki ülke arasındaki mevcut siyasi gerginlikler nedeniyle şimdilik sınırlı bir etkiye sahip. Türkiye, bölgesel istikrarı güçlendirmek ve küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren bu süreci kendi lehine çevirmek için diplomasi ve ekonomik iş birliğini ön planda tutmalıdır.