Batı Şeria'nın farklı bölgelerinde, İsrail ordusunun yıkım kararları verdiği iş yerlerinin sahipleri, ağır makinelerle iş yerlerini kendi elleriyle sökerek maddi kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor. Yıkım emri alan Filistinli esnaf, İsrail'in uyguladığı yıkımın maliyetini ve iş gücünü göz önünde bulundurarak, en azından malzemeleri yeniden kullanabilmek için iş yerlerini kendileri söküyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail güçleri, Batı Şeria'nın C bölgesinde bulunan ve izinsiz olarak inşa edildiği gerekçesiyle birçok Filistinliye ait ticari işletmeye yıkım kararı tebliğ etti. Bu kararlar, uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirilse de İsrail yönetimi, bölgedeki yapılaşmanın kendi kontrolünde olması gerektiğini savunuyor. Esnaf, yıkım ekiplerinin gelmesini beklemeden, iş yerlerindeki ekipman, demir ve diğer malzemeleri çıkararak hem para cezalarından kaçınmayı hem de yıkım maliyetini karşılamayı umuyor. Nablus'un güneyindeki Madama köyünde bir marangoz atölyesini söken Muhammed Salih, geçim kaynağını kaybettiğini ancak en azından malzemeleri satarak ailesine bir süre bakabileceğini belirtiyor.
İsrail'in sivil idaresi tarafından verilen yıkım kararları, çoğu zaman mülk sahiplerine çok kısa bir süre tanıyor. Kararın tebliğ edilmesinin ardından esnaf, ya kendi işletmesini sökmek ya da yıkım ekiplerinin işyerini tamamen kül etmesini izlemek zorunda kalıyor. Kendi elleriyle işyerini söken esnaf, hem iş gücü maliyetini hem de yıkım sonrası cezai yaptırımları bir nebze olsun hafifletiyor. Bu durum, Batı Şeria'da ekonomik çöküşün ve mülksüzleştirmenin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre, 2023 yılında Batı Şeria'da 1.000'den fazla yapı yıkıldı ve bu durum binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Yıkım kararları, özellikle C bölgesinde Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltırken, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini de giderek zayıflatıyor. Uluslararası toplum, İsrail'in bu uygulamalarını sıklıkla kınasa da etkili bir yaptırım mekanizması işletilemiyor. ABD ve Avrupa Birliği'nin sınırlı tepkileri, Filistinli esnafın kaderini değiştirmekten uzak. Öte yandan, İsrail hükümetindeki aşırı sağcı koalisyon ortakları, yıkım politikalarının daha da genişletilmesi için baskı kuruyor. Bu durum, bölgedeki tansiyonu yükseltirken, Filistinlilerin uluslararası kurumlara olan güvenini de sarsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Batı Şeria'daki yıkım politikaları, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yakından ilgilendiriyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin'in egemenliğini savunurken, bu tür yıkımların insani ve hukuki yönlerine dikkat çekiyor. Yaşanan gelişme, Türkiye'nin bölgedeki istikrarın sağlanmasına yönelik politikalarını güçlendiriyor. Ayrıca, Türk iş dünyasının Filistin'deki yatırım planları da bu istikrarsızlıktan olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki bazı altyapı projeleri, İsrail'in engellemeleriyle karşılaşabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin diplomatik girişimleri ve insani yardımları, Filistinlilerin direncini artırmak açısından önem taşıyor.